23 Mart 2017 Perşembe24 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 20°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 89.930 0.13
  • Altın: 145,507 0.16
  • Dolar: 3,6229 0.17
  • Euro: 3,9053 -0.08

Medya ve sermaye

İbrahim Kahveci

Demokrasi ve özgürlük kavramını bile tartışırken maalesef üst pencereden bakıp alt katları es geçebiliyoruz. Özgürlük kavramının sorumsuzlukla eş değer hale gediği ülkemizde her demokratik adım bir başka büyük sorunu da beraberinde getirebiliyor.

Daha önceleri de ekranda anlattığım bir olayı anlatacağım: Rahmetlik amcam 1968 yılında Almanya’ya kabul edilen ilk işçilerden biriydi. Tabiri caiz ise gitmesi ile geri gönderilmesi arasında çok kısa süre geçti. Almanya dayanamamıştı. Ve geri geldiğinde Türkiye’de olmadık bir çok olaya karışmıştı. Kendisi bile aldığı düşük cezalara bakarak “Yeğenim özgürlük Türkiye’de var Almanya hiç özgür değil” derdi.

Evet, bildim bileli en özgür Türkiye’dir.

Bir önceki yazımda bahsettiğim sermaye piyasası meselesinde de bu durumu bizzat kendim yaşadım. İddianamede bile “suç unsuru bulunmamıştır” yazılmasına rağmen nerede ise haftada bir duruşma yaparak hiçbir gerekçe sunmadan hapis cezasına hükmedebilen bir yargı ile karşılaştım. 657 korumasının getirdiği sorumsuz kararların yol açtığı büyük mağduriyetleri saymakla bitiremeyiz.

Yine bir önceki yazımda değindiğim “Halka Arz Seferberliği” ile satılan 54 şirketin 42 tanesinin sadece bir kaç yıl içinde ya batması veya mali zorlukla pazar değiştirmesi nasıl izah edilebilir. En sorumlu ve şeffaf olması gereken SPK ve IMKB (BIST) hiç mi sorumluluk üstlenemez.

Çok kez TV’lerde tekrarladım: Semt pazarlarında belediyeler bile çürük mal sattırmamak için sorumluluk üstlenirken, Türkiye’de sermaye piyasa  kurumları nasıl tamamen muaf olabilir.

Zaten sonuç ortada değil mi. İçi boşalan piyasaları yabancılara satmak için işbirlikleri ile belirsiz süreçler yaşıyoruz. Ne bir bilgi, ne bir açıklama maalesef olmuyor.

***

Yazının girişinde de bahsettiğim gibi demokrasi aslında bir “sorumluluk” meselesidir. Demokrasinin gelişmesi için Anayasa’nın değişmesinden daha ziyade vergi yasasının değişmesi gerekiyor. İnsanların doğrudan mükellef olması ve elleri ile ödedikleri verginin farkına varmaları gerekiyor. Ülkemizde çalışanlar vergilerini işverenler vasıtası ile hiç görmeden ödüyor. Aynı şekilde tüketim üzerinden alınan dolaylı vergiler de kurumlar vasıtası ile ödeniyor. Aslında çok vergi ödüyoruz ama ödediğimiz verginin nerede ise tek kuruşuna dahi dokunamıyoruz ve bilmiyoruz.

Farkına varmadan ödenen vergi ile kurulan demokrasi ve sorumsuzluk zinciri, doğal olarak sorumluluk temeline bir türlü inemiyor. Bireyin hesap sorması ve denetlemesi için demokrasinin vazgeçilmez kuralıdır sorumluluk. Ve bu sorumluluğu hissettirmenin de temel kuralı maliyeti hissetmektir.

***

Sorunun bir diğer ayağı da tabii ki 4. kuvvet medyadır. Bugün ülkemizde temel sorunların başında maalesef medyamızın durumu gelir. Çok basit bir örnek vereceğim. Rekabet Kurumu 33 sigorta şirketi hakkında trafik sigortasında ortak hareket ettikleri şüphesi ile soruşturma açtı. Bildiğiniz gibi 20 milyonun üzerinde araç olan ülkemizde trafik sigortasında yaşanan fahiş fiyat artışı nerede ise herkesi ilgilendirir olmuştur. Ama bir çok gazete ve TV bu haberi görme bile görmediler.

Sorun haberin önemi ve haber isteğinde değildir. Hatta sorun o medya kuruşlarının durumuna da bağlı değil. Maalesef ülkemizde ve dünyada neo-liberal veya “arz iktisadı” mantığında yapısal bir sorun oluşmuştur. Medya artık sermaye odaklıdır. Müşterisinin ücretinden ziyade sermayenin reklam desteği ile düzen ayakta durmaktadır. Sermayenin desteği her ne kadar reyting odaklı oluşsa da yine de uğruna fedakarlık edilecek yer insan değil sermaye olmaktadır.

Bugün bir çok gelişmiş ülkede dahi insan hakları ve çalışanlar noktasında ibre sürekli geriye gitmiş olmasına rağmen medya bunu görememektedir. Hatta medyanın çarkları da bu geri giden ibre üzerinden ilerlemektedir.

Demokrasinin vazgeçilmez 3 kuvveti (yasama, yürütme, yargı) üzerine yapılan tartışmaların aslından 4. kuvvet medya üzerinde de yürütülmesi gerekir. Haber alma ve haber verme özgürlüğü de bir maliyet sorunudur ve sorumluluk gerektirir.

Hem alıcı hem de satıcı açısından.

Aksi halde sermaye bağımlısı medyanın demokrasi ahkamı kesilmesi çokta anlam ifade etmemektedir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.