17 Ocak 2017 Salı19 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 9°C Adana
    • 7°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 82.363 0.80
  • Altın: 146,538 -0.56
  • Dolar: 3,7764 -0.75
  • Euro: 4,0385 0.07

Perinçekçi mi olduk?

Ahmet Kekeç

Hangi değerleri temellük ettiğini, “emek” kavramının neresinde durduğunu, “işçi hakları” lafzının altını dolduracak hangi politikaları geliştirdiğini bilmediğimiz bir parti var. Önceki ismi “İşçi Partisi”ydi. Sonra “Vatan Partisi”ne dönüştürüldü.

Esasında “Vatan Partisi” diye de bir şey yok.

Doğu Perinçek diye bir şey var. Daha doğrusu, “Perinçekçiler” diye bir şey var.

İşbu Perinçekçiler, 28 Şubat tantanasının sürdüğü günlerde, özgürlük taleplerine karşı, “Devrim yasaları uygulansın, İstiklal Mahkemeleri kurulsun” diye bir kampanya başlatmışlardı. Bütün duvarları afişlerle donatmışlardı... Siz, “Bu başörtüsü yasağı biraz ayıp olmuyor mu” diyordunuz, Perinçekçiler “yargılanacaksınız” diyerek “İstiklal Mahkemeleri”ni işaret ediyordu.

Birkaç yıl önce, bu hususu dile getiren bir yazı yazmıştım. O zamanki ismiyle “İşçi Partisi”nin bir yetkilisinden açıklama gelmişti.

Şöyle diyordu yetkili açıklamasında: “1996-97’deki ‘Devrim Kanunları Uygulansın’ kampanyamız Star yazarı Ahmet Kekeç’i ürkütmüş. Bugünkü yazısına bakarsak, aklı hâlâ orada...”

Evet, aklım hâlâ oradaydı...

Ne kıratta solcular olduklarını, tıynetlerini, “öteki”nin özgürlüğü konusunda ne düşündüklerini ele verdiği için aklım hâlâ oradaydı...

Patronları Doğu Perinçek, yine 28 Şubat tantanasının sürdüğü günlerde “İlericilerin tankları var” buyurmuştu. Maaile darbenin tedvirine memur yazılmışlardı. Aklım elbette orada olacaktı.

Bu hatırlatmayı niçin yaptım?

Kaç gündür, internet mecralarında, Perinçekçi olduğumuza ilişkin haberler okuyorum.

Perinçek, Akit TV’ye çıkmış... Paralel örgüte yönelik operasyonları övmüş... Hatta Erdoğan’ın doğru bir çizgide olduğunu söylemiş... Profesör Sedat Laçiner de (gözaltına alınmasına üzüldüm, buradan ‘geçmiş olsun’ diyorum) paralel örgüte yönelik operasyonların arkasında devlet içindeki Perinçekçi ekibin bulunduğunu ima eden bir yazı yazmış.

Bu da, İslamcılarla Perinçekçilerin, “Ergenekonculuk” temelinde ortaklık kurduklarını gösteriyormuş.

Önce, bir konuya açıklık getirmem gerekiyor:

Bugüne kadar kimseden müşteki olmadım.

Hiçbir meslektaşımla, hiçbir siyasiyle yargı önünde hesaplaşmadım.

Basın dalaşmalarını “ek gelir” fırsatına çevirmedim. Yani, tazminat davası açmadım, kimsenin parasına tamah etmedim.

Küfredenler oldu, hedef gösterenler oldu, ihbar edenler oldu, iftira atanlar oldu, kişilik haklarıma saldıranlar oldu, “karanlık oda” mensuplarıyla kafa kafaya verip “özgün” ve “el değmemiş” tevatürler üretenler oldu (hani, “İsmail’in anasını belledim” demişti ya bir şerefsiz... O ilişkilerden söz ediyorum!), müstear ismin arkasına gizlenip yüreksizce dedikodu yapanlar oldu, asparagas haberlerle itibarsızlaştırmaya ve gözden düşürmeye çalışanlar oldu...

Hepsi de bu mesleğin saygın ve itibarlı kalemleriydi...

Dönüp bakmadım bile.

Dönüp bakmayı “tenezzül meselesi” saydım.

Çok şükür elimde kalemim vardı.

İcaplarına “kalemimle” baktım.

Hakkımda 100 küsur suç duyurusunda bulunan post modern darbe sürecinin “muhbir” generali Çevik Bir’den bile şekvacı olmadım...  Bu kişiye (bu kişilere) karşı zamanla yumuşadım... Ama üç kişiyi affedemedim.

Birincisi, Ahmet Hakan Coşkun’dur... Sebebini kendisi bilir!

İkincisi Mehmet Yakup Yılmaz’dır... Delikanlıca kalem kavgası yapmak yerine, maaşıma haciz koydurmayı tercih etti.

Üçüncüsü, Doğu Perinçek’tir.

Kendisini işçi haklarının mümessili sayan bu beyefendi de, hem maaşıma haciz koydurdu (bir basın emekçisinin maaşına haciz koyduran ilk ve tek işçi dostudur), hem de aşağılık bir iftirada bulundu: Süper NATO örgütünden maaş aldığımı iddia etti.

Kaç kez kendisini iddiasını ispata davet ettim.

Cevap alamadım.

Hâlâ bunun cevabını bekliyorum.

İddiasını ispat edinceye kadar, benim açımdan şerefli ve muteber bir kişi değildir.

Kim Perinçekçi oldu, bilemem.

Ben değilim...

Perinçek’in Akit TV’ye çıkmasını “ittifakın resmi” olarak gören arkadaşlara şunu söylemek isterim: Aynı Perinçek “merkez medya” tabir edilen kanallarda da çok sık boy gösteriyordu. Zaman gazetesiyle de iyi ilişkiler içindeydi. Hatta Ekrem Dumanlı’yı makamında ziyaret etmişliği vardır.

Niye o mecraları “Perinçekçi” ilan etmiyorsunuz?

Kaldı ki, kendiniz de savruldunuz ve farklı alanlarda ispatı vücut etmeye başladınız.

Siz nasıl bir “ittifak resmi” içindesiniz?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.