25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 28°C Adana
    • 29°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,514 0.58
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

Ekmeği ve sevgiyi bölüşürdük

Fatma Tuncer

Eskiden rüyalarımızda ağaçları görürdük. Ağaçların dallarına uzanır, ellerimizle toplardık meyveleri. Küçük su arklarında yıkardık ayaklarımızı, suyu kaynağından içer, toprağı avuçlarımızla alır ve koklardık. Oyunu evlerimizin önüne kurar, hayvanların dilini çözerdik. Yumurtayı tavuğun altından alır, elmayı ağacın dalından koparırdık. O zamanlar saksılarda yetişmezdi domatesler, limon ağaçları apartmanın balkonlarında küsmezdi hayata. Ağaçlar güneşle ve sevgiyle buluşurdu.

O zamanlar kendimiz üretirdik oyuncaklarımızı. Mühendis değildik, ağaç dallarından araçlar yapar, kendimizce hareket ettirirdik. Zanaatkâr değildik fakat bebeklerimizi kendi imkânlarımızla üretir ve oyunlarımıza canlılık katardık. Paylaşmayı bilirdik. Bir parça ekmeği on çocuk birden yerdik. Bir parça ekmekle on kişi nasıl doyar? Ama biz doyardık. Birbirimize güvenirdik, arkadaşımızı kardeşimiz bilir ve severdik. Paylaşmak mutluluk verirdi.

Bir bardaktan on çocuk çay içerdik,

Bir bisiklete on kişi nöbetleşerek binerdik.

Bir elbiseyi üç kız kardeş giyerdik

Küçülen ayakkabılar diğer kardeşin sayılırdı

Bir simidi beşe bölerdik

Bir arkadaşımız ağladığında her şeyden vazgeçer, onun yanında yer alırdık

Sevmeyi böyle öğretmişti bize annelerimiz

Sevgi katlanmak diyorlardı. O yüzden bizim gibi düşünmeyen bizim gibi yaşamayan arkadaşlarımızla bile aynı ortamda barış içinde yaşardık. Toprağa bağdaş kurar ve sohbet yapardık.

Bir keresinde evin bahçesinde ağayı kırılmış bir kedi yavrusu bulmuştuk. Onun için yuva yapıp iyileşinceye kadar bakmıştık. Biz insanlığın şefkat olduğunu öğrenmiştik. O yüzden bizim mahallede yalnızlık diye bir şey yoktu. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.