17 Ocak 2018 Çarşamba1 C.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ve namaz bittiğinde yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin; mutluluğa ulaşabilmek için de Allah'ı sıkça anın! (Cuma-10)
  • Ebu Abdullah Cabir İbn-i Semurete (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. ”tüm namazlarımı peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber kılardım. Onun namazı da hutbesi de ne uzun ne de kısa olmayıp orta olurdu.” (Müslim Cuma 41)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:49Güneş 08:19Öğle 13:20İkindi 15:47Akşam 18:09Yatsı 19:33
    • 12°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 5°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 115.978 1.36
  • Altın: 164,065 0.48
  • Dolar: 3,8194 0.43
  • Euro: 4,6678 0.37

Tartışıp durmak üzerine

Haşmet Babaoğlu

Keşke düşünürken geride soru işaretleri bırakmaktan bu kadar ürkmeseydik...
Bir meseleyi ele alırken "doğrusu anlamadığım yanlar da var" demekten kaçınma alışkanlığı edinmeseydik... 
Büyük iddiaların içine küçük (kişisel) itişmeleri dahil etmemeyi bilebilseydik...
Daha açıkçası...
Keşke münazara ve münakaşa yerine müzakere edip (yine de bir noktada buluşulmuyorsa) konuyu kapatıp çekilmeyi içimize sindirebilseydik. 

***
Ama insanız işte..
Bugünün hamuruyla yoğrulmuşuz.
Ve yan yana saf tutmanın değerini bize unutturduklarından beri... 
Saflaşıp karşı karşıya gelmeyi marifet sanıyoruz.
Sohbet mi?
Ne fena ki, "geyik" kültürü sohbeti ürkütüp kaçırttı. Şimdi artık hiçbir şey tartışmak kadar heyecanlı gelmiyor.
O yüzden özellikle sosyal medyada konu diye önümüze ne çıkarsa, kanırta kanırta tartışıyoruz. 
***
Diyelim ki öyle!
Madem birbirimizi "boyama"ya çalışmaktan (nakş; münakaşa kök ilişkisi ilginçtir) kendimizi alamıyoruz...
Madem iddialarımızı yere göğe koyamıyoruz; madem "hakikat"i değil, "galibiyet"i talep ediyoruz..
Hiç değilse...
O kavganın içinde kendi ezik ve eksik duygularımıza protez aramaktan vazgeçsek, ne iyi olurdu!
Karşımızdakine tamamen konuya dair bir biçimde "yanlışsın" demenin düello seviyesinden "sen aslında şöyle birisin" pususu kurma alçaklığına kadar inmeseydik hani...
Bunları diyorum, diyorum da... Kim dinleyecek! 
***
Ha bir de "tartışma adabı" diye bir şeyden söz ederler, malum.
Fakat kabul edelim, "adap" çerçevesinde kalınacaksa, tartışmaya girecek olanların sayısının pek az olduğu bir devirdeyiz.
Yani bütün tartışmalarda belli bir "nezaket" çizgisinin hasretini çekenler için durum umutsuz.
Yalandan hayal kurmanın da âlemi yok!
Hem Allah aşkına kim kime tartışarak fikrini kabul ettirmiş?
Hele sosyal medyada iş hemen fake hesapların yedi sülalemize sövmesine dönüşüveriyor.
O halde sohbet edelim arkadaşlar! Ne yapıp edip onun yolunu bulalım.
Gerisi boş!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.