28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 34°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 35°C Ağrı
    • 36°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 30°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 107.882 -0.47
  • Altın: 143,804 0.45
  • Dolar: 3,5304 -0.07
  • Euro: 4,1439 0.52

Empatik yaklaşım

Fatma Tuncer

Empati sadece anlamak değildir, aynı zaman ihtiyaç sahibine el uzatmaktır. Kişinin duygu ve düşünce bakımından kendini karşısındaki kimsenin yerine koyması ve onun halini anlayabilmesidir. Yardımlaşmayı da içine alan empati İslam toplumlarının ilişki modelidir. Büyüklerimizin yaptığı gibi, insanların sıkıntılarını anlamak ve çözüm için harekete geçmektir.

İnsani ilişkilerin iki temel dayanağı vardır. Anlamak ve anlaşılmak. Büyüklerimiz insanı anlamada oldukça mahirdiler. Sıkıntılarınızdan bahsetmeseniz de onlar sizin beden dilinizi okur ve sorununuzun tespitini yaparlardı. Büyükannelerimizden şu ifadeyi sık sık işitirdik: “Adamın derdi yüzünden okunuyordu” Bu ifade onların empati konusunda ne kadar duyarlı olduklarını gösteriyor. Zira bir insanın yüzündeki acıyı okuyabilmek için üst düzey bir okul okumanıza gerek yok fakat üst düzey insan olma zorunluluğunuz var.

Günümüzde empati kavramı yeni bir şeymiş gibi aktarılmaya çalışılıyor. Bunun nedeni, fertlerin artık birbirlerini anlayamamaları, kendi havzalarında mahsur kalmalarıdır. Bencillik ferdi bir hastalıktır. Bu hastalığa yakalanan kişilerin empati yetenekleri zayıflıyor, vicdani gözleri köreliyor. Kişi artık maddi olarak gördüğü şeyi manevi olarak göremez hale geliyor. Körleşiyor duyarlılığını kaybediyor.

İKİ KARDEŞİN HİKÂYESİ

Mevlana mesnevide şöyle bir metafor yapar: İki çeşit arı bir yerden yedi. Fakat birinden zehir hâsıl oldu birinden bal. Her iki çeşit geyik aynı yerden otladı su içti. Fakat birinden fışkı zuhur etti öbüründen halis misk. Her iki kamış ta bir sulaktan su içti, biri bomboştu diğerinde şeker vardı…” Bu metafor bana iki kardeşin hikayesini hatırlattı. Anne bütün hayatını iki oğluna adamış. Seher vakti kalkıp iki oğul için dualar etmiş, bütün hayallerini çocukları üzerine kurmuş. Anne onlara sevgi ve şefkat yüklü hikâyeler anlatmış, Peygamberlerin kıssalarını okumuş, namaz kılmayı okula başlamadan öğretmiş. Fakat aynı anadan doğan ve aynı atmosferde büyüyen iki oğuldan biri eğitimci diğeri katil olmuş. Anne neden diye soruyor. Fakat bu sorunun bir cevabı yok. Zira her çocuk kendine özgü bir birey ve seçimini özgür iradesiyle yapıyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.