12 Aralık 2017 Salı24 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:12Öğle 13:05İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 6°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • -9°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • -3°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 109.156 1.14
  • Altın: 153,298 -0.50
  • Dolar: 3,8173 -0.47
  • Euro: 4,5053 0.00

Mezarlıkta bir gün...

Haşmet Babaoğlu

Pembe granitten kocaman bir kaya...
Bir general kabri.
Servilerin gölgesinde kamuflaja yatmış ağır bir tank gibi duran kayanın çevresinden dolanıyorum.
Neredeyim ben?
Ferforje demirden kuş kafesi gibi tasarlanmış, bir yanıyla çok hüzünlü fakat güzel bir kabir vardı şurada bir yerde. Sarmaşıklar dolanmıştı hani. Bir yanında kırmızı bir gül açar dururdu.
O nerede?
Karşıma çıkan mezarlık görevlilerinden birine soruyorum. "Kaldırdılar" diyor; sonra eliyle ölüm hakikatinden çok mermer denilen maddeyi yücelten tuhaf bir yapıyı gösteriyor. "Paslanıyor, her seferinde boya istiyor diye aile kafesi söktürdü, bunu yaptırdı."
Kimisi unutulmuş, kimisi çiçek tarhına dönüşmüş birkaç mezarın arasından yürüyorum.
Derken karşıma mezarlığın orta yerinde yeni tip bir konut sitesi çıkıyor sanki...
Kayısı renginde taşlardan inşa edilmiş beş gökdelen, geniş bir park alanı, yürüyüş yolları düşünün. İşte böyle bir sitenin büyükçe tutulmuş bir maketi yerleştirilmiş gibi.
İsimlere bakınca anlıyorum, pek tanınmış bir müteahhit ailenin kabristanı. 

***


Mezarlıklar yaşayanlara ahireti hatırlatırdı ya... 
Ölüm dünya hayatının biricik hakikatiydi, gerisi belki toptan yalandı. Ölüme doğuyorduk nihayetinde.
Ve ne kadar kaçarsak kaçalım bu hakikat hiç değilse mezarlıklarda kafamıza dank ederdi ya...
Bu durum hâlâ geçerli mi, hiç emin değilim.
Anlamışsınızdır, geçen hafta bir günümü İstanbul'un hem tarihi, hem asri büyük bir mezarlığında geçirdim. Adı lazım değil. 
Serviler dinlendirdi beni.
Bazı taze mezarlar sarstı, diriltti.
Ama bu kez net biçimde gördüm ki, mezarlıklar artık dünya yaşamının öteki yüzü değil, basbayağı tekrarı. 

Ahiretten çok yaşadığımız hayatın ta kendisine atıflar yapıyor.
Gösteriş almış yürümüş. Güç düşkünlüğü ve sınıfsal fark vurgusu toprağın yalın hakikatini ezmiş geçmiş. 

***


Mezarlıktan eve döndüğümde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın annesinin mezarına bakıp yazdığı şiiri aradım, buldum.
Şu dizeler yüreğimi titretti. 
"Bir yığın toprakla bir parça mermer/ Sırrıyla haşr olmuş orda ebedin."
Bense o gün uçsuz bucaksız bir alanda bir yığın mermer, bir parça toprak görmüştüm.
Allah'tan ki, ağaçlar vardı ve şehrin gürültüsünden kaçan kuşlar oraya sığınmıştı. 
"Ebedin sırrı"nı hissetmeye gelince...
Tamam! Burada susuyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.