28 Mart 2017 Salı1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 18°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 11°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 146,281 0.29
  • Dolar: 3,6195 0.16
  • Euro: 3,9306 0.12

Otorite ve bağımlı bireyler

Fatma Tuncer

Bir insana hak ettiği değeri vermek ile zoraki boyun eğdirmek aynı şey değildir. Birinde sevdiğiniz kişinin sevgisini kaybetmekten korkarsınız diğerinde ise zarar görmekten. Otorite anne babanın söz geçirebilirliğinin bir özetidir, fakat merkezinde saygı vardır. Çocuk anne babanın tavsiyelerini dikkate alır, onları sever, güvenir fakat çekinir de…

Bazı anne babalar otoriteyi zorbalıkla karıştırıyor ve çocuk üzerinde baskı kuruyorlar. Bu kimseler çocuğa ne kadar katı davranırlarsa o kadar faydalı olabileceklerine inanıyor ve baskılarının dozunu arttırıyorlar. Fakat bekledikleri sonuca ulaşamıyorlar. Zira çocuk ergenlik çağına geldiğinde anne babadan uzaklaşıyor, onları bir tehdit olarak görmeye başlıyor.

OTORİTENİN BASKIYA DÖNÜŞMESİ

Aile baskıcı tutumları ile çocuk üzerinde etkili olmaya çalışırlar. Oysa otoritenin baskıya dönüşmesi çocuk üzerinde şu etkileri bırakır:

Güvensizlik

Otoriteye fazla boyun eğme

Baskı ortamında büyüyen çocuk okulda ve evde yaşadığı haksızlığı ifade edemiyor, koşulsuz boyun eğiyor. Bir konuda konuşmak istediğinde göğsü tıkanıyor, ayakları titremeye başlıyor, çocuk korkuyor.

Çocuk sabahın erken saatinde evinden çıkıyor ve okula geliyor. Güne öğretmenin baskısı ile başlıyor: Saçlarını neden böyle yaptın, kıyafetin neden böyle, içeri neden bu şekilde girdin… Çocuğun düşleri yıkılıyor, sessizce oturuyor ne konuşuyor ne de cevap veriyor. Çocuğun kalbi küt küt atıyor, acaba öğretmen daha ne diyecek, hangi kusurumla meşgul olacak diye tetikte bekliyor.

Çocuk eve geldiğinde durum bundan pek farklı olmuyor. Anne başlıyor konuşmaya: Ödevlerini neden yapmadın, sakın ortalığı dağıtma, eşyalarıma dokunma, sakın o çocukla arkadaş olma, sakın şunu yapma… Çocuk okul dönüşü anneyle konuşmak isterken bu fikrinden vazgeçiyor. İki kaya arasında sıkışmış bir dal parçası gibi öylece bekliyor. Çocuk büyüklerle arasına demirden bir zırh çekiyor ve bir daha konuşmamaya karar veriyor.

Evde hangi kuralları yerine getirirsem annemle babamı memnun edebilirim

Nelere el sürüp nelere sürmemeliyim

Nasıl giyinmeli nasıl yiyip içmeliyim

Kiminle konuşmalı ve neler yapmalıyım diye düşünmeye başlıyor.

Çocuk düşüncelerini hiçbir zaman ifade edemiyor. Bir konuda isteksiz olduğunda hayır diyemiyor. Çocuk haklarını koruyamıyor, sanki görünmeyen bir ses onu sürekli uyarıyormuş gibi tetikte bekliyor.

İşte göğsümüzü gererek istikbalimizin sahibi dediğimiz çocuk bu çocuk!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.