17 Ocak 2017 Salı19 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 13°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 82.248 0.66
  • Altın: 147,416 0.04
  • Dolar: 3,7690 -0.95
  • Euro: 4,0357 0.00

Cumhuriyet’ten Moskova ağzı

Ahmet Taşgetiren

Gazetecinin gazetecilikten dolayı soruşturmaya tabi tutulması, yargılanması, tutuklanması, mahkum edilmesi ayrı konu. Orada bile bir yığın alt başlık sıralanabilir: Yapılan iş gerçekten gazetecilik mi değil mi, yazılan yazı hakarete mi giriyor ağır eleştiriye mi, şu hakimin hakaret dediği şey, bir başkası tarafından ağır eleştiriye sokulabiliyor mu, burada yargıcın tarafsızlığı sorunu etkili oluyor mu vs... Tutuklama yerine tutuksuz yargılama, hapis cezası yerine para cezası tercih mi edilmeli de aynı çerçevede üzerinde durulacak alt başlıklar.

Sanırım tüm bu alt başlıklar söz konusu olduğunda, en özgürlükçü yaklaşanından en katı yaklaşanına kadar herkeste bir çifte standardın devreye girmesi de, hem bizde hem dünyada olağan durumlar içerisinde. Amerika’nın ve Avrupa’nın özgürlükçüleri, eğer sol - liberal bir gazeteci - yazara sahip çıktığı kadar bir Müslümana - İslamcıya sahip çıkmayabiliyorsa, o da o çifte standart geleneğinin yansımasıdır.

Bu girişten sonra yazının başlığına geleceğim.

Yazacağım şey, asla Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına gerekçe diye anlaşılmamalı. Her iki gazeteci, dışarıda olsaydı da -ki bu da tercih edilebilir- ben bu yazıyı yazardım, hatta daha rahat yazardım.

Ben, Cumhuriyet’in -ki şu anda Can Dündar içerde ve gazetenin yayın çizgisi kurumsal nitelikte devam ediyor- hem TIR’larla ilgili yayınının hem de son Rusya geriliminde geliştirdiği dilin “Türkiye öncelikli” olmadığından daha öte, “Türkiye karşıtı” bir nitelik arz ettiğini belirtmek istiyorum.

Dün malum, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı, Türkiye’nin DAEŞ’in petrolünü pazarladığına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bununla alakalı olduğuna dair bir iddia ortaya attı, bu iddia hemen peşinden ABD kaynaklarınca “Saçma sapan bir iddia” nitelemesiyle reddedildi.

Şimdi bu haberin Türkiye medyasına yansıyış biçimine bakalım:

StarYeni Şafak gibi gazetelerin “Yerli” duruşu tahmin edilebilir, dolayısıyla onlardan örnek vermeyeceğim. Mesela Vatan’a bakalım: Bu haber orada “SAÇMA SAPAN” manşetiyle verildi. Milliyet manşet yanından “ABD: Petrol iddiası saçma sapan” başlığı ile kullandı. Hürriyet“Rus iddiasına ABD’den yanıt” başlığı altında verdi, “Saçmalık” nitelemesine spotta işaret etti. Zaman bile “Moskova yine Erdoğan’ı hedef aldı” üst başlığının altında “Rusya gerilimi tırmandırıyor” başlığı ile sundu.

Bunların tamamı haber değerlendirmesinin “Türkiye okuyucusu”na hitap edildiği ön kabulünden yola çıkarak yapıldığını ortaya koyuyor.

Peki Cumhuriyet ne yaptı?

Pabuç gibi harflerle sunulan manşet şöyle:

“RUSYA’DAN ŞOK İDDİALAR”

Şöyle bir üst başlık var: “Savunma Bakan Yardımcısı: Suriye’den çalınan petrolün güzergahı Türkiye.” Ve hemen manşetin yanında bir patlak içerisinde “Ankara’yı belgelerle suçladı” ifadesi yer alıyor.

Peki Amerika’nın bu iddiaya yönelik görüşü nerede? O da var Cumhuriyet’in birinci sayfasında. Ama hani dibin dibi denir ya işte orada. Sayfanın sağ en alt köşesinde, “ABD Savunma Bakanlığı: IŞİD kanıtı yok, reddediyoruz” ifadeleriyle.

Böyle bir sayfa dizaynını ve mesajların yansıtılış biçimini yazı işleri masası mantığı açısından okuduğunuzda her şeyin Moskova bakışı, ağzı, dili ile tanzim edildiği sonucuna varırsınız. Cumhuriyet hiç ıkınıp sıkınmasın, o sayfanın okunuşu budur. Belki de ıkınıp sıkınmazlar, “Ne var ki bunda!” derler, bilemem. Kaldı ki TIR haberleri de Esed-Rus propagandasına malzeme taşıyan ve Türkiye’nin Suriye’deki konumunu uluslararası camiadaki “IŞİD duyarlılığı” ile vurma hesabına uzanan bir çıkıştı.

Habercilik! Tamam ama Rusya ya da Türkiye’yi DAEŞ bağlantısı iddiasıyla sıkıştırıp kendi stratejik planlarına uygun pozisyona sürükleme hesabına çalışan bir habercilik!

Rus malzemesini al, Türkiye’ye vur.

Cumhuriyet bunu yaptı, yapıyor!

Yargı kararından ne çıkar bilmem ama ortada Cumhuriyet’in Moskova ağzı ile yaptığı gazeteciliğin tipik kanıtlarının bulunduğu çok net.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.