17 Aralık 2017 Pazar26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:43Güneş 08:16Öğle 13:07İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 11°C Adana
    • 7°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,894 -0.46
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Bizim çocuklar, kuşlar, kediler, karşılaşmalar...

Haşmet Babaoğlu

Bir yabancı havaalanında THY uçağının yolcu alacağı kapının numarasını gözden kaçırdıysanız, endişelenmeye gerek yoktur.
Kulağınızı çocuk seslerine ayarlamanız yeter! 
Koşuşturup gürültü patırtı yapan, ne yapacağını bilmediği için durmaksızın mızıldanançocukların bulunduğu yer muhtemelen THY koridoruna açılıyordur.
Nesnel bir gerçeklik bu! 
Modern ebeveynlik ve sosyal görgü anlayışımıza dair çok şey anlatıyor ama yorumunu şimdilik bir kenara bırakıyorum.
Fakat benzer bir tablo daha var ki, biraz üzerinde durmak istiyorum.
Neden mi söz ediyorum?
Çocuklarımızın hayvanlarla karşılaşma anlarından; temel merak duygularının şefkat yerine şiddete yaslanmasından söz ediyorum. 

***
Benim çocukluğumda oğlan çocukları ceplerinde sapanlarla dolaşıyordu; doğru!
Fakat aklımız fikrimizin balkona gelen kuşları beslemekte olduğu da doğrudur.
Islak ekmek ve mısırları tazelemek başkasının değil, çocukların göreviydi.
Zaten sapanlarla kuş vurduğumuz yalandır.
Daha çok birbirimizin kafasını nişanlar, ona da kıyamazdık. 
Hayvan demek, merakla izlenmesi gereken bir şey demekti! Korkup kaçmasınlar diye karşılarında nefesimizi tutardık. Ardından içimizde ağır ağır şefkat gelişirdi.
Şimdiki çocuklara bakıyorum. 
Ne kuşlara, ne kedilere, ne tosbağalara, ne kirpilere bakıyorlar! Dehşet bir kayıtsızlık içindeler.
İlk yaptıkları şey hayvanların üzerine doğru koşmak, kovalamak, hatta onlara vurmaya çalışmak. Bu tutum hafife alınacak bir şey olabilir mi? Sanmam. 
(Mavileğen rumuzunu kullanan bir dostumuz var; Cins dergisinde ve twitter'da bu konulara çok sık değiniyor ama kulak veren anne baba çıkıyor mu, bilmiyorum.) 
***
Aman yanlış anlamayın!
Basmakalıp "biz ve onlar" veya "Batı-
Doğu" ayrımıyla doğrudan ilgisi yok bu işin.
Geçen sonbahar Roma'da, Tiber kıyısındaki yürüyüş yolunda üç yaşlarında bir çocukla serçeler arasındaki dostluğu bir saate yakın durup izledim.
Minicik bir insanın üzerine sinmiş derviş sükûneti ve sevgisi beni nasıl büyüledi, anlatamam.
Annesi ve ablaları da onu benim gibi uzaktan izliyorlardı. Hayır! Batılı değillerdi.
Filistinlilermiş.
Annesine "Korkmaz mı hiç?" dedim.
Sorumu soruyla karşıladı: "Neden korksun ki?" Gerçekten de bir çocuk serçelerden neden korksun ki!
Ya bizim çocuklarımız?..
Hadi kedileri köpekleri geçtim, kuşları bile görünce neden üzerlerine yürüyorlar?
Sanırsınız ki, korkunç bir tehlikeyi savuşturuyorlar.
Nasıl geldik buraya?
Bu tabloda günümüz anne babalarının payı ne?
Haydi biraz bunları düşünelim!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.