20 Ocak 2017 Cuma22 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:50Akşam 18:14Yatsı 19:38
    • 15°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 82.504 0.25
  • Altın: 147,463 -0.53
  • Dolar: 3,8179 -0.31
  • Euro: 4,0606 -0.26

Bir Avuç Seyirciye

Engin Ardıç

Gözlerime inanamıyordum, kendimi çimdikliyordum, "efsanevi" Berliner Ensemble tiyatrosundaydım! Perde arasında memişhaneye gittim, vay canına, Bertolt Brecht'le aynı yere işiyordum!...

Eskiden vize kuyruğuna girilir, sınırda saatlerce beklenir, donunuza kadar aranırdınız, üzerinizdeki para sayılır, bir kısmı ölü eşek kurundan zorunlu bozdurulurdu... Geri dönmek için geceyarısından sonraya kalmak yasaktı... Sınır dediğim de duvar geçişi, ya Checkpoint Charlie ya da Bahnhof Friedrichstrasse.

Ben istasyondan yürüdüm, köprüden geçip sola döndüm, o kadar. Çünkü artık Doğu Almanya diye bir ülke yoktu. (Orada, tiyatronun hemen önünde bir lokanta vardır, yemekleri nefistir, giderseniz mutlaka uğrayınız: "Brasserie Ganymed"... Politbüro üyeleri muntazaman devam ederlermiş, Bertolt Brecht de oyun bitince eşi Helene Weigel ile takılırmış. Eski Doğu Berlin'in en fiyakalı lokantası.) 

Berliner Ensemble'da, hem de en ön sıradan, hem de "Üç Kuruşluk Opera"yı seyrettim. (Bu müzikalde en sevdiğim parça da "Pezevenk Tangosu"dur, Zuhaelter Ballade...) 

Fakat bu Üç Kuruşluk Opera biraz tuhaftı.

"Dâhi yönetmen" olduğu iddia edilen Robert Wilson, dekoru soyutlamış, oyuncuları birer karikatür haline getirmiş, "minimalist" bir yorum sergilemişti, bildiğimiz "epik tiyatroya" hiç benzemiyordu sahnede oynanan.

Sevemedim.

YouTube'da kaçak çekilmiş bazı klipleri var, fikir edinmek için bakabilirsiniz. İnsan "kendi koltuğunda" başka bir akşam başka birisini oturur görünce de bir tuhaf oluyor.

Bu müzikal mayıs ayında İstanbul'a geliyor, yalnızca iki gece, 13 ve 14 Mayıs'ta, Zorlu'da...

Reklamında "tiyatro, dans, müzik ve tasarımın iç içe geçtiği, kostüm, makyaj ve ışık kullanımıyla göz kamaştıran, çarpıcı bir yorum" demişler, Sustalı Mack'ı oynayan ama ne hikmetse bir "hünsa" gibi yorumlayan o müthiş yetenekli Stefan Kurt'un resmini de koymuşlar. (Sinemadan tanıdığımız Angela Winkler de Polly'yi oynuyordu, umarım İstanbul'a gelir.) 

Acaba bu minimalist yorum epik tiyatronun ruhuna uygun mudur yoksa Wilson oyunun ırzına mı geçmiştir? Tiyatrocular mutlaka izlesinler ve tartışsınlar. Emek Sineması'nın önünde tepişeceklerine bunu tartışsınlar.
Daha önce ülkemizde de Brecht hiç katledilmemiş değildi...

Kenter Tiyatrosu'nun bundan elli iki yıl önce sergilediği Üç Kuruşluk Opera'da oyunun açılış şarkısı (yani moritat, ünlü "Mack the Knife") yıldız olması hasebiyle aslında Korsan Jenny'yi oynayan Yıldız Kenter'e söyletiliyor, böylece epik tiyatronun belkemiği olan "yabancılaştırma efekti" öldürülüyordu.

Sonra, Brecht'in "zaman ve mekân içinde uzaklık sağlayıp serinkanlı bir bakış oluşturmak" için Kafkasya'ya konumladığı "Kafkas Tebeşir Dairesi"ni alıp ülkemize getirenler, "adapte" edip içine edenler, onu "halk anlasın" diye "Feleknaz Hatun ile Gülizar Kızın Analık Davası" yapan "devrimci sanatçılar" da görüldü!

Ohhh, iyi geldi, kırk dört yıldır tiyatro yazısı yazmamıştım.

Bendeniz gençliğimde tiyatro eleştirmeniydim de efendim, meraklılar ve yaşlılar belki hatırlayacaklardır...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.