D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Gençler ve Yazarlık

Gençler ve Yazarlık

Yazarlığın yaşla bir ilişkisi var mıdır? Daha doğrusu yazarlık belirli bir yaşın üzerinde icra edilebilen bir meslek midir?

Bunun böyle olmadığını söyleyebiliriz. Tabiî zamanenin meşhur olmuş yazarlarına bakarak yazar dediğin “en az 40 yaşında olmalı” denilebilir. 

Gençlik de sırf yaşta değildir. Fiziken genç olmak her zaman ruhen genç olmayı garanti etmiyor. Nice küçük yaşlılar var ki, pir-i fâni görünenlerden daha ihtiyar!

Genç yaşta neler yapılmaz ki? 

Şairin bir genç adam olarak ihtirası şiirimizde bir fışkırış veya infilak olan Hüsn-ü Aşk’ı yazdırmıştır. Güzellik, Aşk ve Galib. Yani Şeyh Galib, Galib Dede...

Henüz 25 yaşında! Bir iddia, genç Galib’in ilhamını zirveye kanatlandırır, ortaya Hüsn-ü Aşk çıkar. Şüphesiz Türkçe’nin dünya şaheserlerindendir.

Şeyh Galib Hüsn-ü Aşk’ı 25 yaşında, altı ayda yazar... Ateş denizinde mumdan gemiler yüzdürür. Müthiş bir sembolizm Hüsn-ü Aşk ve tasavvuf kültürüne muhteşem bir vukufiyet, hem de o yaşta! 

Giydikleri âfitab-ı temmuz/İçtikleri şûle-i cihansûz

Giydikleri temmuz güneşi/içtikleri dünyayı yakan ateş..

Temmuz güneşini giyinip, dünyayı yakan ateşi içenler, ne ekip biçerler peki?

Ekdikleri dâne-i şerare/biçdikleri kalbi pâre pâre

Ektikleri kıvılcım taneleri/biçtikleri paramparça kalbler

Tam da bir şair veya yazar tarifine doğru gidiyoruz:

Anlar ki kelâma can verirler/Mecnun o kabiledendi derler

Onlar ki söze can verirler/Mecnun o kabiledendi derler!

Söze can vermek... Kelimelere hayat bahşetmek; sözlüklerden, bir nevi lisan arşivinden tozunu toprağını silkeleyerek, hayata geçirmek. İşte diriltici yazmak böyle bir şey olmalı. Elbette o zaman belâya bulaşmak muhtemeldir:

Her kim ki belâya mürtekibdir/elbet o ocağa müntesibdir.

Kim ki belaya bulaşmıştır/elbet o ocağa aittir.

O ocak, bizim ocağımız!

Sözün hasını söyleyen, ne söylediğinin de farkındadır ve her güçlü söz bir meydan okumadır. Tıpkı genç Galib’in sözü gibi:

Zannetme ki şöyle böyle bir söz/gel sen dahi söyle böyle bir söz!

Sanmayın ki, Galib gibi gençler geçmiş yüzyıllarda kalmıştır. Ünlü hikâyecimiz Ömer Seyfeddin bu dünya hayatına 36 yaşında veda etti. Hâla çok okunan eserlerini bu kısa ömre sığdırdı. 

1920’li yıllarda şiirleri edebiyat camiasını sarıp sarmalayan bir genç var: Necip Fâzıl! İşte onun 1924-1925 yılında, yani 20-21 yaşında Anadolu Mecmuasında yayınlanmış şiirlerinden bazılarının ilk mısraları:

Akşamı getiren sesleri dinle! (Ayrılık vakti), Dağda dolaşırken yakma kandili (Gurbet), Yer yüzünde yalnız benim serseri (Ben), Uyan yarim uyan söndü yıldızlar (Aydınlık), Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş (Ölünün odası)

Eminim, şimdi o zamanın Necip Fâzıl’ı yaşında bulunan gençlerimiz bu şiirleri ezbere biliyorlardır!

Örnekleri çoğaltabiliriz elbette. Nureddin Topçu düşünce edebiyatımızın zirvesi İsyan Ahlâkı’nı 25 yaşında yazdı!

Bir Mehmed Âkif sabrından söz edebiliriz. Şartlar onun 35 yaşında edebiyat camiamıza girmesine yol açtı. O gençlik idealini, Avrupa’da tahsilini yarıda kesip Çanakkale cephesine koşan Âsım’da bize tanıttı. İşte o Âsım, gençlikle ilgili her sözün önünde veya sonunda dilimizden düşmeyen isimdir. Âsımın nesli, doksan küsur yıldır gençtir!

Hafta sonu Türkiye Yazarlar Birliği’nin Kızılcahamam’da Türkiye 1. Genç Yazarlar Kurultayı vardı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ilgi ve desteği ile hayata geçen kurultaya 30 yaşın altında 40 genç katıldı. Van’dan İzmir’e Trabzon’dan Mersin’e 40 genç yazar üç gün boyunca Cihan Aktaş, Mehmet Aycı, Mustafa Aydoğan, İbrahim Eryiğit, Hicabi Kırlangıç, Osman Özbahçe, Necip Tosun gibi ünlü/tercübeli şair ve yazarlarla tanıştılar, onların yazarlık serüvenleri hakkında bilgi sahibi oldular, hem de birbirleriyle tanışıp fikir alışverişinde bulundular. TYB’nin yeni Genel Başkanı Musa Kâzım Arıcan, ev sahibi olarak gençleri kucaklarken, telif hakları konusunda uzman avukat Abdullah Egeli henüz işin başında olan yazarlara telif haklarının önemini anlattı. 

Yazmak insanı gençleştirir, yeniler, tazeler...

Gençlerle geçirdiğimiz üç gün bu düşüncemizi teyid etti.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi