28 Temmuz 2017 Cuma4 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,183 -0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

Erdoğan ‘Hitler’ dedi... Kim tutar Murat Belge’yi!

Ahmet Kekeç

Murat Belge’ye “değerlendirmesi” (hatta üzerinde düşünmesi) ricasıyla özel yazı: 

Benim de harbi ve hasbî görüşüm şuydu: Bunlar (“bunlar”dan kastım Profesör Murat Belge ve çevresidir), muhtemel bir seçim başarısından sonra AK Parti’ye yönelik muhalefetlerini daha da ötelere taşıyacak, sürekli “27 Mayıs anıştırması” yapacaklardır.

Nitekim Profesör Murat Belge, “Erdoğan otoriterleşmesini sürdürüyor, 27 Mayıs tipi bir darbe şart oldu” biçiminde anlaşılabilecek ucu açık yazılar yazdı.

Demek ki Murat Belge de bilinçaltını dışa vurma ihtiyacı hissettiğinde “gaf” olarak yorumlanabilecek sözler söyleyebiliyormuş... Belki de kendisini şöyle savunacaktır: “Böyle Erdoğan’a, böyle muhalefet... Bizi bu (normal karşılanmayacak) tavra iten, Erdoğan’ın otoriterleşme eğilimleridir.”

Eh, “Hitler” gafı da yetiştiğine göre, kim tutar Murat Belge’yi.

Fakat karşılaştırma edebiyat uzmanımız, bunun bir “gaf” olarak bile görülmesini istemiyor. Bir zihniyetin dışavurumu... Böyle görülmesinden/algılanmasından yana... 1 Kasım seçiminin hemen arkasından “1933 Almanyası’nda gözlerimi açmış gibi hissediyorum” diye yazdığı için de, Erdoğan’ın gafını, bu hissiyatının teyidi olarak görüyor.

Murat Belge’nin neyi nasıl gördüğüne karışacak değilim.

Nasıl görmek istiyorsa, öyle görecektir.

Muhtemelen, Erdoğan’ın sözlerinden, görüşünü destekleyecek malzemeler arayacaktır ve spekülasyonun dibini bulacaktır.

Ben, kendisine, tevil götürmeyen bir beyanatı hatırlatmak ve bunu nasıl karşıladığını sormak istiyorum...

Kendisi, F 16 ihalesini almak için MİKES diye bir şirket kuran barışsever işadamı Osman Kavala’nın ortağı, dostu, dava arkadaşıdır. Birlikte çok yararlı işler yaptılar; bir yayınevi kurdular, “Birikim” diye bir dergi çıkardılar.

Derginin başına da, Ömer Laçiner diye bir adamı oturttular.

Ki, Murat Belge’nin tasarrufu ve tavassutuyla o göreve getirilmiştir.

Erdoğan’ın, sadece “speküle edilebilir” (daha doğrusu çarpıtılabilir, “çarpıtmaya açık”) sözlerinin üzerine “balıklama” atlayarak, “Bak, gördünüz mü? Zihniyetini nasıl da dışa vuruyor” kıvamında yazılar yazan, dolayısıyla bizi olası “faşizm tehlikesine” karşı uyaran Murat Belge, dergisini emanet ettiği şahsın (yani Ömer Laçiner’in) sabuklamalarını nasıl yorumluyor? Cevabını merak ettiğim soru bu...

Demişti ki Ömer Laçiner, “Erdoğan, demokrasi dışı yollarla mutlaka indirilmelidir.”

Bunu bir cemaat kanalında söylemişti.

Sonra bu görüşünü güya düzelten ama darbeden başka da bir yol kalmadığını ima eden yazılar yazmıştı.

Belge’ye göre “şartlar oluştuğunda” bir darbeden (yani 27 Mayıs tipi bir müdahaleden) söz edilebilirdi. Mesela, Erdoğan otoriterleşmesini sürdürdüğünde...

Laçiner, hiçbir şarta bağlamadan “darbe”nin elzem ve muaccel olduğunu söylüyordu.

Erdoğan’ın sözlerini “bilinçaltının dışa vurumu” olarak gören ve haklılığının verdiği sevinçle, “1933 Almanyası’nda gözlerimi açmış gibi hissediyorum” diyen Murat Belge, dergisini emanet ettiği şahsın tevil kabul etmez “direktifini” nasıl karşılıyor?

Erdoğan, gerçekten de “demokrasi dışı yollarla” mutlaka indirilmeli midir?

Daha önemli soru şu:

Bir “karşılaştırmalı edebiyat” uzmanı olan (dolayısıyla metinlerle harbi ve hasbî ilişki kurabilecek) Murat Belge, “gaf” olarak bile görmek istemediği mahut Erdoğan açıklamasının, üniter yapıyı muhafaza ederek de pekâlâ idari yapının değiştirilebileceğine ilişkin bir “örneğe” işaret ettiğini niçin görmek istemiyor?

Muhalifiz, tamam da...

Nedir bu sefalet Allah aşkına?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.