22 Ocak 2017 Pazar24 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:16Öğle 13:23İkindi 15:52Akşam 18:16Yatsı 19:40
    • 3°C Adana
    • 1°C Adıyaman
    • -5°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -4°C Ankara
    • 5°C Antalya
    • -2°C Artvin
    • 6°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,481 -0.03
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Değerler Eğitiminin Neresindeyiz?

Mustafa Güçlü

İnsanlarda istenilen davranışların ortaya çıkarılma sürecine "eğitim" denir. Toplumlar,  bu süreci hem yetişen nesillerin hayat boyu işlerine yarayacak şeyleri elde ettiği, hem de toplumun kendi geleceğini garanti altına aldığı bir doğal akış olarak kabul eder. Bu doğal akışta yetişen nesillere eğitim vasıtasıyla kazandırılacak özelliklerin mahiyetini yetişkinler belirler. Dünyada 21 Yüzyıl'ın başlarından itibaren daha sağlıklı bir toplum hayatı için "değer eğitimi" politikaları uygulanmaya başlanmış, Milli Eğitim Bakanlığımızda bu sürece duyarsız kalmayarak, 2009 yılından itibaren değer eğitimini uygulamaya karar vererek harekete geçmiştir. MEB'in bu kararı çok yerinde olmuştur. Zira toplumun bekası için için yetişen nesillere mutlaka "değer eğitimi" verilmelidir. 

İnsan çevresindekileri ve onların davranışlarını ile olayları ele alıp kıymet biçerken bir ölçü kullanır. Bu ölçülere "değer" denir. İnsan neyin  iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin olduğuna hep elindeki değer yargılarına göre karar verir. Diğer bir ifadeyle değer, tercih etmektir. Değerlerimizin neler olduğunun ve toplumumuzun değerlerimizin farkındalığı hususunda ne durumda olduğu, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur ve Milli Eğitim Bakanlığının konuya birinci elden taraf olması da sevindiricidir. Ancak bu konuda önemli ve ciddi adımların vakit geçirilmeden atılması gerekmektedir. Toplumumuzu değerlerimiz noktasında gözden geçirdiğimizde ana hatları ile aşağıdaki tespitleri yapabiliriz.

Birinci olarak, toplumumuzun en büyük eksikliği değerlerimizin farkında olmayışıdır. Diğer bir ifadeyle "değer bulanıklığı" yaşamasıdır. Bazen insanlar hayatlarında uyguladıkları değerleri bile ifade edememektedir. 

Ikinci olarak, toplumumuzun fiiliyatındaki değerleriyle ifade ettiği değerler örtüşmemektedir. Yani "davranış-değer dengesizliği" vardır. Örneğin insanlar "Komşusu açken tok yatan bizden değildir"  demesine rağmen, etrafındaki ihtiyaç sahiplerine duyarsız kalarak, varlık imkanlarını aşırı bir şekilde kendi sosyal ihtiyaçlarını kullanabilmektedir. 

Üçüncü olarak, toplumumuz benimsediği değerleri, gelecek tasavvurunda kullanmamaktadır. Yani "değer-gelecek tasavvuru dengesizliği" vardır. Geleceğine yönelik planlama yapanlar elindeki değerlerin, gelecek vizyonunun neresinde olduğunu iyi tahlil etmesi gerekir. Bir dengesizlik görüyorsa tamir yoluna gitmelidir. 

Son olarak, fertler değerlere uymayanları eleştirirken, iş kendine gelince sus-pus olmaktadırlar. Yani "eleştiri dengesizliği" vardır. İnsanların kendi vicdanlarında kaybettiği değerleri başkalarının vicdanlarında araması sağlıklı bir ruh hali değildir. Aynı zamanda beyhude bir arayıştır. Tıpkı Nasrettin Hoca'nın  samanlıkta kaybettiği iğneyi sokak ışığının altına araması gibi. 

Netice itibariyle daha detaylı tespitler yapılabilir. Ancak yapılması gereken toplumumuzun iyi bir şekilde tahlil edilerek gerekli olan çalışmaların düzenlenmesi, elde edilen verilere göre Milli Eğitim Bakanlığının ders müfredatlarının içine "değer eğitimini" sindirerek yerleştirmesidir. Ancak o zaman nesillerimizi geleceğe değerlerimizle taşıyabiliriz. Gerek öğrencilere zorla aldırılan, gerek öğretmenlere zorla verdirilen bir değer eğitiminden, verimli sonuç alınamayacağını da bilmek gerekmektedir. Zira değer eğitimi tarafların gönüllü ve istekli olmasıyla hayata geçirilebilecek bir eğitim sürecidir. Muhakkak olan şuki toplumun bekası için "değer eğitimi" yetişen nesillerimize mutlaka verilmelidir. Bu noktada en büyük sorumluluk iki önemli kurum olan aile ve eğitim kurumuna düşmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.