24 Mayıs 2017 Çarşamba28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:39Güneş 05:32Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:31Yatsı 22:14
    • 17°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 97.717 1.37
  • Altın: 143,837 -0.29
  • Dolar: 3,5683 0.19
  • Euro: 3,9936 -0.18

Başkan Görmez’le Diyanet dertleşmesi

Ahmet Taşgetiren

Beşiktaş’taki Ertuğrul Tekkesi’nde Diyanet İşleri Başkanı Prof. D. Mehmet Görmez ile bir kahvaltı buluşması. Küçük bir yazar topluluğu ile. Davet Başkan’dan geldi. Belli ki dertleşeceği konular var. Ve evet, dertleşildi.

Bir süre önce medyaya yansıyan “Cemevleri kırmızı çizgimiz” başlığı üzerinden başladı sohbet. Bu başlık, sonra “Fetva olayı” ve böyle pek çoğu, medyaya yansıyan Diyanet algısının sorunlu göstergeleri.

Başkan Alevi vatandaşların ve tüm öteki inanç mensuplarının, mesela sünnilerin yararlandığı kamu imkanlarından aynıyla yararlanması konusunda hiçbir rezervi yok. Aksine bunu talep ediyor. Ayrıca Diyanet olarak şifahi Alevi kültürünün yazılı kaynaklarının yayınlanması konusunda attıkları adımları hatırlatıyor, “Yazılı kaynaklara bakılırsa Sünniler-Aleviler arasındaki ortak noktalar çok daha belirgin hale gelir” diyor ve bir şey daha ilave ediyor:

- Alevi vatandaşların yoğun olarak yaşadığı illerdeki bütün din görevlileri, onları  rencide edecek herhangi bir söyleme asla yer vermemeleri noktasında eğitimden geçirildi.

Başkan önümüzdeki günlerde “Ocak sahibi dedeler”le bir görüşme yapacağını bildiriyor. “12 Ocak var”  diyor, “Alevilikte ana gelenek buradan geliyor. Ancak şehirleşmeyle birlikte geleneğin etkinliği azaldı. Tekke ve zaviyeler kapatılırken bu yapıların bir şekilde korunması yönünde tedbirler alınsaydı bu problemlerle karşılaşmazdık.”

Başkan, Avrupa’da Aleviliğin İslam’dan ayrı bir din haline getirilmesi girişimleri olduğunu, bazı ülkelerin politik hesaplarla bu taleplere akreditasyon verdiğini belirtiyor, “Aleviliğin ayrı bir din, cemevinin de cami gibi bir mabet olduğu” düşüncesine itirazını da bir kere daha tekrarlıyor.

Başkan’ın bir başka kaygısı, Doğu-Güneydoğu’da terör örgütünün kitle tabanı edinmek için kendine bağlı din adamı oluşturma girişimleri.

Bunun yanında “Üç konuyu çözmeliyiz” diyor.

1- Siyasi tartışmalarda toplum kesimlerinin arasına kin girmemesi.

2- Terör.

3- İslam dünyasında siyasi mücadelenin mezhepler üzerinden yapılması ve Müslüman kitlelerin parçalanması.

“DAEŞ’in İslam’ın genleriyle oynadığını” belirten Başkan, “Tam da bu süreçte Diyanet çok büyük önem kazandı, önümüzdeki 10 yılda daha da önem kazanacak” diyor.

“Buradan bakınca Diyanet’in ateistler için bile önemli olduğu”nu söylüyor Başkan. Ona göre “Din konusu bir güvenlik konusu haline geldi. Ve dünyadaki Müslümanlar Türkiye’nin dini yaklaşımına bakıyor.”

Burada ben daha önce yazdığım “Diyanet’in küresel misyonu”na işaret ediyorum ve bu noktada devletin bakış açısının ne yönde değişebileceğini soruyorum.

Başkan burada Türkiye’de din-toplum-devlet ilişkilerinin Diyanet alanında nasıl seyrettiğine dair Rıfat Börekçi’den bugünlere uzanan kısa bir tarih geçidi sergiliyor. Vardığı sonuç şu: Diyanet’in henüz bir tüzel kişiliği yok.

Ama Börekçi’den bugüne Diyanet İşleri Başkanları şahsında anlatılanlar gerçekten ibretlik bir “Diyanet tarihi” ortaya koyuyor.  

- Börekçi’nin hem Diyanet İşleri Başkanı hem CHP il başkanı olduğunu öğreniyorsunuz mesela.

- 60 İhtilalinden sonra Diyanet’in başına getirilen ve ancak 8 ay kalabilen Ömer Nasuhi Bilmen Hoca’dan “Menderes’i ve DP’lileri baği -devlete başkaldıran, isyankar- olarak tanımlayıp idamına fetva vermesi isteniyor, o da reddedip başkanlığı bırakıyor mesela.

- 1924’ten 1965’e kadar hiçbir Diyanet İşleri Başkanı’nın yurt dışına çıkmamış olması mesela.

- İbrahim Elmalı’nın cübbesi sarığıyla çıktığı Kuzey Afrika gezisinde gördüğü büyük ilgi üzerine “Bizim nezdimizde tapu kadastro müdüründen farksız” gerekçesiyle geri çağrılması, gelmeyince görevden alınması mesela.

- Süleyman Ateş’in bir gün arayıp “Sana yapılanlar da bir şey mi benim Ermeni olduğumu yazdılar” demesi mesela.

- Diyanet’te zaman zaman - belki uzun zaman- başkan yardımcısı ya da müşavir görevleriyle askeri vesayet - gözaltı halinin uygulanması mesela.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.