13 Aralık 2017 Çarşamba24 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:13Öğle 13:05İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 14°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • -13°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 109.361 0.29
  • Altın: 153,268 -0.40
  • Dolar: 3,8380 0.01
  • Euro: 4,5070 0.04

Kim kimle neden uzlaşacak?

Nasuhi Güngör

Kuşkusuz Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar bir beraat kararı değil. Sadece hukuki sonuç itibariyle Can Dündar ve Erdem Gül şimdilik tahliye oldular. Ancak kararın böyle okunması, sadece teknik bir değerlendirmedir. Böyle bir dönemde Anayasa Mahkemesi’nden bu kararın çıkmasının ortaya koyduğu tabloyu değiştirmez. Saflar giderek netleşiyor, hepsi bu.

Türkiye’de siyasetin inanılmaz bir hızla ve çoğumuzun beklemediği bir yere doğru ilerlediğini uzun zamandır dile getirmeye çalışıyorum. Çoğumuzun beklemediği; çünkü gerçekten olup biteni öngörmek kolay değil. Hızla; çünkü artık geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Sürprizler; evet bugün hayal bile edemeyeceğimiz değişimlerle yola devam edilecek.

Parlamenter sistemin, bırakın demokratik anlamda işlemesini, artık kelimenin tam anlamıyla bir ‘bürokratik vesayet’ aracı olduğunu her olayda bir kez daha görüyoruz. Ülkenin temel sorunlarıyla mücadele edilmesini değil, bu sorunların sistemde yeniden pusuya yatmasını sağlıyor mevcut işleyiş.

Kritik kararlar alınamıyor. Devlet reflekslerinin en acil biçimde ortaya çıkması gereken hallerde karşınızda beklemediğiniz duvarlar örülüyor. Burada artık niyetleri aşan bir durum sözkonusu. İyi niyetli olmanız, kararlı davranmanız ve sorunları doğru tespit etmeniz yetmiyor. Bürokratik vesayet size beklemediğiniz anda, beklemediğiniz engeller çıkararak, hem sistemi koruyor, hem de sistem içindeki çıkarlarını. Bürokratik vesayetin, koltuklarında oturan bürokratlardan değil, onların ardında varlıkları sürdüren farklı güç merkezlerinden oluştuğunu da hatırlamakta yarar var.

Ülkeler, elbette sorunların dayatmasıyla sistem değiştirmezler. Sistemlerini, kendi dinamiklerinin yanı sıra dünyanın gidişatını da dikkate alarak gözden geçirirler, eksiklerini giderirler veya yenilerler. Ancak eğer bir sistem, sizin sorunlarınızı çözmek bir yana besliyor ve koruyorsa, o zaman radikal adımlar atmanız gerekebilir.

Sözü sağa sola çekiştirmenin anlamı yok. Terörle mücadele konusunda geldiğimiz nokta, ölüm kalım mücadelesidir. Birileri hala farkında olmasa da paralel yapıyla mücadelenin de bu kadar hassas olduğu ortadadır. Suriye’nin merkezinde olduğu ve sürekli yeni tehditler üreten sorunlu alanların neler getirebileceğini öngörmek bile ürkütücü. Böyle bir sarmalı kırmanın, sorunları en azından yönetilebilir hale getirmenin yolu, beklenmedik hamleyi yaparak yeni bir çıkış yakalamaktır.

Tabloya sakince bakalım. Kabaca saydığımız bu sorunları aşabilmek için milletin kimden ne beklediğini anlamaya çalışalım. Eğer birilerinin istediği ve beklediği gibi, iki siyasi partiyi yan yana getirmek ve koalisyon kurmak çözüm getirecekse, milletimiz buna neden itibar etmedi? Neden yeniden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın izlediği siyasete ve yaptığı hamlelere büyük bir destek verdi 1 Kasım günü?

Bugün bürokrasinin çeşitli kılıflar üreterek sunduğu, ‘Aman sakin olalım, artık uzlaşalım’ tuzaklarının, siyaset eliyle hızla bozulması gerekiyor. Artvin’de bozulması gerekiyor, ülkeye yönelik casusluk faaliyetlerinin birileri tarafından ‘yumuşatılması’ hamlesi karşısında bozulması gerekiyor.

Söylemeden geçemeyeceğim. Bir yandan uzlaşma ve geri adım atma sinyalleri verenlerin, diğer yandan gerek Suriye, gerekse Rusya konusunda sürekli gerginliği tırmandıran adımlar atmaları ne tuhaf değil mi? Eğer Türkiye, gerçekten sorunlarını çözebileceği bir kulvara girecekse ve bunun için sakin olmak, yeri geldiğinde uzlaşmak ve yeni ittifaklar kurmak gerekiyorsa; neden ABD ya da Rusya konusunda yaşanan krizlerde yeni adımlar atmıyoruz?

Hep söyledim. Yine yazıyorum. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, birilerinin çizdiği imajın aksine, barışı istediği için, dünyayla kavga etmek istemediği için hedeftir. Erdoğan, Türkiye’nin onurunu, duruşunu koruyan, ama aynı zamanda yeni ittifaklar üreten bir anlayışla geleceğe yürümek istediği için hedeftir.

Sahi, kim kimle neden uzlaşacak? Anlayan var mı?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.