23 Mart 2017 Perşembe25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 22°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 89.834 0.03
  • Altın: 145,466 0.13
  • Dolar: 3,6225 0.16
  • Euro: 3,9067 -0.04

Kılıçdaroğlu’nun oyun planı

Ahmet Taşgetiren

Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasının Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik kısmı gerçekten çok kötü, çok çirkin. Hakaretten bile öte bir şey. Bir küfür. Bir ana muhalefet lideri ile o ülkenin cumhurbaşkanı arasında asla olmaması gereken bir dil. Gerçekten ancak “terbiyesizce” diye nitelenebilecek bir tavır. O küfürleri aynen buraya almak bu sütunun “insanlık kalitesi” ile bağdaşmaz.

Kılıçdaroğlu “Ama o da bizi, diğer muhalefet partilerini eleştiriyor, bu, Cumhurbaşkanlığının tarafsızlığına sığmaz” itirazında bulunabilir. Ama bu itiraz da o küfür dilini haklı çıkarmıyor. Çünkü, eğer sözü iletişim için devreye koyuyorsanız yukarda tırnak içine aldığım cümle de sizin itirazını dile getirmek için yeterlidir.  Ama iletişim için değil de, küfür için yola çıkıyorsanız, sizi de, hitap ettiğiniz kitleyi de böyle “insanca” tavırlar kesmez.

Belki Kılıçdaroğlu’nun küfre yönelmesi de iletişimden öte bir hesaba dayandığı için böyle bir “küfür dili” tercih ediliyor.

Bana göre bir hesap var:

Hesabın bir ayağında Kılıçdaroğlu’nun “Erdoğan karşıtlığı” temasını Demirtaş’ın, HDP’nin elinden alma arzusu bulunuyor. Bir süredir Kılıçdaroğlu, kamuoyu önünde, Demirtaş’ın 7 Haziran öncesinde kullandığı “Seni başkan yaptırmayacağız” sloganına benzer cümleler kuruyor. Sanırım bu yolla, CHP tabanından HDP’ye kaydığını düşündüğü oyları yeniden toparlamak ve “Erdoğan karşıtlığı”nın toplumsal rantını ele geçirmek istiyor.  

Kurultay, bu söylemin CHP tabanında oldukça coşkulu bir karşılığı bulunduğunu da gösteriyor. Nitekim Kılıçdaroğlu’nun uzunca konuşması kendi eşi dahil birçok delegeyi uyuturken, salon, ancak küfürlü dilden sonra dalgalanmaya başlıyor.

Tabii ki bu hesabın reel karşılığı üzerine çok şey söylenebilir. “Buradan CHP’ye gelecek olan oy miktarı yüzde 25 bandında bir kıpırdama sağlar mı”nın cevabı da çok katmanlıdır. Kendi düşüncemi söyleyeyim: CHP’nin oradan alacağı oy, akademisyenlere tepki çerçevesinde Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun CHP’deki yansımalarından dolayı kaybedeceği oydan daha fazla olamaz.

Kılıçdaroğlu’nun “Küfürlü Erdoğan karşıtlığı”ndaki hesabının ikinci ayağında, Erdoğan ile Davutoğlu arasında bir ayrılık oluşturma arzusu var. CHP liderinin bu konuyu çok önemsediği anlaşılıyor. Konuşmaları dikkatli okunduğunda - dinlendiğinde Erdoğan’a ağır biçimde yüklenirken, Davutoğlu’na daha pozitif bir yer ayırdığı rahatlıkla gözlenebiliyor. Özetle diyor ki: “Biz Erdoğan’a karşı çıkıyoruz ama Davutoğlu ile pekala görüşebiliyoruz. Hatta onun Erdoğan’ın baskısı altında kalmadan Başbakanlık yapabilmesini savunuyoruz.”

Bu tavrın gerçekliği üzerinde kafa yormanın anlamı yok. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri her şeyden önce ciddi bir samimiyet problemi taşıyor. Şu sorunun cevabı bu tavrın samimiyetinin sıfırın altında olduğunu ortaya koyacaktır: “Erdoğan olmasaydı, Davutoğlu’nun Başbakanlığına şapka çıkaracak mıydın? Davutoğlu Dışişleri Bakanı iken onu ‘En çapsız dışişleri bakanı’ diye suçlayan sen değil miydin?”

Daha önce de yazdım: Kılıçdaroğlu, şu andaki statü içinde Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir yetki karmaşası çıkacağını, bunun da Ak Parti’de ciddi bir iç gerilime yol açacağını, kendisi Davutoğlu’ndan yana tavır koyduğunda bunun Erdoğan nezdinde Davutoğlu’na karşı kuşku doğuracağını, onun da aradaki gerilimi artıracağını, bunun medyada taraftarlıklara yol açacağını, taraftarlıkların getirdiği suçlamalarla gerilimin daha da derinleşeceğini vs.. hesap ediyor.  

Oyun bu. Bu oyunun Erdoğan ve Davutoğlu cenahında reel bir karşılığı var mı?

Mesela en azından taraftarlıklar boyutunda bir karşılıktan söz edilebilir mi?

Şu gözleniyor: Başbakan olarak Davutoğlu, hemen her konuşmasında hareketin lideri olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukukunun altını çiziyor. Bu bence bazı hassasiyetler oluşmaması açısından önemli bir duyarlılık.

Şu söylenebilir: Kılıçdaroğlu’nun şahsında yürütülen böyle bir oyun planı var ve hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem Başbakan Davutoğlu ve hem de Ak Partinin misyonunu önemseyen medya dünyası bu oyunu dikkatle izlemeli.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.