28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 31°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 22°C Afyon
    • 32°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 28°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 107.700 -0.64
  • Altın: 144,091 0.65
  • Dolar: 3,5280 -0.14
  • Euro: 4,1445 0.54

Sömürüden kurtulmanın yolu İslam Birliği

Abdulkadir Özkan

İSLAM ülkeleri arasında var olan çekişme ve sürtüşmelere bakarak ne zaman İslam Birliği’nin zaruretinden söz edilse birileri bunun mümkün olmadığını ileri sürüyor. İslam ülkeleri arasında bugünden yarına bir birlik oluşturulması zordur ama imkânız değildir. Kaldı ki, eğer İslam dünyası sömürgecilerin maşalığından kurtulmak istiyorsa birlik oluşturmaya mecburdur. Aksi halde İslam dünyasını birbirine katmak ve birbirine kırdırmayı çıkarlarına uygun gören emperyal güçlerin böyle bir birliğin oluşmasını engellemek için her yola başvuracakları da bir gerçektir. Kaldı ki, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından o topraklarda sömürgeciler tarafından pek çok devlet ve devletçik oluşturulmuş başlarına da kendilerine hizmet edecek şahıs ve aileleri oturtmuştur. Böyle olunca bazı İslam ülkelerinin yöneticileri çeşitli bahanelerle İslam Birliği’ne karşı bir tavır sergileyebileceklerdir. Tüm bunları ifade ederken bir imkânsızdan söz etmediğimi ama yola çıkanların bu zorlukları bilerek yola çıkarlarsa eninde sonunda başarılı olacaklarını vurgulamak istiyorum.

Zaman zaman dile getirdiğim bugünkü Avrupa Birliği’nin oluşmasından İslam Birliği’nin gerçekleşmesinin daha zor olmadığıdır. İkinci Dünya Savaşı 1945’te sona erdiğinde savaşı kazanan ülkeler de kaybedenler de maddi ve manevi bakımdan büyük zararlar görmüşlerdi. Şehirler yıkılmış savaş öncesinin sanayi ülkelerinin ayakta bir tek fabrikası kalmamıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın bitişini 1945 olarak kabul edersek bundan 14 yıl sonra 1959’da bugünkü AB’nin temelleri Roma’da atılmıştı. Hem de bu birbirlerini yok etmek için uzun süre mücadele etmiş ülkeler bir araya gelmişlerdi. İslam dünyasına baktığımızda AB’ni oluşturan ülkelerin arasındaki kin ve kan davası İslam ülkeleri arasında yoktur. Ayrıca, var olan pek çok ihtilafın temelini atanlarda İslam dünyasını sömürenlerdir. Bu gerçekleri gördüğümüz takdirde AB’ye benzer bir birliğin oluşturulması imkânsız değildir.

Kaldı ki, İslam dünyasının çektiği acıların sona ermesi de bu birliğin sağlanmasına bağlıdır. Ama daha yola çıkarken bir takım çevreler mezhebi farklılıkları öne sürer ve bunu körüklerlerse sadece sömürgecilere hizmet edilmiş olur. Önemli olan öncelikli olarak inanmak ve ilk adımları atmak gerekiyor. Kaldı ki, bunun yakın zamanda bir örneği de vardır. Rahmetli Erbakan Hocam 11 aylık Başbakanlığı döneminde 8 İslam ülkesi ile D-8’leri kurmuş, çalışmalara başlamıştı. Bu gelişmeden sömürgeci güçlerin nasıl rahatsız olduklarını, söz konusu anlaşmaya imza atan bazı ülke liderlerinin çeşitli yollarla iş başından uzaklaştırıldığını biliyoruz. Bu bakımdan arzu edildiği kadar aktif olmasa da İslam Birliği’nin çekirdeğini D-8’ler oluşturabilir ve buradan yola çıkarak genişletilebilir. Kısacası, İslam Birliği için yola çıkanların önce Müslümanların kardeşliğine gönülden inanmaları gerekiyor. Var olan bir takım farklılıkları öne çıkarmak yerine ortak noktalarda birleşmeye çalışılmalıdır. Bütün bunların yanında İslam Birliği’ni oluşturmak isteyenlerin emperyalizmin İslam ülkelerindeki maşalarını bu oluşumda mümkün olduğu kadar devreye sokmamaları gerekiyor. Özellikle terörle mücadele adı altında yola çıkanlar sadece sömürgeci güçlerin İslam dünyasına musallat ettikleri terör örgütlerini görür, ama terör devleti İsrail’i görmezden gelir, Filistin meselesini öncelikli davaları edinmezlerse bir birlik oluşturulsa bile sadece sömürgecilere hizmet edilmiş olur. Bu da nereden çıktı diyebilirsiniz. Eğer bölgemizde faaliyet gösteren terör örgütlerinin hiçbirisinin iç sorunlardan kaynaklanmadığı, her örgütün kuruluş ve yaşamasında sömürgeci güçlerin etkisi olduğu düşünülürse İslam Ordusu adı altında ve terörle mücadeleye yönelik bir ordunun oluşturulmasını İslam Birliği’nin bir adımı olarak görmek ve öyle takdim etmek gerçek birliğin önünü kesmekten öte bir mana ifade etmez. Özellikle de kurulacak bir İslam Ordusu, kullanacağı silahları sömürgecilerden almak zorunda ve onların iznine tabi olacaksa o ordunun kendi iradesi ile hareket etmesi imkânsız olmasa bile zordur. Bu bakımdan İslam Birliği her yönü ile bir bütün olarak ile almak gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.