24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 20°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 145,141 -0.27
  • Dolar: 3,6152 -0.28
  • Euro: 3,9060 -0.13

Bizim rahatsızlığımız ABD ve AB’yi rahatsız ediyor mu?

Abdulkadir Özkan

TÜRKİYE hep komşularının toprak bütünlüğünden yana olduğunu açıkladı. Bu, Irak’ta da böyleydi; Suriye’de de böyle devam ediyor. Ne var ki, Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olması bu ülkenin parçalanmasını engellemedi. Aynı durum şimdi Suriye’de de dikkat çekiyor. Başından beri Türkiye samimi olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu net bir şekilde ifade ediyor ama buranın da parçalanmakta olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hatta bir takım kaynaklar Suriye’nin üçe bölünmesinin çok önceden kararlaştırıldığı, yaşanan iç çatışmaların bu plana hizmet ettiğini belirtiyorlar. Irak’ta oluşturulan Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin ABD ve koalisyon ortaklarının desteği ile gerçekleştiği hatırlandığında Suriye’deki gelişmelerin de benzer sonuca hizmet ettiğini söylemek yanlış olmaz. ABD ve koalisyon ortaklarının PYD güçlerini Suriye’de bir kara gücü gibi kullandığı, bunun sonunda Suriye’de PYD denetiminde bir bölge oluşturmaya hizmet ettiğinin artık gizli bir tarafı kalmadı.

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph F. Dunford ile Ankara’da Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile görüşürken Suriye konusunda Türkiye’nin hassasiyetlerinin dile getirildiği medyaya yansıdı. Ağırlıklı olarak Türkiye, sınır hattında terör örgütü PYD’nin IŞİD’le mücadele gerekçesiyle Fırat’ın Batı yakasına geçme girişimlerinden ve buna kimi zaman ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin de havadan destek vermesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği medyaya yansıdı. Bir bakıma Türk yetkililer çeşitli vesilelerle ifade ettikleri düşünce ve rahatsızlıklarını bu defa doğrudan ABD tarafına aktarmış oldular. Bunun ABD ve koalisyon güçleri üzerinde nasıl bir etki yapacağını ileride göreceğiz ama bugüne kadar yapılan açıklamaların istenen soncu vermediği hatırlandığında ABD ve onun AB’li koalisyon ortakları üzerinde fazla bir etki yapmayacağını söylemek yanlış olmaz. Elbette, Türkiye özellikle Suriye konusundaki gelişmeler konusunda sadece iki hususta rahatsızlığı ifade edilmiş değil. Medyaya yansıyan bilgilere göre Amerikalı komutana verilen yeni mesajın başlıkları şöyle:

1-Fırat üzerinde stratejik öneme sahip Teşrin Barajı ve bölgesinin PYD tarafından değil Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından alındığı belirtiliyor. Bizim istihbaratımıza göre SDG’nin yüzde 85’ini PYD güçleri oluşturuyor.

2-Kürt koridorunun farkındayız.

3-Suriye’nin toprak bütünlüğünde hassasız.

4-Demografik yapıyı bozuyorlar.

5-Türkiye IŞİD’le mücadele için sınıra 30 bin asker yığsın gibi istek ve düşünceler hayaldir.

6-Cerablus’taki IŞİD varlığı yoğun hava harekâtıyla ortadan kaldırılabilir.

7-Rusya, IŞİD ile mücadelede kararlıysa aklını başına toplamalı, Moskova’ya gereken mesaj verilmeli.

Görüldüğü kadarıyla Türkiye, Suriye’de ABD ve AB’li koalisyon ortakları ile Rusya’nın planlarının farkındadır. Yapılan uyarılar ve dikkat çekilen konular bunu açıkça ortaya koyuyor. Sıkıntı Türkiye’den çok Türkiye’nin müttefiki(!) olan ülkelerden kaynaklanıyor. Söyledikleri ile kafalarında sakladıkları birbirinden çok farklı. Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de planlarını bir oldubitti ile hayata geçirmek istiyorlar. Böyle olunca da gerek ABD gerek AB için her fırsatta stratejik müttefiklikten bahsetmenin anlamı kalmıyor. Türkiye aleyhine planları olanlarla Türkiye’nin çıkarlarını korumanın mümkün olmayacağı, hatta aynı güçlerin Türkiye’ye yönelik planlarını da iptal etmeye yetip yetmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.