22 Temmuz 2017 Cumartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 32°C Adana
    • 33°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 26°C Amasya
    • 25°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

İlk mesaj!

İbrahim Kahveci

Moody’s Türk Bankacılık sektörüne yönelik uyarılarda bulundu. Uyarının temelinde ise sektörün ulaştığı doygunluk noktasına vurgu vardı. Evet, bankacılık sektörünün doygunluk noktasına ulaştığı son günlerde sıkça konuşulur oldu. Verilere biraz daha yakından bakarak durumu izah edelim:

Yıl:2003

Cari fiyatlar ile GSYH: 454.781 
milyon lira

Bankalardaki  Mevduat: 155.312 
milyon lira

Kullanılan krediler toplamı: 66.222 milyon lira

Şimdi oranlara bakalım:

Mevduatların sadece %42,6’sı kredi olarak verilmiş.

Ekonomide (GSYH) kredi oranı %14,6.

Ben kredi piyasasına “faiz piyasası” olarak bakıyorum. Ekonominin kredileşme ile büyüme oranı arasında bir bağ olması gerektiğini kabul edenlerdenim. Şöyle düşünebiliriz; bir insan veya kurum gibi borç artıyor ama büyüme yeterli artmıyorsa sorun var demektir. Şimdi gelelim son verilere.

Yıl: 2015

Cari fiyatlar ile GSYH: 1.953.561 milyon lira

Bankalardaki  Mevduat: 1.245.428 milyon lira

Kullanılan krediler toplamı: 1.484.883 milyon lira

Şimdi oranlara yeniden bakalım:

2003 yılında mevduatların sadece yüzde 42,6’sı kadar olan krediler, 2015 yılında mevduatların yüzde 119,2’sine ulaşmış. Yani Türkiye’de mevduattan daha fazla kredi verilir oldu. Biz buna sokak tabiri ile “boğazımıza kadar kredi ile dolduk” diyoruz. Yani bir başka açıdan bankaların kredi verecek bol parası kalmadı diyebiliriz.

Ve yine 2003 yılında ülke hasılasının (GSYH) sadece yüzde 14,6’sı olan kredi piyasası, 2015 yılında yüzde 76,0’sına ulaşmış oldu. Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? Hani diyoruz ya “Türkiye uçtu; acayip büyüdük”. İşte o büyümeye rağmen kredi piyasası GSYH’nın yüzde 14,6’sından yüzde 76,0’sına çıktı. Türkiye’nin uçmasından çok daha fazla krediler büyümüş. GSYH son 12 yılda cari fiyatlarla %330 büyürken, krediler %2142  büyümüş oldu.

Aslında bu veriler ile Türkiye’nin “tüketim eksenli büyüme” modelinde ne kadar çok kredileştiğini ortaya çıkarıyor. Hani diyordum ya “kargadan başka kuş, krediden başka finansman” bilmeden “tek yol faiz” deyip ilerledik.

H H H

Çok kez yazdığım iki mesele vardır. Biz neden sadece faizin oranına kendimizi endeksliyoruz? Aslında faiz oranı kadar, faiz makası ve faiz piyasasını da tartışmamız gerekir. Faiz makası “mevduat faizi ile kredi faizi arasındaki orana” diyoruz. Faiz piyasası ise “kredi piyasasının GSYH’ya oranını” olarak bakıyoruz.

Maalesef yıllarca sadece faiz oranına baktık ama faiz makası ile faiz piyasasını derinlemesine incelemedik. Oysa biliyoruz ki gelişmiş batı ülkelerinde ve inanç temelimizde “ortaklık” kültürü çok daha derindir. “Faiz alacağına - ortak al” felsefesini uzun yıllar es geçtik.

Ortaklık piyasası ise ülkemizde BORSA olarak işlem görüyor. Ama borsanın içi ortaklık piyasasından çok dolandırıcı piyasası olarak işledi. Küçük yatırımcılar kandırıldı, aldatıldı ve halkımıza hileli mal satıldı. O kadar çok örnek var ki, nasıl anlatsam; hangi birini anlatsam. “Los Angeles Sırları ve SPK Sırları” başlıklı yazımda değindiğim gibi paralel yapının halka arzlar yaptığı, internet üzerinden medyasını bile oluşturduğu bir piyasa oldu borsa.

Ekonomik büyüme için kredi kullanabilirsiniz ama kalkınma ve gelişme için sermaye piyasaları olmazsa olmaz şarttır. Nitekim bu durumu taa 80’lerde rahmetli Turgut Özal çok iyi görmüştü. Ve 1986 yılında borsayı kurumsallaştırarak faaliyete geçirmişti. Biz maalesef son yıllarda içinde çürük malları artırırken, dışını parlatarak ve yabancılarla tokalaşarak bir algı oluşturduk. Ama dedim ya, içine odaklanmadık; çürük mallarla ve sorumlularla ilgilenmedik.

Borsada yeni yönetim iş başına geldi. Artık Borsa Başkanı Himmet KARADAĞ. Kendisini ziyaret ettiğimde ilk cümlesi “borsanın içinin de yeniden düzenlenmesi gerektiği” oldu. Borsanın bir prestij yeri olarak haksız şirketlere kredi piyasası olamayacağını ifade etti. Milyarlarca dolarlık devlet garantili yatırımların en önemli pazarı olması gereken borsanın ufkunun açıklığından bahsetti.

Demek ki kargadan başka da kuş varmış.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.