14 Aralık 2017 Perşembe26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:41Güneş 08:14Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 19°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 109.605 1.34
  • Altın: 156,690 1.82
  • Dolar: 3,8779 1.18
  • Euro: 4,5897 1.83

Halkla Barışık Anayasa

Erbay Kücet

Dünyada vazgeçilmez bir ideal ve özlemi dile getiren demokrasi kavramı ancak tam anlamıyla hayata geçtiği zaman anlaşılabilir.  Bugün hemen bütün ülkelerde yönetim biçiminin demokratik olduğu vurgusu yapılsa da her devletin birbirlerinden farklı ilke, değer ve uygulamalara sahip olduklarını görüyoruz.

Batı kökenli bir kavram ve yönetim biçimi olan demokrasinin tarihsel kökeni olmakla beraber, büyük ölçüde Fransız Devrimleri sonrasında biçimlenmiş, liberal felsefe anlayışından beslenerek günümüze kadar gelmiştir.

Cumhurî rejimlerin yönetim şekli olan demokrasi cumhuriyetle birbirini tamamlar. Cumhuriyet bir devletin rejimi, demokrasi ise yönetim biçimidir. İkisi de halkın egemenliğine dayanmakta, seçimler yoluyla meclis oluşmasını öngörmekte ve hukukun üstünlüğü prensibini temel dayanak olarak almaktadır. Bir ülkenin yönetim biçiminin demokrasi olarak adlandırılabilmesi için bir takım ilke ve kurumlara ihtiyaç olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız. Bunlar seçimler ve siyasi partiler ve hukukun üstünlüğüdür. Siyasi partilerin günümüzde siyasi rejimlerin en önemli unsurları olduğunu biliyoruz.

Siyasi parti, içinde yaşadığı toplumun düşünce ve menfaatlerini gerçekleştirmek için iktidarı elde etmek amacıyla teşkilatlanmış bir gruptur. Yani partilerde süreklilik, ülke çapında tam bir örgütlenme, iktidarı kullanma isteği ve seçim yoluyla halk desteğini alma çabası olmazsa olmazlar arasındadır.

1982 Anayasası siyasi partileri ”demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak nitelemiş ama siyasi partilerin tanımı Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılmıştır. Kanuna göre ”Siyasi Partiler, anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirtilen  görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak, demokratik bir devlet ve toplum düzeni içerisinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacı güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.”

Tanımdan da anlaşılacağı gibi siyasi partilerde iktidarı elde etme çabası vardır. Bu çaba siyasi partileri diğer siyasi oluşumlardan ayıran en önemli farklılıktır. Ülkemizde çok partili hayata 1945 yılından sonra geçilmiş, partilere ilişkin esas ve usuller 1982 Anayasası ve bu Anayasaya uygun olarak hazırlanmış olan Siyasi Partiler Kanunu’nda gösterilmiştir.

Partilerin temsil işlevi için kullanılan araçlar olduğunun altını çizerken, bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirleyen yazılı belgelerin de Anayasa olduğunu belirtmek isterim. Kişisel hak ve özgürlüklerimizin bu belgede belirlenmektedir.  

Ülkemizde demokrasi, Türkiye’nin kendine özgü tarihsel ve toplumsal şartlarında şekillenmiş, diğer demokratik anlayışlardan farklı bir süreç takip etmiştir. Ülkemizde uzun yıllar demokrasinin toplumsal, kültürel ve hatta siyasî temelleri görmezden gelinmiş ve ciddiye alınmamıştır.

Demokrasinin öznesi halk olduğu hâlde, Türkiye’de halktan gelen talep ve istekler geçmişte dikkate alınmamıştır. Türkiye’de siyasetin hukuk kuralları içerisinde yürümesine, hukuk devleti aracılığıyla adaletin sağlanmasına ve özgürlüklerin meşru daireler içerisinde yaşanmasına, hak ihlâllerinin önlenmesine ve kültürel taleplerin karşılık bulması yakın tarihlerde gerçekleşmiştir. İşte bu ve benzeri sorunların üstesinden gelmek için, kendi tarihsel mirasımız ve kültürel zenginliğimizin dikkate alınması gerekmektedir. Bunun için de her şeyden önce halkın kültürel ve inanç değerleriyle barışarak önemsemesi gereken bir Anayasamızın olması aciliyettendir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.