23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 26°C Adana
    • 27°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Galiba yeni anayasa istenmiyor

Abdulkadir Özkan

FARKLI düşence ve inanca sahip olanlara saygı duymak mecburiyeti yoktur ama toplum halinde yaşamanın ana şartı farklılıklara tahammül etmeyi gerektirir. Mahkemelerin verdiği bazı kararlar bazılarının hoşuna gitmeyebilir, bu sebeple de katılmadığını ifade edebilirler. Ancak, verilen kararlara uymak mecburiyeti vardır. Uygulamada yasal zemin veya kişisel bir takım saplantılar sebebiyle yanlışlar oluyorsa bu zemini ortadan kaldırma görevi başta siyasi iktidar olmak üzere siyasi partilere düşer. Bir anayasa ve yasa geçerliğini koruduğu sürece ‘ben bu kararı tanımıyorum’ deme imkânı olmaz. Tanımama ve kabul etmiyorum demek de yanlış olur. Özellikle bir kararı tanımıyorum diyen devletin başında ise ve aynı kişi bu ülkenin yönetiminde 13 yıldır söz sahibi ise o zaman ya geçen süre içinde düzeltilmesi gereken yasalar düzeltilmemiş ya da başka bir hesap var demektir.

Bu köşede farklılıklara tahammül kültürünün toplumumuzda geliştirilmesi gerektiğine, bir takım çevrelerin farklılıklara saygı duyulması gerektiği yaklaşımının doğru olmadığına saygı duymanın o görüş ve inanca katılmak anlamına geldiğini, o zamanda farklılıkları ortadan kaldırmak gibi yaklaşıma sebep olduğuna dikkat çektim. Bu bakımdan ‘farklılıklara saygı duyacaksın’ diye kimseye yaklaşılamaz ama farklılıklara tahammül birlikte yaşamının olmazsa olmaz şartıdır. Farklılıklara sahip olanlar ister iktidar ister muhalefet partisi ister sivil toplum örgütü olsunlar farklı olanlara dayatma ve zorlama sergileyemezler. Sergilerlerse o zaman benim özgürlük alanıma bir sınırlandırma gündeme gelir.

Bu noktada özellikle yargı kararlarını herkesin benimsemesi istenemez. Ancak, yargı kararlarında hatanın en aza indirilmesi, yargı mensuplarının kendi kişisel inanç ve ideolojilerini kararlarında ölçü haline getirmemeleri gerekir. Ancak, insanın olduğu her yerde kişisel tercihler söz konusu olabilir. Bunun içindir ki, mahkemelerde verilen kararlar bir tek hâkim ya da mahkeme heyetinin verdiği karar mutlak değildir. Mahkemenin verdiği kararı doğru bulmayanlar bir üst mahkemeye müracaat edebiler. Üst mahkemenin kararından tatmin olmamış ise başvurulacak iç hukukta en üst mahkeme Anayasa Mahkemesi’dir. Burada da sonuç alınamamış ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vardır. Şahsen iç hukuk sistemi içinde sonuç alamayıp uluslararası mahkemelere müracaat edilmesi içime sinmiyor. Ancak, imzalanan uluslararası sözleşmeler ve anlaşmalar sebebiyle bu yol insanımıza açılmış bulunmaktadır. Tüm bu yollara başvurulmasına rağmen içimize sinmeyen yargı kararları olabilir. Kaldı ki, insanın bulunduğu yerde hatasızlık söz konusu değildir. Bu arada yargıya düşen insanlar kararların kendi lehlerine çıkmasını isterler. Eğer yargı kararlarını tanımama hakkı söz konusu olursa tüm kararlar tartışma konusu haline gelir ki, o zaman yargıya gerek kalmaz. Geçmişte özellikle Anayasa Mahkemesi’nin ve bir takım savcıların kararları ve uygulamaları içimize sinmedi, yüreğimizde derin yaralar açtı. Açılan bu yara aynı zamanda AK Parti iktidarının önünü açtı. Bu haksızlıkları önleyecek anayasal ve yasal düzenlemeleri yapın anlamına gelebilecek bir sonuç ortaya çıktı. Bu sebeple de siyasiler her seçim döneminde yeni anayasa ve darbe yasalarından hukuk sistemimizin temizleneceği sözünü veriyorlar. Bu hususta uzlaşma sağlanamıyor. Siyasi ortamı sertleştirerek uzlaşma sağlanması da mümkün görünmüyor. Özellikle de Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın son Anayasa Mahkemesi kararını ‘uymuyorum, saygı duymuyorum’ şeklinde eleştirmesi sanki yeni anayasa hususunda bir uzlaşma arayışına gerek olmadığı yaklaşımını akla getiriyor. Eğer uzlaşmaya gerek görülmüyorsa bu işi iktidar partisi tek başına yapmak durumundadır. Ne var ki, böyle bir durum imkânsız olmasa bile çok zor görünüyor. Çünkü kulislerde başkanlık sistemi konusunda iktidar partisi grubu içinde görüş ayrılığı bulunduğu konuşuluyor. Buna rağmen Cumhurbaşkanı’nın sert açıklamalar yapması ister görünerek yeni anayasa yapılmasını istenmediği düşüncesini akla getiriyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.