17 Ekim 2017 Salı27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:45Güneş 07:11Öğle 12:57İkindi 15:57Akşam 18:29Yatsı 19:49
    • 18°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,930 0.06
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Hiçbir üçüncü ülke, bir AB ülkesi kadar önemli olamaz

Abdulkadir Özkan

AB ülkelerinin liderlerinin oluşturduğu Avrupa Konseyi’nin Başkanı Donald Tusk’a ait başlığa aldığım cümlenin aslı aynen, “Benim için hiçbir 3. ülke, bir AB ülkesi kadar önemli olamaz”, böyle. AB ülkelerinin Türkiye’yi istemediklerini göstermek için daha ne söylemeleri bekleniyor, bu ülkeyi 13 yıldır ısrarlı bir şekilde AB’ye sokmak için çırpınanlar millete açıklamalıdırlar.

Konuyu biraz daha açalım. Donald Tusk Türkiye’den önce Güney Kıbrıs’ı ziyaret etti. Ziyaretin arkasından düzenlenen ortak basın toplantısında Rum lider, “Kıbrıs’ın (Rum Yönetimi’nin) tanınmaması halinde Türkiye’ye yönelik blokajın kalkmayacağını açıklarken Avrupa Konseyi Başkanı Tusk’da ona destek çıkıyor. Tusk ayrıca, Türkiye’nin Almanya ve Hollanda ile hazırladığı teklifin dengeli hale getirilmesi gerektiğini söyleyerek, “Kıbrıs’ın (Güney Kıbrıs) diğer tüm AB üyesi ülkeler kadar önemli olduğunu özellikle vurguluyor. Bu arada ortak basın toplantısında Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Anastasiadis de Türkiye’nin Ankara protokolü ve Müzakere Çerçeve Belgesi’nde tanımlanan yükümlülerini yerine getirerek limanlarını Kıbrıs Rum Cumhuriyeti gemilerine açması gerektiğini söylüyor. Bunun bir başka anlamı ise Anastasiadis öncelikli olarak Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıması gerektiğini söylüyor.

Tusk, Kıbrıs Rum Kesimi’ni ziyaretinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında düşüncelerini net bir şekilde dile getirdikten sonra Ankara’ya uçuyor ve Ankara’da Başbakan Davutoğu ile ortak bir basın toplantısı yapıyorlar. Basın toplantısında Başbakan Davutoğlu terörün bütün dünya için tehdit olduğunu vurgulayarak, Türkiye ve AB’nin bu büyük tehlike karşısında ortak bir duruş sergilediklerini söylüyor. AB ile Türkiye ortak tavır sergiliyorlarsa terör konusunda yeni ne gibi adımlar atıyorlar diye sormayın. AB ülkeleri sadece bir takım mesajlarla, “Sizinle birlikteyiz” demenin ötesinde bir adım atmıyorlar. Kaldı ki, Tusk’un Kıbrıs Rum Kesimi’nin ardından Türkiye’yi ziyaret etmesinin konusu terör konusunda ortak bir hareket tarzı belirlemek de değil. Tusk’un Lefkoşe’nin ardından Türkiye ziyaretinin Rumlarla Türkiye arasındaki görüş ayrılığını gidermekle ilgili. Öte yandan Türkiye’nin sunduğu önerinin tüm AB üyelerince kabul görmesi için ‘daha dengeli’ hale getirilmesi gerektiğini Davutoğlu’na ilettiği de medyaya yanıysan haberlerden anlaşılıyor. Bu arada AB ile Türkiye arasında hazırlanan mülteci anlaşmasına sadece Güney Kıbrıs Rum Yönetimi değil Macaristan, Fransa, İtalya ve Avusturya’da tepki koyarak Türkiye’nin önerisinin değişmesi gerektiğini ileri sürüyorlar. Gelinen noktada görünen o ki, mülteci sorunu çerçevesinde bir anlaşma sağlamaya çalışılırken, bunun yanında AB üyeliği yolunda bir takım yeni kazanımlar elde etmek isteyen Türkiye’ye karşı AB ülkeleri için ciddi bir direniş ortaya çıkmaktadır. Özelikle de Kıbrıs Rumlarının Türkiye’nin karşısında AB üyeliğine yönelik veto haklarını bir silah gibi kullanmayı sürdürecekleri de bu vesileyle bir kez daha görülmüş oldu. Kaldı ki, Kıbrıs Rumlarını Türkiye’ye tercih ettiklerini her fırsatta gösteren AB ülkelerinin bu desteğini Rumların kullanmalarını yadırgamamak gerekir. Tusk’un ofisinde bugün ve yarın gerçekleşecek olan Türkiye-AB zirvesi öncesi yeni bir görüşülecek konular listesi hazırlandığı ve bu listenin Türkiye ziyareti öncesi basına sızdırılması da ayrıca dikkat çekicidir. ABD merkezli bir gazetede yer alan haberde bu belgede Türkiye’nin AB üyeliğinin hızlandırılması ve vize muafiyetinin verilmesi maddelerine yer verilmediği ileri sürülüyor ki bu da AB ile yürütülecek görüşmelerin bir miktar para ödenmesi ile sınırlı kalacağını gösteriyor. Bu gelişmeler karşısında AB kapısından ayrılmak istemeyenlerin tutumunu izah mümkün olabilir mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.