21 Ocak 2017 Cumartesi23 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:51Akşam 18:15Yatsı 19:39
    • 16°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Terörü anayasaya katık etmek!..

Abdulkadir Özkan

BAŞBAKAN Davutoğlu’nun liderlerden görüşme talebi genellikle yeni anayasa için bir adım olarak yorumlandı. Aslında bu görüşme trafiğini ilk adım olarak nitelendirenler de bulunmakla birlikte geçen döneminde yeni anayasa yapmak gündemden düşmeyen konusuydu. Bunun için oluşturulan komisyonda anlaşmaya varılan 60 civarında maddeye rağmen sonuç alınamayışı hatırlandığında bu yönde yapılacak temasları ilk olarak nitelendirmek yanlış olur. İster ilk adım ister yeni adım olarak nitelendirilsin yeni anayasa ile birlikte başkanlık sisteminin birlikte gündeme getirilmesi bu dönemin de sonuç alınmadan geçeceği anlamına gelecektir. Başbakan Davutoğlu liderlerle görüşmesinde yeni bir anayasaya duyulan ihtiyacı dile getirip muhtevası üzerinde durmayacaksa ters bir yanıt almayacaktır. Ama yeni anayasa ile birlikte başkanlık sistemini de gündeme getirecekse temaslardan bir sonuç alınması pek mümkün görünmüyor.

Bir takım kulis bilgilerine sahip olduğunu söyleyen bazı bürokratlar Davutoğlu’nun liderlere başkanlık sistemi ile değil yarı başkanlık sistemi ile gideceğini belirtiyorlar. Hâlbuki tek parti iktidarı olduğu sürece yarı başkanlık sisteminin uygulanmakta olduğunu söylediğinizde aynı çevrelerde, yarı başkanlık sistemi uygulanmakla birlikte bunun hukuki bir zemine oturtulması için anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu söylüyorlar. Kısacası, aslında AK Parti’nin de başkanlık sistemi için ortamın müsait olmadığını düşündüğü, bu bakımdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da kırmamak için bu hamleyi yarı başkanlık sistemini anayasal bir zemine oturtmak istedikleri için yaptığı yorumu yapılıyor. Elbette tüm bunlar kişisel yorumlardan öte gitmiyor. Ancak, bu yorumlarda başkanlık sistemi konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarcılığı gözden kaçırılıyor. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık sistemine giden yolun kendi partisi tarafından engellenmesini hoş görmeyeceği gerçeği unutuluyor.

Daha öncede dikkat çekmeye çalıştığım ülkemizin bugün için en önemli sorununun terör olduğu, bu önemli sorunun başkalık sistemi tartışmaları arasında gözden kaçırılmasının doğru olmadığını bir kez daha vurgulamak yanlış olmaz. Çatışma bölgelerinden her gün şehit haberlerinin geldiği bir ortamda iktidarı ve muhalefeti ile tüm siyasilerin teröre odaklanması, bu hususta önerisi olanların ortaya koyması gerekiyor. Aksi halde liderlerle yapılan görüşmelerde ana konu yeni anayasa ve başkanlık sistemi olursa terör yeni anayasaya katık yapılmış olur ki, bunun acısını millet olarak çekmeye devam ederiz. Bu bakımdan sorunların öncelik sıralamasını karıştırmak, çözüm bulunabilecek sorunları da çözümsüz hale getirir. Kaldı ki, başkanlık sistemini ısrarlı bir şekilde dayatma anlamına gelebilecek tekrarlar inatlaşmayı beraberinde getiriyor. Çünkü başkanlık sistemi dedikçe bazı muhalefet partilerinin direnci artıyor, tepkileri sertleşiyor. Israr başkanlık sistemini adeta şahsileştiriyor, Cumhurbaşkanı’nın özel isteği gibi algılamaya sebep oluyor. Hâlbuki ülke yönetimi ile ilgili sistem değişikliğini kişisel bir olaymış gibi algılamanın anlamı da yok. Hiçbir makam kimse için kalıcı değildir. Cumhurbaşkanlığı Sarayı olayı da sanki Cumhurbaşkanı’nın kişisel bir yaklaşımı gibi algılandı, böyle takdim edildi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda da bugün Sayın Erdoğan oturuyorsa yarın bir başkası oturacaktır. Görev süresi bittiğinde sarayı cebine koyup götürmeyeceği gibi, başkanlık sistemi getirildiği takdirde gelecek statüyü iş başında bulunduğu sürece kullanacak, dönem bitince bir başkası o yetkileri kullanacaktır. Meseleye devletin devamlılığı ve kalıcılığı açısından bakılabildiği takdirde pek çok tartışmaya gerek kalmayacak ama kişiselleştirme ve böyle takdim söz konusu olduğunda direniş oluşuyor. Yoksa başkanlık sistemini de içine alan yeni bir anayasa hususunda mutabakat sağlamak zor değil. Mesele zıtlaşmaya dönüşünce hem öncelikli konular arada kaynıyor. En önemli konu bugün için acil olmayan bir konuya feda ediliyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.