25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 21°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 98.314 0.61
  • Altın: 144,066 0.19
  • Dolar: 3,5732 0.14
  • Euro: 3,9941 0.01

Irak’ı parçalayan ABD ‘tek Irak’ diyormuş!..

Abdulkadir Özkan

BÖLGEMİZDEKİ gelişmeleri estirilen yalan rüzgârını dikkate almadan değerlendirmenin doğru sonuç vermesi mümkün değildir. Çünkü sömürgeci güçlerin planlarını hayata geçirebilmek için bölge ülkelerinin en azından halklarının gerçeği görmelerini engelleyecek şekilde yönlendirmek için propagandaya büyük önem verdiklerini, bunu yaparken hemen her ülkede maşalar bulduğu da bir gerçektir. Sömürgeciler için yönetimlerden çok genellikle toplumların yönlendirilmesi önem kazanıyor. Çünkü sömürgeciler çıkarlarına uygun davranmayan ya da davranmayacağını düşündükleri yönetimleri bir takım operasyonlarla iş başından uzaklaştırma hususunda mahirdirler. 60 yıllık geçmişimiz hatırlandığında doğrudan ya da dolaylı darbelerin hemen hepsinin ABD başta olmak üzere bazı ülkeler ve uluslararası örgütlerin onayı ile gerçekleştiğini görürüz. Benzer durum bölgemizdeki tüm ülkeler için geçerlidir. Bunun için terör örgütlerinin devreye sokulduğu, önce iç çekişmelerin körüklendiği, toplumun kutuplara ayrıştırıldığı ve çatışmalar belli bir noktaya geldiğinde kurtarıcı gibi maşalarını devreye soktukları biliniyor.

Ülkemizin dışında gerek bölgemizden gerek dünyanın çeşitli köşelerinde yaşanan olaylardan pek çok örnek vermek mümkün. Söz gelimi Irak’ın işgal gerekçesi bu ülkeyi parçalamak değil, Saddam’ın sahip olduğu ileri sürülen nükleer ve kimyasal silahların tehdidinden bölgemizi kurtarmak, Irak halkına demokrasi ve özgürlük getirmekti.

Neticede Saddam’ın kimyasal ve nükleer silahlara sahip olduğu yalanı ile karşılaştık. Saddam işbaşından uzaklaştırıldı. Aradan geçen bunca zamana rağmen Irak’ta kan akıyor. Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Kısa bir süre içinde de ülkenin durulacağı, huzura kavuşacağına dair bir işarette yok. Bu arada Irak’ın parçalandığını da söylemek durumundayız. Her ne kadar Kuzey Irak Kürt yönetiminin ABD’deki temsilcisi, “ABD tek parça Irak istiyor” diyorsa da bunun gerçeği ifade etmediği ortada. Yani, Irak’ın işgalinin sebebinin bu ülkeye barış, huzur ve özgürlük getirmek değil, Kuzey’de bir Kürt devletinin kurulması olduğu bugün açıkça görülüyor. Buna rağmen, dünya ABD’nin tek parça Irak istediği yalanı ile uyutulmaya çalışılıyor. Bu yalana gönüllü olarak inananlar olabilir ama bunun gerçek olmadığı da ortada.

Bu noktada İslam ülkelerini yönetenlerin doğruyu görmeleri ve söylemelerinden çok o söyledikleri doğru istikametinde hareket etmeleri ve davranmaları çok daha önem kazanıyor. Çünkü doğruyu bilmek ve söylemenin anlam kazanabilmesi o doğru istikametinde hareketten geçiyor.

Olaya fert bazında baktığımızda insanların büyük bir bölümü doğruyu bilmelerine rağmen bildiklerinin aksine davrandıklarını söylemek mümkündür. Meseleye inancımız açısından baktığımızda, nelerin yapılması gerektiğini bilir hemen hepimiz. Buna rağmen çoğu zaman hareketlerimizin o bilinen doğrulara uygun oluşmadığı görülür. Bu bakımdan doğru davranışların ortaya çıkabilmesi için doğruların bilinmesi ilk şart olmakla birlikte bilinen doğrular yönünde hareket edilmediği sürece doğruların biliniyor olması fazla bir anlam ifade etmez.

DEAŞ, PKK, PYD ve YPG’nin bölgemize yönelik sömürgeci ülkelerin hedeflerine varmalarına hizmet eden terör örgütleri olduğunu, sömürgeci güçlerin desteği olmadan bu örgütlerin varlıklarını sürdüremeyeceklerini her fırsatta dile getirdik. Ne var ki, bizin bu değerlendirmemiz bazı çevrelerce muhalefet yapmak olarak nitelendirildi. İktidar sahipleri ise o taşeron örgütlerin destekçileri ile terörle mücadele ettiklerini ileri sürdüler. Ama bugün bu tespitler sorumluk mevkiinde olanlar tarafından da yapılıyor. Daha doğrusu bugün yapılan tespit geçmişte de yapılıyordu ama bıçak kemiğe dayanana kadar siyaseten terör örgütlerinin arkasındaki güçlere fazlaca ses çıkartılmamış olabilir. Terör örgütleri konusunda yapılan bu değerlendirme ve açıklamalar istikametinde hareket edilmeye başlanarak, sömürgeci güçlerin dost olamayacağı anlayışının hayata geçirilmesi en azından sonraki yıllarda yanlışa düşmeyi engelleyecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.