25 Kasım 2017 Cumartesi6 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:25Güneş 07:56Öğle 12:58İkindi 15:24Akşam 17:47Yatsı 19:11
    • 7°C Adana
    • 4°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • -9°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 8°C Antalya
    • -1°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 2°C Balıkesir
  • BIST: 104.539 -0.46
  • Altın: 163,366 0.38
  • Dolar: 3,9376 0.48
  • Euro: 4,6999 1.23

IŞİD bahane, ABD ve Rusya Suriye’ye yerleşiyor

Abdulkadir Özkan

Haçlıların hedefinin bölgemizdeki istikrarı bir daha düzeltilemez şekilde yok etmek, buna rağmen bir gün Müslümanlar arasında birlik sağlanacak ve güç oluşacak olursa o zaman gelişmelere daha kolay müdahale etmek adına bölgemizdeki hemen her ülkeye özellikle ABD askeri güç yerleştiriyor. ABD’ye AB ülkeleri dışında Rusya’nın da destek verdiğini söylemek yanlış olmaz. Meseleyi Suriye bazında ele aldığımızda Rusya’nın Suriye’deki çatışmalara ABD’ye rağmen katılmadığını ve askeri varlığını kalıcı hale getirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Aslında Suriye’de baba Esad zamanından beri bir Rus askeri varlığı söz konusuydu. Belki biraz azaltarak bugüne kadar Rusya Suriye’de varlığını korudu. Çünkü iki sömürgeci gücün aralarındaki anlaşmaya göre Suriye’de Rusya’nın payına bir üs bölgesi düşmüştü. Dolayısıyla Suriye’de iç çatışmaların başlamasının ardından birdenbire Rusya’nın cephe açması ve sanki bekleniyormuş gibi ABD ve AB ülkelerinden hiçbir tepki gelmemesi olaya bu açıdan bakmayı kolaylaştırıyor. Bu husus bilinirken şimdilerde ABD’nin Suriye’nin komşusu Irak’ta ciddi bir askeri varlık bulundurmasına karşılık şimdilerde güya IŞİD’e karşı mücadelede kullanmak üzere Suriye’de askeri varlığını artırmakta oluşu ABD’nin burada kalıcı olmaya karar verdiğini gösteriyor. Kısacası, Irak’ın işgali ve parçalanması için Saddam bir bahane idi, şimdilerde ise Suriye’nin parçalanması, bir başka ifadeyle bölüşülmesi için IŞİD bahane olarak kullanılıyor.

Bu arada ABD’nin Kuzey Irak’taki askeri varlığını artırdığı, önemli bir askeri üs oluşturmakta olduğu geçtiğimiz aylarda medyaya da yansımıştı. Bu noktada Obama-Erdoğan görüşmesinin ardından iki liderin IŞİD’i birlikte imha yollarını konuştukları medyaya yansımıştı. Belli ki liderler zirvesinde ABD kendince yayılmacılığına engel gördüğü ve dünyaya öyle takdim ettiği IŞİD ile mücadelede tek başına yetersiz kalıyor ve bu konuda Türkiye’nin de desteğini istiyor. Bu değerlendirme yazımızın başında üzerinde durduğumuz Suriye’deki ABD askeri gücünün artırılması ile birlikte düşünüldüğünde dikkat çekicidir. Bu arada liderler zirvesinin ardından PKK ve PYD terör örgütleri sanki hiç gündeme gelmemiş gibi bu konularda medyada hiçbir haber çıkmadı. Belli ki, ABD bölgemize yönelik planlarının uygulanması açısından PKK ve PYD’ye hâlâ ihtiyaç duyuyor ve bu sebeple de zirvede bu konunun görüşülmesini istememiş ya da görüşülmüş ise de medyaya yansıtılmaması hususunda ısrarcı olmuştur. Kısacası, Obama-Erdoğan zirvesi Türkiye’nin beklentilerine cevap vermekten uzak bir havada geçmiştir. Hatta baş başa görüşmelerde gündeme gelmeyen bir konuyu Obama’nın gazetecilerle görüşürken bir soru üzerine görüşülmüş gibi dile getirmesi sebebiyle iki lider arasında soğuk rüzgârların esmesine vesile olmuştur. Obama böylesine diplomatik üsluba da aykırı bir tavrı başkanlık döneminin sonuna gelmiş olması sebebiyle sergilemiş olabilir. Sebebin ne olduğundan çok sergilenen tavır önemlidir.

İşbaşına geldiği günlerde mazlumların yanındaymış gibi bir hava estiren ya da renginden dolayı öyle sanılan Obama başkanlığının sonuna yaklaşırken ABD derin devletinin isteklerine telim olmuş görünüyor. ABD derin devletinin planları arasında ise Türkiye’yi ve bölgeyi sıkıntıya sokan PKK ve PYD gibi terör örgütleri yok. Belli ki bu örgütler hâlâ ABD’nin kanatları altında korunuyorlar. Bu ise aslında ABD’nin bölgede Türkiye’nin dostluğunu fazlaca önemsemediğini gösterir ki, buna karşı Türkiye’nin gerekli tedbirleri almasına, özellikle de iç politikada bir kenetlenmeye ihtiyaç vardır. Çünkü Suriye’de iç çatışmaların başlamasının hemen ardından ülkemizdeki üsleri ABD ve müttefiklerin kullanımına açmamız bile fazlaca önemsenmemiş görünüyor. Buna bakarak Türkiye’den her an kendisine karşı ciddi bir tepkinin oluşması ihtimalini dikkate alarak ABD Irak ve Suriye’deki askeri varlığını bir yandan artırırken, öbür yandan da bu varlığını kalıcı hale getirmek için üsler oluşturma peşinde oluşunu karşı bir hamle olarak değerlendirmek yanlış olmaz sanıyorum. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.