23 Mayıs 2017 Salı27 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 20°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 28°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 97.717 1.37
  • Altın: 144,131 -0.08
  • Dolar: 3,5713 0.27
  • Euro: 3,9962 -0.12

DAEŞ-PKK işbirliği ve Kandil’in Sur’daki cephaneliği

Abdulkadir Özkan

Güvenlik uzmanı Mete Yarar bir gazeteye yaptığı açıklamada, “Terör konsepti değişti, DAEŞ de PKK da maymuncuk” derken Başbakan Başdanışmanı Vedat Bilgin DAEŞ ile PKK’nın işbirliği içinde olduğunu belirtiyor. Aslında bu iki açıklama bilinmeyenin ifadesi değil. Hatta bu gerçeği görmek için uzman olmaya da gerek yok. Terör örgütleri ve teröristler dünyanın hemen her köşesinde çoğu zaman dayanışma sergiledikleri biliniyor. Özellikle de terör örgütlerinin arkasında yabancı güçlerin olduğu, onların her türlü desteğini alarak varlıklarını sürdürdükleri hatırlandığında küresel sömürgeci güçlerin dünyayı sömürmede terör örgütlerini maşa olarak kullandıklarını söylemek yanlış olmaz. Ne var ki, bu gerçek bazen kolay anlaşılmıyor. Gerçeğin ortaya çıkması için bazen zamana ihtiyaç olabiliyor. Söz gelimi DAEŞ uzun süre PKK ve PYD’den her bakımdan farklı bir örgüt gibi takdim edildi. Sömürgeci güçler diğer terör örgütlerini aklamada DAEŞ’i kullandılar. DAEŞ bu işlevini ve görüntüsünü yakın zamana kadar sürdürdü. Elbette bunu kendi gücü ile değil, maşalık yaptığı güçlerin yardımı ile sağladı. Gelinen noktada şapka düştü kel göründü. Gelişmeleri yakından izleyen herkes biliyordu. Bu bakımdan devletin bilmemesi söz konusu olamazdı ve sanıyorum ülkemize yönelik tehdit oluşturan terör örgütlerine karşı strateji oluştururken bu gerçeği dikkate almışlardır. Daha doğrusu almaları gerekir. Ancak, ülkemizde Doğu ve Güneydoğu’da yıllardan beri sürdürülen operasyonlarda ortaya çıkartılan silahlar ve bu silahlara ait mühimmatlar düşünüldüğünde terör örgütlerine yönelik çalışmalarda bir eksikliğin olduğunu söylemek yanlış olmaz. İktidar yanlısı iki gazetede dün yer alan bir haberde ülkemizdeki yakalananlar cephanelerin Kandil’e ait olduğu, bu silahların Kobani üzerinden Türkiye’ye sokulduğu ve yerleşim merkezlerinde depolandığı belirtiliyordu. Bu durum ister istemez yukarıda aktarmaya çalıştığımız açıklamaları doğrular nitelikteydi. Açıklamalarda DAEŞ ile PKK’nın bölgemizde birilerince maymuncuk olarak kullanıldığı, bir diğer ifadeyle sömürgeci güçlere birlikte taşeronluk yaptıkları belirtiliyordu ki, bu değerlendirme aynı zamanda DAEŞ, PKK ve PYD birlikteliğinin de bir ifadesiydi. Çünkü Kandil’in cephanesi Kobani üzerinden Türkiye’ye sokulmuş ise bu PKK ve PYD birlikteliğinin açık ifadesidir. Kısacası, bölgemizde faaliyet gösteren terör örgütleri sözcüleri ne söylerlerse söylesinler, hedeflerini ve maksatlarını nasıl izah ederlerse etsinler aynı hedefe yönelik faaliyet gösteriyorlar. Böyle olunca da PKK’nin Kandil’deki depolarında muhafaza edilen silahların Kobani üzerinden Türkiye’ye sokulmuş olmasının şaşılacak bir yanı yoktur. Bu bakımdan üzerinde esas durulması ve sorgulanması gereken husus bunca silah ve mühimmatın çatışma bölgelerine nasıl sokulabildiği, bu yapılırken devlet güçlerinin nasıl olup da hiç haberinin olmadığı sorusunun cevabının araştırılması ve bulunması gerekiyor. Bu sorunun cevabı verilmeden terörle mücadelede söylenecek sözlerin önemli bir bölümü havada kalmaya mahkûmdur.

Çünkü devletin asli görevi teröristlerin ve silahlarının ülkeye sokulmasını, bir diğer ifadeyle sınırlarımızın kontrolünü tam sağlamak, her türlü kanun dışı girişi engellemektir. Özellikle de terör ve terör örgütleri ile yıllardan beri mücadele etmek söz konusu olduğunda öncelikli mesele budur.

Bu noktada geçmişte IŞİD (DAEŞ) saflarında yer almış bir örgüt mensubu Ömer Makmaş’ın konu ile ilgili şu tespitini aktarmak istiyorum:

“Eylül 2014’te Kobani’ye saldırı başlatan IŞİD’e karşı ABD ve Avrupa ülkelerinin PYD’ye verdiği silahlar Türkiye’ye sevk edilmeye başlandı.”

Bu sevkıyat iddiası ne derce doğrudur kesin bir şey söyleyemeyiz ama haberin iki iktidar yanlısı gazetede yer aldığı dikkate alındığında sanıyorum, bu sevkıyat devam ederken, “Devlet ne iş yapıyordu?” diye sormak haksızlık olmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.