20 Ocak 2017 Cuma22 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:50Akşam 18:14Yatsı 19:38
    • 9°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 6°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 82.252 -0.06
  • Altın: 148,354 0.07
  • Dolar: 3,8176 -0.32
  • Euro: 4,0790 0.19

Zamanı durduramazsınız

Fatma Tuncer

Eflatun’a insanların sizi en çok şaşırtan davranışı nedir diye sorarlar. O da tek tek sıralar: “İnsanoğlu çocukken hemen büyümek ister, büyüyünce de çocukluğa özlem duyar. Para kazanmak için sağlığını kaybeder, sağlığını tekrar geri alabilmek için ise bütün kazancını feda eder. Yarınından endişe ederken içinde yaşadığı anı unutur. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar fakat hiç yaşamamış gibi ölür”

Nedense hep, sahip olduklarımıza değil sahip olamadıklarımıza odaklanırız. Eflatun’un da dediği gibi, çocukken bir büyüsem diye düşünür ve büyükleri taklit ederiz. O dönem, büyüklerin büyülü dünyası o kadar ulaşılmaz gelir ki, büyümek için adeta gün sayarız. Fakat zaman su gibi akıp gider. Çocukluk, gençlik derken yolun yarısına geldiğimizi fark eder ve geçmişten özlemle bahsetmeye başlarız. Ne zaman başımız darda kalsa, ne zaman sıkıntıya düşsek, sabırla yeniden kalkmak yerine ah çocukluğum, o günlere geri dönebilsem diye şikayet ederiz. Bir çocuğun sorumluluğunun bir erişkinin sorumluluğu ile aynı olmadığını fark edince çocukluğu bir kaçış olarak görürüz. Fakat geçen geçmiştir ve yolun ucu geçmişe değil geleceğe doğru uzanmaktadır. Bir şeyden hoşnut olmak derin bir hendeği atlamak kadar zor gelir nedense. Soğuk kış günlerinde, havanın ne kadar sert olduğundan şikâyet ederiz. Keşke yaz mevsimi gelse de şöyle bir dışarı çıksak deriz. Yaz mevsiminde ise güneşin yakıcılığından, havanın boğuculuğundan şikâyet ederiz. Çoluğu çocuğu evlendirsem yaşlılığın tadını çıkarsam deriz. Fakat yaşlılığın ayak seslerini duyar duymaz, keşke gençliğime geri dönebilsem der geçmişe özlem duymaya başlarız. Yalnızlıktan şikâyet ederiz, bir yakınımız bir dostumuz geldiğinde de hemen sıkılır hele bir yalnız kalsam da kafamı dinlesem deriz. Yoksulluğumuzda keşke şu kadar paramız olsaydı hiçbir şeyden şikâyet etmezdik deriz, cebimiz biraz para gördü mü elim bollaştı huzurum kaçtı, nerde o eski günler deriz. Ayaklarımız ileriye doğru giderken gözlerimiz hep geride kalıyor. Neredeyse vaktin yirmi dört saatini şikâyet ederek geçiriyoruz. Bir şeye sahip değilken de sahipken de hep şikâyet halindeyiz. Yoklukla varlığı birbirine karıştırıyoruz. Yoksulluk, yaşlılık, gençlik, soğuk, sıcak, iyi kötü, az çok gece gündüz gibi kavramları hayatın birer renkleri olarak görmeyip mağdur psikolojine kapılıyoruz. O yüzden mutluluğu kolay kolay yakalamıyoruz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.