18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 19°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 107.302 0.29
  • Altın: 151,442 -0.01
  • Dolar: 3,6681 -0.22
  • Euro: 4,3165 -0.07

Şakacı savcı kaçmak isterken yakalandı

Ahmet Kekeç

Dönemin Başbakanı Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı dinlemekle suçlanan “Selam-Tevhid Terör Örgütü” savcısı açıklama yapmış. 

İddiaların külliyen yalan olduğunu söylüyor...

Başbakan’ı ve Fidan’ı dinletmemiş.

Ne olmuş?

İran ajanlarının (İran ajanlarından biri de AK Parti Milletvekili Faruk Koca oluyor. Pişkinliği görüyor musunuz?) izini sürerken, ikilinin konuşmalarına istemeden “muttali” olmuş. Yani, Erdoğan ve Fidan “dinlemeye takılmış...”

Bu ayrımı kendisi koyuyor: “Dinlemeye takılmakla, dinlemeye alınmak farklı şeyler...”

Kendisi anlatsın: “Bir internet sitesinde Sayın Başbakan’ın danışmanının telefonuyla yaptığı görüşmenin dinlendiği belirtilmiş. Eğer haber doğruysa burada olay bellidir. Demek ki ilgili danışman hakkında dinleme kararı alınmış. Sayın Başbakan da bu telefonu kullanınca görüşme dosyaya girmiştir. Sayın Başbakan, bakanlar ve MİT Müsteşarı mahkeme kararıyla dinlenmemiştir. Varsa çıkarın belgeleri, hodri meydan... Karşınızda  paçavradan hukukçular yok. Dinlemeye takılmayı, bize dinleme diye yutturamazsınız...”

Savcı, meydan okuyuşunun hemen arkasından, “Bir suç varsa...” diye ekliyor ve sorumluluğu, kendisinden sonra dosyayı yürüten savcıya yüklüyor.

Şöyle diyor: “Burada suç oluşturacak tek eylem, suç unsuru içermeyen dinleme kayıtlarının imha edilmeyip dosyada bırakılmasıdır.”

Demek istiyor ki, “Ben yapmadım, öteki savcı yaptı...”

Kim yaptıysa yaptı...

İmha edilmesi gerekli mahut dinleme kayıtları internet mecralarında dolaştırıldı mı, dolaştırılmadı mı? (Bir de “sızdırma” suçu işlendi.)

Bu kayıtlar üzerinden bir algı operasyonu yürütüldü mü, yürütülmedi mi? 

Başta Erdoğan ve Fidan olmak üzere, birçok bakan ve milletvekili “İran ajanı” ilan edildi mi edilmedi mi?

Elde edilen içerikler, cemaate yakın yayın organları tarafından tepe tepe kullanıldı mı, kullanılmadı mı?

Maksat hasıl olduktan sonra, kayıtlar imha edilse ne olur, imha edilmese ne olur?

Savcımız şakacı biri olmalı...

Mütemadiyen “Acem tehlikesinden” söz ediyor.

Bunlar (yani Acem uşakları) ülkemizde çok etkiliymişler. Her tarafı kuşatmışlar. Başbakanı bile etkisi altına almışlar. Hatta istihbarat teşkilatını bile ele geçirmişler.

Savcımız, dosyadan el çektirilmesini bu etkiye bağlıyor:

Tam İran ajanlarını kuyruğundan yakalayacakken, hükümet Emniyet’e operasyon başlatmış. Ajanlar da sırra kadem basmışlar.

İçimizdeki ajanlar öyle böyle ajanlar değilmiş. Çok tehlikeliymişler. Muammer Aksoy’u, Bahriye Üçok’u, Uğur Mumcu’yu, Ahmet Taner Kışlalı’yı öldürmüşler. Devletin gizli bilgilerini kaçırmışlar... Suikastler hazırlamışlar... Kim bilir bundan sonrası için ne melanet tezgâhlıyorlardı!

Bu şakacı savcıya şunları söylemek isterim:

İran ajanlarının “Osmanlı devletinin son yıllarından başlayarak sistematik bir biçimde içimize sızdıklarını” ileri sürüyorsunuz.

Önce bir İran haritası edinin. Sonra, herhangi bir ansiklopedide, karşılaştırmalı olarak “İran” ve “Türkiye” maddelerini okuyun. Mezhepler bahsine bir göz atın... İki tarafta da, mezhep asabiyetinin ne kadar “belirleyici” olduğunu ve karşılıklı etkileşimin asla söz konusu olamayacağını görün.

Sonra da “sonuç”tan yola çıkarak, “İran ajanı” dediklerinizin durumunu gözden geçirin... “Acem kuşatması”nın aktörleri olarak suçladığınız ErdoğanDavutoğlu ve Fidan döneminde ilişkiler daha da kötüye gitmiş... İran’la düşman olmuşuz.

Demek ki bu ajanlar, İran’a değil, Türkiye’ye çalışıyorlarmış...

Bundan da en çok “güneydeki sevilen ülke” istifade ediyormuş.

Bir şey daha:

Doğru dürüst bir soruşturma yapmak istiyorsanız, 28 Şubat’ın argümanlarını bırakın, “gerçekler” üzerinden hareket edin. Çevik Bir’in başaramadığını siz mi başaracaksınız!

NOT: Bu yazı, 6 Ağustos 2014 tarihinde bu köşede intişar etti. Yazıda geçen şakacı savcının ismi Adnan Çimen... İran ajanı oldukları gerekçesiyle binlerce kişiyi (bu arada Erdoğan ve Fidan’ı) dinleyen Çimen, önceki gün, Almanya’ya kaçmak isterken Atatürk Havalimanı’nda yakalandı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.