20 Ekim 2017 Cuma28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 16°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 6°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 108.434 1.41
  • Altın: 151,237 -0.13
  • Dolar: 3,6580 -0.38
  • Euro: 4,3278 -0.02

Kıvırmayın, Celal efendi gibi açık sözlü olun!

Ahmet Kekeç

Vallahi aynı şey geldi aklıma... Prof. Celal Şengör’ün, “Dışkı yedirmek işkence değil” beyanıyla karşılaşınca, bir önceki Celal Şengör ifşaatında söylediğim cümle geldi aklıma: “Bu darbeci prof, liberallerimizden daha delikanlı.”

Hemen burada bir parantez açalım: “Liberallerimiz” ifadesine, değerli Atilla Yayla hocam itiraz ediyor; “Bunlar bildik sosyalist” diyor, “ille bir şey diyecekseniz, modernist deyin” diye ekliyor.

Haklı... Esasında “liberal görünümlü” demem gerekir. Artık öyle diyorum. Daha da öteye geçip, “liberal görünümlü çakallar” diye ağır bir ifadede bulunuyorum.

Evet, Celal Şengör, “liberal” görünümlü çakallardan daha delikanlı, daha açık sözlü bir bilim adamı... Ötekilerin imalarla, telmihlerle, bin dereden su getirerek anlatmaya çalıştığı şeyi “pat” diye söylüyor.

Yine öyle yapmış...

Kenan Evren’in bütün icraatlarını koşulsuz desteklediğini, Diyarbakır Cezaevindeki işkenceleri onayladığını, dışkı yedirme hadisesini işkence olarak görmediğini (İnsanlar dışkı yiyebilirmiş. Kendisi de yermiş. Çünkü dünyada “her zevki tatma” diye bir trend varmış ve insanlar bu zevk çerçevesinde dışkı yiyip sidik içebiliyorlarmış), demokrasinin Türkiye’ye bir numara büyük geldiğini, Türkiye gibi ülkeler için en iyi yönetim şeklinin “oligarşik yönetim” olduğunu (İsveç’te yaşasaymış, demokrasiyi desteklermiş) söylüyor.

Hiç kıvırmadan, dosdoğru, araya ihtiyat sözcükleri koymadan konuşuyor.

Daha önce de yazmıştım. O yazından bazı hatırlatmalar yapmanın yeri ve zamanıdır:

Celal Şengör ilginç bir bilim adamı... “Bilim adamı” ifadesini özellikle kullanıyorum. Konuşurken öyle bir “bilim” deyişi var ki, sözcük onunla kaimmiş gibi... Bir kalabalığın ortasına bırakın, “Bunlardan hangisi bilim adamı?” diye sorun, bütün parmaklar onu gösterecektir. Bilim adamı kimliği bir insana bu kadar mı yakışır!

Şengör, siyaseti çok seviyor...

Bu konuda da “irkiltici” açıklamaları var.

Darbeleri çok “değerli” ve “gerekli” buluyor mesela. Darbeler eliyle ilerlediğimizi ve geçmişin karanlıklarından kurtulduğumuzu söylüyor. Aynı zamanda açık sözlü bir bilim adamı... İçindeki Jakobeni gizlemiyor. “Budur” diyor. “İrkiltici” şeyler söylese de, açık sözlülüğü onu sevimli kılıyor

Çünkü kendisini iyice ortaya sermiş bir adam var karşınızda. Karnından konuşmuyor, “filancalar rahatsız olur” düşüncesiyle araya tevil cümleleri serpiştirmiyor, eyyam yapmıyor. Öyle inanıyor, öyle söylüyor...

Ülke, “aile dahi yönetmemesi gereken” siyasetçilerin eline teslim edilmemeli... Yönetim, çağdaş, yüzünü batıya dönmüş, eğitimli, bilimsel bilginin önemine inanan “kadrolara” bırakılmalı. Motamot böyle demiyor ama daha önce söylediklerinden ve “temenni” sadedinde dile getirdiklerinden çıkan sonuç bu.

Nedendir bilmem, Celal Şengör’ü okurken, bir an “iç savaşın kanlı cehennemini” öneren Fethullahçı profesörü dinliyormuşum duygusuna kapıldım. “İkisinin söyledikleri arasında bir bağlantı kur” deseler, kuramam. Şu an kuramam en azından... İkisi arasında bir bağlantı olmasa da, bir “benzerlik” var.

Fethullahçı profesör, araya tevil yolları döşüyor, görünüşte “bilimsel bilgiyi” fetişleştirmiyor ama bir kesimin (sosyolojik bir kesimin) “geriliği ve ilkelliği” konusunda söyledikleri, Celal Şengör’ün söylediklerinden farklı değil.

Celal Şengör “Türkiye Kravat takmış Afganistan’dır” diyor.

Fethullahçı profesör bunu “zenginleşmemize rağmen Yunanistan’ın gelişmişlik düzeyini yakalayamadık” cümlesiyle ifade ediyor.

İlki dobra...

İkincisi sinik...

Kaderin garip cilvesine bakın ki, “Siyaseti cami ve kışladan çıkarmalıyız” dediği halde “cami”yle simgelenen dini bir oluşumun (Cemaatin) “siyaseti tedip” çabalarına destek veren Fethullahçı profesör “demokrat adam, en dürüst liberal” diye alkışlanıyor ama içi dışı bir olan ve kendi içinde tutarlı Celal Şengör ise “darbeci, kötü adam” ilan ediliyor.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.