24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 11°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -4°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,514 0.17
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

Duvarın kulağı yok mu?

Fatma Tuncer

ÇOCUK okulun duvarına yapışmış, hıçkırarak ağlıyor. Gözlerini kapamış, başını duvara yasladıkça kendini daha güvende hissediyor. Çocuğun hıçkırıkları, söylemek isteyip de söylemediği şeyleri alıp götürüyor. Fakat korkuları bir türlü gitmiyor çocuğun. Kimse onu yaslandığı duvardan geri alamıyor. Buraya mıhlanmış hıçkırıklarının dinmesini bekliyor. Yoldan geçen birkaç kişi ona yardımcı olabilmek için toplanmış, teselli etmeye çalışıyorlar. Fakat çocuğun korkuları iyice artıyor ve insanlar yaklaştıkça tepkilerinin dozu artıyor. İnsanlar ona yardımcı olmak istiyorlar fakat nasıl davranacaklarını bilemiyorlar. Aralarından elli yaşlarında bir hanım, çocuğun yanına oturuyor, cansız bir heykel gibi başını eğiyor ve onun hüznüne ortak oluyor. Dokunmuyor, soru sormuyor, hareket etmiyor fakat çocuğun hüznünü bütün yüreğinde hissediyor. Çocuğun gözlerine bakıyor, onunla birlikte oracıkta bekliyor. Kadın lisanı haliyle, seni anlayabiliyorum, senin yanındayım diyor. Çocuk duvara sabitlenmiş vaziyette bir süre bekliyor. Sonra başını yukarı kaldırıyor ve sırtı dönük vaziyette beklemeye başlıyor. Kadın çocuğun ellerini avuçlarına alıyor ve ona sana nasıl yardımcı olabilirim diyor. Çocuğun gözleri fal taşı gibi açılıyor, kendisine bir anne şefkatiyle yaklaşan kadına bakıyor ve başını yere eğiyor. Sonra gözlerini kadına dikiyor ve şunları söylüyor: Teyze bugün öğretmen beni sınav yapacaktı fakat geç kaldığım için nöbetçi öğretmen dışarı attı, almadı beni içeri… Çocuk meramını anlatırken geriliyor ve minik avuçları ile yüzünü kavrıyor ağlamaya başlıyor. Kadın çocuğu güçlükle ikna edip, okula götürüyor ve öğretmeni ile konuşuyor.

Az sonra kadın, okul bahçesinden dışarı çıkarken, zihnini allak bullak eden sorulara cevap bulmaya çalışıyor. Çocuklarımızı teslim ettiğimiz öğretmenler nasıl oluyor da onların gönüllerine korku salabiliyorlar? Baskı altında kalan bir çocuğun geleceğe ümitle bakması mümkün olabilir mi? Bir çocuk öğretmeninden korkarsa onda okuma sevgisi gelişebilir mi? Çocuklara soru sorma hakkı tanımayan bir eğitimciden fayda umabilir miyiz? Elbette hayır… Kadın zihninde beliren sorulara cevap aramaya devam ediyor fakat bundan öteye gidemiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.