Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Bedevi ile Putin

Bedevi ile Putin

Türkler, ‘uysal atın çiftesi pek olur’ derler. Düşmanlarımız nasırımıza basmadıkça pek aldırmayız.  Düşmanlarımız genellikle bunu pısırıklıkla lorumlar.  Bizim çelebiliğimiz onlar için tuzak olur. Buna istidrac da denilir. Bunu aşamalı olarak hakkın tuzağına düşmek diye ifade edebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi sabrın da bir sınırı, sonu vardır. Sabrın sonu sabreden için selamet, test eden için de de felakettir. Casus müsveddesi Putin sabrımızı test etti ve hesap hatası yaptı. Daha doğrusu çelebiliğimizi yanlış yorumladı sert kayaya tosladı. Bizden böyle bir çıkış beklemiyordu. Düşen uçağı gibi arkası alev aldı. Her ne kadar arkadan hançerlendik diyorsa da aslında kıçına tekmemizi yedi. Tadı iyidir umarım. Düşen sukhoi savaş uçağı irtifa kaybetti ve yere çakıldı. Rusya eninde sonunda Suriye’de yere çakılacaktır. Bir daha iflah olmayacaktır. Rusya coğrafyası kaba saba Ruslar için dar geliyor olmalı ki, bir de sıcak denizlere inmek istiyorlar. Herhalde atın ölümü arpadan, onların ölümü de sıcak denizlerden olacak. Araplar Putin’e kuzeydeki baltacı diyorlar. İranlılar ideolojik yakınlıktan ve Haçlı redifliğinden dolayı kuzeydeki yoldaş diyorlar. Yoldaşlar ateşte sarmaş olacaklar. Sarmal bir vaziyette akıbetleri Kur’an-ı Kerim’in haber verdiği gibi olacaktır. ‘Huzuhu fegulluhu sümme’l cahime salluhu/ Onları bağlayın sonra cehenneme sallayın! Karga tulumba bir biçimde!  

***

 Araplar arasında Putin’e uygun bir deyim var. Muaviye (R.A.) hilim ve yumuşaklığıyla tanınan bir sahabedir. Kimileri bu hilmini ve yumuşaklığını test eder, kötüye kullanır. Hazreti Osman da böyledir. Yakın ve uzak çevresi bunu bir zaaf noktası olarak telakki ederler. Halbuki, zaaf noktası daha çok bu seciyesini istismar edenler için geçerlidir. Hazreti Muaviye’nin yumuşaklığı darb-ı mesel olmuştur. ‘Hilmi Muaviye katele zake’r recule/ Muaviye’nin yumuşaklığı adamı öldürdü’ derler. Kıssadan hisse: Sabırla sükunetle özlemlere kavuşulur. Aksi davranış da, Putin’de olduğu gibi keskin sirke küpüne zarar misali zarar verir. İnsan dilini hayasızlıktan, kem sözden korumalıdır. Bu nedenle de Araplar ‘leyse külli merre yeteselleme’l cerre’ demişlerdir. Yani testi her zaman sağlam kalmaz. En iyisi yanlışı denemekten kaçınmak.  

 Günlerden bir gün Muaviye (R. A.) minberden gönüllere hitap etmektedir. Sefih, akılsız adamlardan birisi bir başkasının kışkırtmasıyla birlikte gaza gelir ve Muaviye (R. A.)’ye sövüp sayar. Bunun üzerine insanlar bu münasebetsiz adamı paylamak isterler. Lakin Muaviye (R. A.) tatsızlığa yer vermez ve işi çelebiliğe döker. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranır. Olay kazasız belasız savuşturulur. Bir gün bir başka adam yine mahut adamı aralarında husumet olan bir kabile reisine karşı kışkırtır. Sefih ve akılsız adam yine gaza gelerek hiçbir uyarıda bulunmadan işaret edilen adama hamle yapar, sövüp sayar! Birincisi gibi olayı selametle geçiştireceğini umar. Heyhat! Bu ağır hakarete maruz kalan adam çeker kılıcını, oracıkta boynunu uçuruverir. Böylece başı bir yana gövdesi bir başka yana düşer.

***

Putin’le bedevinin ne alakası var diyeceksiniz. Putin modern bir bedevidir. Mısırlıların tabiriyle baltacı. Buradan hareketle Muaviye’nin (R.A.) hareketi adam için bir tuzak olmuştur. Bir de darbı mesele kaynaklık etmiştir: Hilm-i Muaviye katele zake’r recule. Muaviyen’nin yumuşak tutumu adamı öldürdü! Putin de bedevi gibi ‘niyazi’ oldu.

Bu salaklığa veya sakarlığa en hafifinden hesap hatası denilir. Putin de Bush gibi moron yani kıt akıl!  Nitekim, düşünce kuruluşu Chatham House’un Çatışma Araştırmaları Merkezi uzmanı Keir Giles de, bir başka ülkenin hava sahasını ihlal eden uçaklarla ilgili kabul edilmiş prosedürler olduğunu hatırlatıyor. Rusya’nın da bu prosedürlerin farkında olduğunu dile getiren Giles, “Rusya Türkiye’nin bu tür ihlallere gösterdiği düşük toleransı biliyor olmalıydı. Bu açıdan, uluslararası yasal perspektifin yanı sıra uygulamalar, teamüller ve ilan edilmiş politikalar da dikkate alınmalıydı” diye konuşmuştur.

“Türkiye bu tür ihlallere sıfır tahammül göstereceğini son derece açık bir şekilde belirtmişti” diyen Giles, şunları kaydetti: “Rusya bence burada bir hesap hatası yaptı. Kuzey Avrupa’da NATO hava sahasını ihlali rutin bir uygulama haline getirmişti. Herhangi bir meydan okumaya muhatap olmadan kendisine sınır dışına kadar refakat ediliyordu sadece. Rusya, Türkiye’nin ilan edilmiş politikasına rağmen burada da böyle bir davranış bekliyordu.”

Beklemediği oldu. Şoka girdi bir daha çıkamadı. Kaldı ki Rusya sadece Bayır Bucak köyleri meselesinden değil 2012 yılında düşürülen uçağımızla ilgili de sabıkalıdır. Albert Çernişev’in bir atasözüne vurgusunu hatırlayarak noktalayalım: Sırça köşkte oturan başkasının hanesine taş atmasın! Yoksa sarsılan heybeti tamir etmek için özür dilenme durumunda kalırsınız. Putin’in yaptığı gibi. Putin yalvar yakar bir biçimde ‘ne olur benden bir özür dileyin’ diye çocuklar gibi tepiniyor. Tazminat talep ediyor. Suriye’de öldürdükleri tazminat isteyecek olsalar donunu satsa bile karşılayamaz. En iyisi mi uçak üzerine soğuk bir su içsin, iyi gelir! Özrü kabahatinden büyük. Uçağı geri istiyorsan sen de öldürdüklerini geri getir! Güçlü olmayı haklı olmakla karıştırıyor. Hazımsızlığı bundan. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi