21 Eylül 2017 Perşembe 23 Zilhicce 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:17Güneş 06:43Öğle 13:04İkindi 16:28Akşam 19:12Yatsı 20:32
    • 26°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 105.324 0.39
  • Altın: 146,596 -0.30
  • Dolar: 3,4727 -0.58
  • Euro: 4,1687 -0.32

Ankara güçlenince ekonomi zayıflıyor

İbrahim Kahveci

Alışmış olduğumuz bir tez var. 90’lı yıllarda koalisyon ve belirsizlik süreçlerinde Türkiye ekonomisi çok zor yıllar yaşadı. Ve bu nedenle koalisyonlar ekonomimiz için “en kötü” olarak ilan edildi. Ekonomi için belirsizlik kelimesi kadar kötü bir şey olamaz. İş dünyası geleceği görmek zorunda. Hatta ekonomi için mevcut verilerden daha önemlisi geleceğe yönelik beklentiler bile denilir. Mevcut verilerde çok iyi bile olsanız, kötü bir beklenti sürecine girerseniz, o ekonomi iyiye değil olumsuza doğru yol alabilir. Veya tersine kötü bir tablo olsa bile iyi bir beklenti bir çok aksaklığı çözerek iyi bir gelecek hazırlayabilir.

Bu nedenle seçimlerin sonuçlanması ve tek parti iktidarları “iyi bir iki komutandan kötü bir komutanın daha iyi olduğu” tezini kabul ettiriyor.

Ama gerçekten öyle mi?  Yakın dönemde ülkemizde çok farklı gelişmeler gözlemeye başladığımızı belirtmem gerekiyor. Galiba Ankara’da hükümet güçlendikçe ülkemizde ekonomiye bir şeyler oluyor. Ankara güçlendikçe özel sektörün merkezi İstanbul zayıflıyor gibi sonuçlar gelmeye başladı.

***

Bu konuda bende ilk şüphe Gezi olaylarının yaşandığı 2013 yaz aylarından sonra oldu. 2013 yılının ilk yarısında (ilk 6 ayda) sanayi üretiminin artış toplamı (aylık artış-azalışlar toplamı)  13,5 puan olmuştu. Gezi olaylarının yaşanmasının ardından özellikle Eylül 2013’te sanayi üretimi birden canlanmış ve 2013 yılının ikinci 6 ayında artış toplamı yüzde 22,2’ye ulaşmıştı.

17-25 Aralık operasyonları yaşanmış ve ülkemiz ikinci kez bir belirsizlik sürecine girmişti. Ama sanayiciler darbe girişimlerine kulak tıkamış ve 2014 yılı ilk yarısında aylık sanayi üretim artışı toplamda 25,5 puana yükselmişti.

O günlerde nerede ise her gün bir kaç TV kanalında canlı yayına çıktığımda, bu darbe girişimlerine karşı şu argümanı savunuyordum: “Hele bir Mart yerel seçimleri geçsin ve hükümet güvenoyu alsın, ekonomide asıl patlama o zaman olacaktır.

Ama olmadı.

Hükümete halk büyük bir destek vermiş ve Mart seçimleri ile yeniden güvenoyu alınmıştı. Bir de baktık ki, sanayi üretim endeksi gittikçe yavaşlamaya başlıyor. 2014’ün ikinci altı ayında sanayideki artışların aylık toplamı 20,3’e gerilemiş oldu. Hatta 2015 yılının ilk yarısında sanayideki aylık büyüme toplamları 14,3’e kadar geriledi.

01 Haziran genel seçimleri ile ülkemizde yeniden belirsizlik hakim oldu. Tek başına hükümet kuracak bir oy oranı ortaya çıkmadı ve koalisyon görüşmeleri başladı. İşte o belirsizlik dönemi olarak tanımlayabileceğimiz 2015 yılının ikinci yarısında sanayide aylık büyüme oranları kaça çıktı biliyor musunuz? Tam 24,6 puan oldu.

Ve ülkemiz 17 çeyrek sonra en yüksek büyümeyi de işte seçim belirsizliğinin hüküm sürdüğü 2015 yılının son çeyreğinde yakalamış oldu. (Her ne kadar  01 Kasım seçimleri belirsizliği ortadan kaldırmış olsa da etkisini 2016 yılında göreceğiz)

Yeni bir seçim ve yeni bir güçlü Ankara 01 Kasım seçimleri ile ortaya çıktı. ISO PMI endeksi (sanayide öncü gösterge) Mart ayında kritik eşik 50,0’nin altına düşerek üretim, yeni siparişler ve ihracatta daralmaya işaret eden veriyi açıkladı.

***

Son üç yılın ekonomik gelişmesini “güçlü hükümet- güçlü ekonomi” ekseninde maalesef yeterli derecede izleyemiyoruz. Öyle bir izlenim var ki; sanki Ankara zayıflayınca ekonomi daha iyi bir performans gösteriyor. Bu konu derinden incelenmeli ve bir bağ var ise hemen ama hemen çözüme gidilmeli. Ben defalarca Hükümetin maliye politikası ile tasarruf yaparak değil, “özel sektörün boğazına sarılarak” bütçe disiplini sağladığını yazıyorum. İktisat teorisi de bize kamunun verimsiz, özel sektörün ise verimli olduğunu ve ekonominin özel sektör üzerinden büyüme- kalkınma sağlayabileceğini anlatıyor.

Türkiye’de iki noktaya çok dikkat etmemiz gerekiyor. İlki özel sektörün üretime yönelik sermayesini vergiler ile yok etmemek ve iştahını kaçırmamak gerekiyor. İkincisi ise karar süreçlerine özel sektörü de alarak çözümler bulmak gerekiyor.Galiba son yıllarda bu iki alanda ciddi bir boşluk oluştu. Ankara günlendikçe özel sektör zayıflamaya başladı. Veya tersine, Ankara zayıfladıkça ekonomi  daha hızlı büyümeye başladı. O zaman sürpriz büyüme kimin eseri? Başarı kimin hanesine yazılacak?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.