21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 31°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 26°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 29°C Artvin
    • 28°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 106.390 -0.32
  • Altın: 141,861 0.54
  • Dolar: 3,5353 0.41
  • Euro: 4,1152 0.48

Pazar Notları: Şükür!

Haşmet Babaoğlu

Kişiliğimizin bir "birikim"in sonucu oluştuğunu sanırız. Ne yaygın bir yanılgıdır! Vazgeçtiklerimiz, kaldırıp çöpe attıklarımız, sırtımızı çevirip yürüyüp gittiğimiz ne varsa, oradan başlar kişiliğimiz. O yüzden günümüz insanı kişiliksizdir. Durmadan biriktirir çünkü, vazgeçmez, gitmez. 

***
Durmadan düşünen kişi "benliği"nden kopamıyordur. Eğer insanları "düşünenler" ve "eyleyenler" diye ikiye ayıracak olursak, iyiliğe yakın olan ikincilerdir. 
***
Düşünerek özgürleşeceğini zanneder okumuş yazmış kişi... Oysa "muhakeme"ye duyduğumuz aşırı arzu kısa sürede hapishaneye dönüşüyor. Sevgi, lütuf, iman, rıza dışarda kalıyor. 
***
Yaşlı adam sürekli erdemden bahsediyor. Herkese kızıyor, sövüyor, bağırıyor, çağırıyor. Hiç şüphesiz imanı yerinde fakat cimri. Hakikati biliyor ama hakikatle birleşmekte zorlanıyor. Belli ki, erdemin sertliğini iyiliğin yumuşaklığıyla harmanlamakta geç kalmış. 
***
Genç adam ilişkilerinden yakınıyor; "güzel olsun, seveyim" diyor. Alışveriş için kasa kuyruğuna girmiş gibi hali tavrı. "Sen sev, güzel olur" diyorum, anlatamıyorum. Abi tavrıyla ona nasihat ettiğimi sanıyor, oysa kadim bir hakikati dile getirmeye çalışıyorum. Kuyruk uzun, ağır ilerliyor. Genç adamın canı sıkılıyor. 
***
Orta yaşlı kadın elini göğsüne götürerek "şükretmek gerek" diyor. Bunu söylediği her an zihninden sahip olduklarını bir film şeridi gibi geçirdiğini fark ediyorum. Şükür ifadesi tuzu kurulara has bir korkunun tezahürü olup çıkmış onda. Ya yüce irade vazgeçerse?.. Şimdi ona nasıl anlatmalı! Bir "hal"dir şükür; duadır, mevcudiyete rızadır. 
***
Durmadan konuşuyoruz. Hiç durmadan. Ne yana baksak gevezelik sular seller gibi... Neden? Söyleyecek hakiki bir sözümüzün kaldığından duyduğumuz şüpheyi bastırmak için mi? 
***
"Bu çağın diliyle konuş!" diyorlar. Doğru geliyor ilk anda. Haklı görünüyor. Ve başlıyoruz; hakikati yanılgıların, yanlışların, kötülüklerin diliyle konuşmaya... Olmuyor, olamıyor. Yenildiğimiz yer "din" değil, "dil" çoğu zaman. Hakikat kendisini kovan bir dilin içine geri döner mi? Schuon bu konuda "etrafımıza Çince konuştuğumuz intibaı vererek Latince konuşmaya nasıl devam edebiliriz?" diye soruyordu. 
(DİKKAT: Bu notlar biraz farklı. Çünkü birkaç haftadır süren ve daha da sürecek Frithjof Schuon okumalarım sırasında bir kenara kaydedildiler. Bazılarını burada paylaşmak istedim.)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.