24 Ocak 2017 Salı25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:54Akşam 18:18Yatsı 19:42
    • 15°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 84.023 1.17
  • Altın: 146,903 0.05
  • Dolar: 3,7616 0.03
  • Euro: 4,0431 0.10

Yaklaşan fırtına öncesi

Nasuhi Güngör

Artık pek çok makale ve araştırmanın giriş cümlesine rahatlıkla ‘Ortadoğu’da sınırlar yeniden çiziliyor’ yazılabiliyor. Başka bir ifadeyle bu bir ‘çözülme’ ve böyle bir gidişatın kimi ne kadar etkileyeceği listesinde Türkiye’yi ilk sıralara yazmak herhalde yadırganmaz.

Böyle bir durumun sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmadığını son birkaç yılın gelişmelerine bakarak görmek mümkün elbette. Sadece Libya örneği bile bunun için yeterli. Öte yandan hemen yanıbaşımızda önce Irak, şimdi Suriye ya da bunlarla eş zamanlı olarak devam eden Lübnan, Bahreyn, Yemen başlıklarına bakmak ateşin ne denli yakınımızda olduğunun ifadesi.

Tam da bu nedenle Türkiye’de iç siyasetin dengelerinin her zamankinden daha sağlam olması önem taşıyor. Çünkü böyle bir gidişatın, başka bir ifadeyle badirenin atlatılması sanıldığından çok daha zorlu bir mücadele gerektiriyor. Türkiye’nin etrafında I. Dünya Savaşı’ndan kalma ve o dönem itibarıyla çizilen sınırların, bu sınırlar içinde tarif edilen devletlerin birer birer çözülmesi; yerini ‘devletimsi’ yapıların alması yeni bir gelişme değil elbette.

Diğer yandan bu sorunu, sadece kendi siyasi sınırlarımızda mücadele ettiğimiz ayrılıkçı etnik ayaklanma üzerinden okumak yetersiz olacaktır. Kuşkusuz hepsiyle sınır komşusu olduğumuz üç ülkede ve bizde yaşayan Kürtlerin, büyük gidişatın içinde en fazla rol yüklenen topluluk olduğu ortada. Sadece bölgenin değil, neredeyse küresel ölçekteki tüm aktörlerin Kürt kartıyla çok uzun zamandır ve yakından ilgilendiği de.

Bu yüzden Ankara açısından tehdidin görünen kısmında böyle bir kartın sürekli olarak aleyhine geliştirilmesi çabası var. Ancak sadece Suriye örneği veya Irak’ın Kürtler dışındaki kesimleri bile olup bitenin neredeyse tüm etnik, dini ve mezhebi unsurlar üzerinden yeni bölünmelere karşılık geleceğini bize gösteriyor.

İki temel yaklaşım var. Birincisi, yüz yıl önce kurulan sınırları esas alarak ve o modeli tartışılmaz kabul ederek savunma hattını kurmak ve strateji geliştirmek. Diğeri ise yeniden şekillenme sürecinde rol almak ve eğer mümkün olacaksa ‘istikrar’ın yeniden ve nasıl kurulacağında etkin olmak.

Bunların her ikisinin de yazıldığı kadar kolay olmadığını, ayrıca arada pekçok farklı yaklaşımın olduğunu biliyorum elbette. Ancak çatışma giderek sertleşiyor. O nedenle az önce etnik, dini ve mezhebi olarak saydığımız ve herbirinin yakın coğrafyamızda her gün derinleşen fay hatları oluşturduğu bir dönemde daha hızlı karar alınması ve nasıl bir stratejik yaklaşımla ayakta kalınacağının öngörülmesi gerekiyor.

Bir felaket senaryosu üzerine konuşmak değil burada sözkonusu olan. Yaklaşan bir felaket öncesinde sorunun doğru anlaşılması, mümkünse önce kendi içimizdeki fay hatlarının daha fazla kırılmaması için sahici tedbirler alınması ve elbette bir sonraki coğrafi mesafede olup bitenle ilgili söz sahibi olunması.

Zor, ama yönetmekle yükümlü olduğumuz bir dönem. En küçük bir tereddüt bile göstermeden. Terörle mücadelede gösterilen kararlılık kadar, yaklaşan fırtına öncesi sağlam bir duruşun zeminini oluşturmak. Özeti bu.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.