19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 26°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 108.434 1.41
  • Altın: 151,492 0.04
  • Dolar: 3,6547 -0.47
  • Euro: 4,3288 0.00

Bir gün sömürgecilerden hesap sorulur!..

Abdulkadir Özkan

Başlığı belki de, “Bir gün sömürgecilerden hesap sorulmalı” şeklinde atmam daha doğru olurdu. Ancak, ezilenler ezenlerden, zalimlerden hesap soracak noktaya gelmediği sürece zalim zulmünü, sömürüsünü sürdürecektir. Zalimlerden hesap sorulması gerektiği üzerinde durma ihtiyacı duyduğumu dün medyada yer alan iki haberden yola çıkarak izah etmek istiyorum. İlk üzerinde durmak istediğim haber Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis yaptığı açıklama. Anstasiadis açıklamasında Kıbrıs sorununun çözülememesinin sorumlusunun Türkiye olduğunu iddia ederek, “42 yıllık süreçte, Kıbrıs sorununun çözümünü isteyen tarafın Türk işgalinin mağduru Rumlar olduğunu vurgulamak istiyorum” derken gerçeklerin nasıl saptırıldığını, ne Rumlarla ne de onları Türkiye’ye rağmen AB’ye alan ülkelerle Kıbrıs’ta adil bir çözümün sağlanamayacağını göstermek bakımından dikkat çekici bir açıklamadır. Aslında Kıbrıs sorunu diye bir meselenin Türkiye’nin gündeminde olmaması gerekirken sürekli olarak ülkemizdeki bazı iktidarlar ille de Kıbrıs’ta yeni durum sağlayacağız, Rumlarla barış içinde birlikte yaşayacağız mantığı ile KKTC’nin feshine razı bir tavır takındıkça Rumlar ve arkalarındaki Haçlı ittifakı sürekli olarak Türkiye’den bir şeyler istedi/istiyor.

Kıbrıs’ta AK Parti iktidarı döneminde de sorunun çözüleceği iddiası ile bir takım adımlar atıldı. Bu adımların sonucu eski BM Genel Sekreteri Annan’ın hazırladığı plan Kıbrıs’ta iki tarafta referanduma sunuldu. Planın kabulü için gerek Türkiye gerek KKTC yöneticileri Türklere yoğun baskı yaptılar ve bu baskı sonucunda halkoyuna sunulan Annan Planı KKTC’de kabul edildi ama aynı plan Rum kesiminde reddedildi. Hâlbuki Annan Planı Türklerin kazandığı hakların pek çoğunu geri alıyordu. Buna rağmen Rum kesimi hayır derken gösterdiler ki, Rumların derdi adil bir çözüm bulmak değil. Türkleri teslim almaktır. Son dönemde yeniden Kıbrıs’ta iki taraf arasında görüşmeler başladı, sorunun çözüleceğine dair açıklamalar birbirini takip etti ama daha müzakereler devam ederken Nikos Anastasiadis’in, “Ankara Kıbrıs sorunu için çaba harcamıyor” şeklindeki açıklaması artık Kıbrıs’ta Rumları ve AB’yi memnun etmek için sürdürülen çabaların anlamsızlığını göstermiş olmalıdır. Rahmetli Erbakan Hocamızın sıkça vurguladığı gibi, “Türkiye’nin Kıbrıs sorunu diye bir meselesi yoktur” deyip artık Rumların gönlünü yapma çabasından vazgeçilmelidir.

Üzerinde durmak istediğim ikinci haber ise, Suriye’nin geleceğinin tartışıldığı şu günlerde ABD’nin Suriye’de Kobani yakınlarında askeri ve sivil amaçlı iki hava üssü kurmakta olduğu ve pistin Nisan’a kadar yetişmesinin bekliğidir. Tabii söz konusu iki üssün askeri ve sivil amaçlı olmasının sömürgecilerin Suriye’de kalıcı olacak şekilde bir takım hazırlıklar yaptıklarını, Suriye’de çatışmalar durduğunda bile ABD’nin varlığını koruyacağının göstergesidir bu haber.

Rusya’nın da benzer bir hazırlık içinde olduğu, Suriye’de var olan askeri ve sivil varlığını daha da artırmanın peşinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu arada ABD’nin Kobani yakınlarında iki üs kurmasının dikkat çekici olduğunu görmek gerekiyor. Türkiye’nin tüm karşı çıkmalarına rağmen ABD’nin YPG/PYD’yi niçin terör örgütü görmediklerini açıklamaları da ortaya çıkmış oluyor. Belli ki önceden varılan anlaşma gereği YPG ABD’nin kara gücü olarak görev yapmış. Bir bakıma bir takım çıkarlar karşılığı ABD üslerine yer açmış. Böylece hem ABD asker kaybına uğramamış hem de Suriye’de kalıcı olmasını sağlayacak bir noktaya gelinmiş.

Görünen o ki, sömürgecilerden, zalimlerden mazlumlar hesap soracak konuma gelmek durumundadırlar. Bu yapılamadığı sürece işgaller ve sömürü devam edecek, kendi topraklarında imişcesine Müslüman ülkelerde üsler kurulmaya devam edilecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.