29 Temmuz 2017 Cumartesi5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:03Güneş 05:50Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:32Yatsı 22:11
    • 34°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 107.700 -0.64
  • Altın: 143,977 0.57
  • Dolar: 3,5286 -0.12
  • Euro: 4,1426 0.49

Birlik özgürlük, çatışma esaret getirir

Abdulkadir Özkan

BİRLİK, güç ve bağımsızlık demektir. Çatışma ve bölünme ise zafiyeti, etkisizliği getirir. Bunun içindir ki, Haçlı-Siyonist ittifakı önce Osmanlı İmparatorluğu’nu moleküllerine ayırdı, bir imparatorluktan 60 devlet çıkardılar. Kısacası tespihin imamesini kopardılar. Söz konusu ittifakın planı henüz tam olarak sonuçlanmamış olacak ki, şimdilerde molekülleri atomlarına ayrıştırmanın peşindiler. İslam dünyasında yaşanan işgalleri, çatışmaları, ayrımcı hareketleri böyle okumak yanlış olmaz diye düşünüyorum. Osmanlı İmparatorluğu konumunu ve gücünü koruduğu sürece Siyonist-Haçlı ittifakının özelikle İslam dünyasında borusu fazlaca ötmüyordu. Ne zaman imparatorluk parçalandı, o zaman Ortadoğu’nun kalbine İsrail hançeri saplandı. Şimdilerde bir yandan İslam ülkeleri daha da ufalanmaya, kendi başlarına karar alamayacak, yeryüzünde belirleyici olamayacak hale getirilmeye çalışılıyor. Böylece İslam dünyası teslim alınmış olacak. Çünkü bölünme ve ufalanma ister istemez bağımlılığı ve teslimiyeti gündeme getiriyor. Mevcut sınırları sömürgeciler tarafından çizilmiş ülkeler bir kaç parçaya daha ayrıştırıldıktan sonra bir yandan İsrail’in güvenliği tam olarak sağlanmış, aynı zamanda büyük İsrail’in önü açılmış olacak, hem de İslam ülkelerinin sömürülmesi daha da kolaylaşmış olacak. Bundan kurtuluşun yolu ise birlik ve beraberlikten geçiyor. Bu birlik öncelikli olarak İslam ülkelerinin kendi içlerindeki ihtilaf ve ayrılıkların bir kenara bırakılması, bunun için de farklıklara tahammül kültürünün yerleşmesi gerekiyor. Ardından da İslam dünyasının yaşadığı farklılıkların körüklenmesi ile ortaya çıkan çatışmalardan bir an evvel kurtulması gerekiyor. Bu sağlanabildiği takdirde bölgemiz hakkında her türlü kararı bölge ülkelerinin vermesi mümkün olabilir. Aksi halde bölge ülkeleri sadece sömürgeci güçlerin aldığı kararları sessizce kabul etmekten öte bir tavır ortaya koyamıyorlar.

Bir yandan bölge ülkeleri karıştırılıyor, ardından bu karışıklığın sonucu ortaya çıkan çatışmanın durdurulması içinde belirleyici olanlar yine sömürgeciler oluyor. Bunu söylerken sadece sömürgeci güçlere kızmanın yeterli olmadığını, onların yerli işbirlikçilerinin ve Müslümanların dağınıklığının buna zemin hazırladığını unutmuş değilim. Bizim yapmaya çalıştığımız sadece bir gerçeğe dikkat çekmekten ibaret.

Pazartesi günü Cenevre’de Suriye ile ilgili barış görüşmeleri başlayacaktı. Ne var ki, müzakere heyetlerine kimlerin katılacağı, hangi grupların temsil edileceği hususunda anlaşmazlığın ortaya çıkması sonucunda görüşmeler 29 Ocak’a ertelendi. Medyaya yansıyan haberlerden öğreniyoruz ki, Cenevre’de barış görüşmelerine Türkmenler çağrılmamış, buna karşılık PYD’nin temsil edilmesi hususunda bölge ile doğrudan ilgisi olmayan emperyalist güçler ısrarcı davranıyor. Türkiye ise PYD ille de barış masasında yer alacaksa Esad’ın yanında yer alabileceği hususunda ısrarcı. Bu tartışmalar nasıl sonuç verecek, Türkiye masada ne kadar etkili ve belirleyici olacak bunu zaman gösterecek ama Türkiye üzerinde de hesapları olan Haçlı-Siyonist ittifakının mensupları Suriye’nin ve bölgenin geleceği konusunda kendilerinin belirleyici olması hususunda kararlı v e ısrarcı davranacaklar. Bu açıkça görülüyor. Bu arada bir taktım örgütler adına Cenevre’ye gidenlerinde sömürgeciler gibi hareket etmeleri, ister istemez bölge ülkelerinin elini zayıflatacaktır. Sonuçta bölge ülkeleri ve örgütlerinin dediği değil, sömürgeci güçlerin dediği olduğunda masadan istedikleri sonucu elde ederek kalkmış olanlar bile sömürgeci güçlerin himayesine girmiş olacaklar. Böyle bir sonucu bağımsızlık, özgürlük ve başarı olarak nitelendirebilenler var ise onlar bilerek ya da bilmeden sömürgecilere teslim olmuş, onların kılıcını sallıyor olacaklar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.