25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 25°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 97.546 -0.78
  • Altın: 144,163 0.04
  • Dolar: 3,5678 -0.15
  • Euro: 4,0002 0.15

Dualarınızın Paydaşıyım.

Erbay Kücet

Kıymetli okurlarım bu yazımızda sizleri farklı dünyalara götürürken beni de aranıza almanızı istirham ederek yazımı kaleme alıyorum. Aslında tüm söylediklerim her zaman hep kendimedir. Hazırsanız kemerleriniz bağlayıp, konuşma balonlarını söndürerek okumaya başlayalım. Efendim, erkenden kalkarak sabahın uyanışını seyredelim. Güneş doğarken oluşan muhteşem manzarayı kaçırmayalım. Sabahları erken kalkmayı güzel bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Başarılı insan olmanın da gelişmiş olmanın da bedeli, erken kalkıp çok çalışmaktır. Mesaimiz olduğu günler, erken yatıp erken kalkalım ki verimli bir gün geçirebilelim. Diyebilirim ki tüm günü verimsiz geçirmenin en garantili yolu, geç yatıp geç kalkmaktır. Kendimizi iyi hissetmek için erkenden kalkarak duşumuzu alalım. Sabahları birkaç sayfa da olsa kitap okuyalım. Günümüzün iyi geçmesi ve işlerimizin rast gitmesi için dua ederek evimizden çıkalım. Bakın bir hikâye ile konumuza devam edecek olursak; Ağlama Duvarı hikâyesine bir göz atalım.

 

Kudüs'e atanan bir Amerikalı gazeteci, Ağlama Duvarı'nın önünden gelip geçerken, bir Musevi’nin her gün duvarın önünde diz çöküp dua ettiğini görüyordu. Bu durumu haftalarca izledikten sonra dayanamadı ve adamla bir röportaj yapmaya karar verdi. Ona kim olduğunu, ne iş yaptığını sordu önce. "Adım David, yaşım 65’dir" diyerek başladı kendini tanıtmaya adam. Sonra şöyle sürdürdü: "Polonya Yahudi’siyim. Smalla'da bir manav dükkânı işletiyorum. Evliyim. İki çocuğum var ikisi de Tel Aviv'de bir çiçek serasında çalışıyor..." Gazeteci, hemen her geçişinde onu burada dua ederken gördüğünü ve bunun nedenini merak ettiğini söyledi. "Anlatayım" dedi adam ve tane tane anlatmaya başladı: "Evet, her sabah dükkânımı açmadan önce buraya gelir, dünya barışı ve ulusların kardeşliği için dua ederim..." dedi. "Öğle tatilinde yine gelirim, bu kez yeryüzündeki acıların ortadan kalkması ve tüm insanların huzur ve mutluluğa kavuşması için yalvarırım Tanrı’ya… Akşam da eve dönmeden önce yine uğrar; bu kez iyi ve dürüst insanların esenliği için dua ederim... Cumartesi günlerimin ise tümünü burada geçiririm, aynı şeyler için dua ederek..." Gazeteci, adamın bu duaları kırk yıldan buyana her gün yaptığını da öğrenince, bu kez meraktan da öte, duygulandı.

"Peki, kırk yıl her gün burada dua ettikten sonra şimdi nasıl bir duygu var içinizde?" dedi. "Neler duyumsuyorsunuz?" Yaşlı Musevi, genç gazetecinin sorusuna kendi sorusuyla karşılık verdi: "Siz yeryüzündeki acıların kalktığını ve tüm insanların huzur ve mutluluk içinde olduğuna inanıyor musunuz?" dedi. Gazeteci, başını "Hayır" anlamında sağına soluna çevirdi.

Yaşlı Musevi bir soru daha sordu: "Dünyadaki tüm ulusların kardeşçe geçindiklerini, iyi ve dürüst kişilerin esenlik içinde olduklarını söyleyebilir misiniz?" Genç gazeteci başını yine "Hayır" anlamında iki yana çevirdi. Yaşlı Musevi, işte ondan sonra cevapladı gazetecinin sorusunu: "Durum ortada işte" dedi, üzgün bir sesle. "Demek ki kırk yıldır her gün, duvara konuşuyormuşum…"

Sevgili dostlar dua; kulun Allah’tan yardım istemesi, gönülden Allah’a yönelmesi, hem kalbi, hem de dili ile dileklerini O’na sunması, iyilik ve yardım dilemesi demektir. Allah ile kul arasında bir bağ olan dua, ilahi rahmetin imdadımıza yetişmesini sağlayan önemli bir vasıtadır. Biz isteklerimizi dua etmek suretiyle rabbimize sunar, dilek ve arzumuzun kabul edilmesini isteriz. Rabbimiz,  Kur’an’da; “Benden isteyenin dua ettiğinde duasını kabul ederim” (Bakara S. 186) buyurarak dualarımızı kabul edeceğini açıkça belirtmektedir. Yeter ki biz dua etmesini ve içtenlikle istemesini bilelim. Evden çıkarken okunacak belli bir dua yoktur. İnsan evinden çıkarken şu şekilde dua edebilir:  “Allah’ım, ismini anarak yola çıkıyorum. Sen ne dilersen o olur. Sana tevekkül ettim. Allah’ım, evimize dönünceye kadar haktan sapmaktan ve saptırılmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahillik etmekten ve cahilce davranışlara itilmekten, günün her türlü sıkıntı ve meşakkatinden, bedenime ve malıma bir zararın gelmesinden, aileme ve çocuklarıma çirkin bir dönüşle dönmekten sana sığınıyorum.”

 “Allah’ım, bu günümde de senden iyilik, takva ve senin hoşnut olacağın işleri yapmamı nasip etmeni dilerim; beni doğru yola ilet ve işlerimde başarılar ihsan eyle”,

“Allah’ım, bana yardım eyle, zorlukları kolaylaştır ve bana helal rızık nasip eyle”

Konumuzla ne kadar ilgisi var bilemem ama çok güzel bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak isterim: “Bir İngiliz, gezmek için Afrika'ya gitmişti. Amacı, uygarlıktan payını hemen hiç almamış bölgeleri adım adım dolaşmak ve burada uygarlığın imkânlarından yoksun halkın hayat biçimini gözlemekti. Rehberleri onu, kıtanın en "vahşi" bölgesine götürdüler ve orada kamp kurdular. İngiliz yanına iki rehberini aldı ve onlarla birlikte yürüyerek, çevredeki köylerden birine gitti. Göl kamışlarından yapılmış kulübelerin oluşturduğu bu köyde gözü birden, çıplak bir yerliye takıldı. Adam, bir kütüğün başına oturmuş, elindeki tokmakla kütüğe gelişigüzel vurarak tamtam çalıyor, anlamsız sesler çıkarıyordu. İngiliz adamın yanına yürüdü ve onu bir süre dikkatle inceledikten sonra sordu:

"Bu tamtamı neden çalıyorsun?" dedi.

Yerli, bir yandan tokmağını kütüğe vurmayı sürdürürken, bir yandan da İngiliz’e: "Bu yaz kurak geçti, köyümüz susuz kaldı" dedi. "Tamtamı çalmamın nedeni, bu kuraklık nedeniyle…"

İngiliz elini kaldırarak yerliye susmasını işaret etti. “Devam etmene gerek yok, anladım ne diyeceğini” dedi ve piposundan birkaç nefes çektikten sonra sürdürdü sözünü: "Yani mevsim kurak geçti, nehirler kurudu, köyünüz susuz kaldı... Sen de şimdi tamtam çalıp, ruhları yardıma çağırıyorsun ve aklın sıra dua edip, ruhların yardımını sağlayarak yağmur yağdıracaksın… Öyle değil mi?" Yerli, tamtam çalmayı bıraktı ve şaşkınlıkla İngiliz’in yüzüne baktı:

"Demek bu çağda hâlâ ruhların yardımıyla yağmur yağdırılabileceğine inanıyorsunuz" dedi hafifçe gülerek ve sonra da tamtam çalmasının nedenini açıkladı:

"Komşu köyden su tesisatçısı çağırıyorum."

 

Sağlıcakla kalınız. Selamların en güzeli ile dualarınızda beni de hatırlayınız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.