29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 28°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 23°C Ağrı
    • 23°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 97.859 0.33
  • Altın: 145,775 0.00
  • Dolar: 3,5783 -0.05
  • Euro: 3,9984 -0.09

IMF-Derviş programını kim sonlandıracak?

İbrahim Kahveci

Galiba ben başaramayacağım. Söylemekten, anlatmaktan, açıklamaktan adeta pestilim çıktı, ama hiç mi hiç başaramadım. Acaba 2001 büyük ekonomik kriz üzerine IMF-Kemal Derviş birlikteliğinde yazılan “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” ne zaman sonlanacak? Miadı yıllarca önce dolan bu programı kim bitirecek? Türkiye acaba ne zaman yeni bir ekonomi programı ile tanışacak?

Peşin söyleyeyim: 2001 yılında yazılan bu programa genel hatları ile karşı değildim. Evet, o program bir çok milli (üretim) sektöre darbe de vurdu. Mesela o programda neden şeker kanunu vardı?

Ama bilmemiz lazım ki, 90’lı yıllardaki siyasetçilerin berbat bir mirası ile Türkiye nerede ise iflas ediyordu. Kamu bankalarının zararı (gizlenmişler dahil) 40 milyar doları aşmıştı. Kamunun borç yükü ise ülke gelirinin yüzde 85’lerine ulaşmıştı. Faizler bir gecede yüzde 3 bin-4 binlere çıkabiliyordu. Bankacılık sektörü adeta perişan halde dökülüyordu.

Haaa bir noktaya daha değinmem gerekiyor. Ülkemizin bu iflasa giden sürecinden hepimiz suçluyuz. 90’lı yıllarda devlet bütçesinden kim ne kadar “ulufe” dağıtırsa ona göre oy vererek, 2001 krizine gitmedik mi? Hatırlayın “kim ne verirse 5 lira fazlası benden” dendiğinde, o 5 liralar birikip 2001 krizine girmedik mi?  90’lı yıllarda verdiğimiz oylar 2001 krizinde geldi bizi tırmaladı. Ve mecburen IMF’nin acı reçetesine razı olduk. Uygulama için ise bize Kemal Derviş gönderildi; veya çağrıldı.

***

IMF-Derviş beraberliğinde “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” yazıldı ve ısrarla uygulanmaya çalışıldı. Programın temel iki noktası vardı: 1-Bozulan kamu finansman dengesini sağlamak için daha çok vergi toplamak ve daha az harcama yapmak istendi. 2- Bozulan bankacılık sektörünü güçlendirmek için bankaların kasasını doldurmak gerekti.

Ve her ikisi de oldu. 2001 krizinde piyasa değeri 1 milyar liraya düşen bir çok büyük banka, sonraki yıllarda sadece bir yılda 2-3 milyar lira net kar eder duruma geldi. Devletin kasası ise doldukça doldu ve borç oranı yüzde 40’ın altına geriledi.

Tüm bu sonuçlar aslında 2006-2007 yıllarında elde edilmişti. Yani IMF-Derviş Programını en güçlü uygulayan AK Parti sayesinde Türkiye 2006-2007 yılına kadar adeta mucize gerçekleştirdi. Zaten IMF programı da 2009 yılında bitiyordu.

Ama olmadı... 2006-2007 yılından beri defalarca yazdığım  şekilde miadı dolan IMF-Derviş programını bitiremedik. Hatta 2009 yılında IMF programı resmiyette bitti ama uygulamada bitirilmedi. Hata ve hatta IMF’ye olan borçlarda 2013 yılında bitti ama biz maalesef IMF-Derviş Programını yine bitiremedik. Oysa bizzat o programın mimarı olan Kemal Derviş bile geldi ve dedi ki -O programın miadı çoktan doldu, yeni bir program yazılması gerekiyor- ama yine olmadı. Biz yine IMF-Derviş programını bitiremedik.

***

Devletin kasası ile bankaların kesesini doldurma odaklı o program sonucu, bugün ne enflasyon hedefi tutuyor, ne de üretim gücü yeterli düzeye yükselebiliyor.2000’li yıllarda ülke gelirinin sadece yüzde 12-13’lerinde olan kredi (veya faiz) piyasası ülke gelirinin yüzde 70’ini aşmış oldu.

Ekonominin can damarı sayıları oldukça az olan bankalara bağlanmış oldu.Tabiri caiz ise kargadan başka kuş, faizden başka ekonomi bilmez olduk. Ortaklık ve ortaklık piyasası olan Sermaye Piyasaları eridikçe eridi. Halka satılan şirketler o kadar çürüktü ki, bir kaç yıl geçmeden iflas üzerine iflas edenler oldu. Devlet ise sadece kasasını gelir yönünden güçlendirdi. Her yıl enflasyonun üzerinde artan ve büyük kısmı tüketimden gelen vergiler ile bütçe açık vermez oldu. Ama üretim üzerine binen vergi yükleri bir türlü elden geçirilmedi.

Bugün doğalgaz m3 fiyatı 11,0 dolardan 5,0 doların bile altına düştü, ama bir türlü halka 1 dolar bile yansıtılmıyor. Zincir marketler esnafı bitirirken piyasada fiyat dengeleri bir türlü oturmaz oldu.

Tüketim ve dış açık-dış borç üzerine oturan IMF-Derviş Programı hala devam ediyor. 80’li yıllarda sanayi üretimi yüzde 7-8 büyüyerek yüzde 5-6’lık ekonomik büyümeyi beslerdi. Oysa artık sanayi üretimi yüzde 3-3,5 artarken yüzde 4,0-5,0 büyümeden beslenir oldu. Kısaca yamalı bohçaya dönen IMF-Derviş Programı artık güçlü Türkiye’yi taşımıyor. Hatta büyümenin veya daha iyi bir tabirle “kalkınmanın” önünde en büyük engel haline gelmiştir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.