28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 33°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 36°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 33°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 107.749 -0.59
  • Altın: 143,535 0.26
  • Dolar: 3,5290 -0.11
  • Euro: 4,1420 0.48

Sözünün arkasında durabilmek!

Zeki Ceyhan

Sözünün arkasında durabilmek oldukça önemlidir!

Söz ağızdan bir kez çıktıktan sonra verilen tepkiler karşısında “kem-küm etmemek” gerekir!

      Yani, “Arkadaş siz ne derseniz deyin ben sözümün sahibiyim” diyebilmek meziyettir!

Bir sözü sarf ettikten sonra birkaç tepki gelince geri vitese takıp, “Ben öyle dememiştim, böyle demiştim” türünden laflardan medet ummak ise tutarlı bir davranış biçimi değildir!

Sözünün arkasında duran, sözüne sahip çıkan halkın gözünde büyür ve kahramanlaşır!

Sözünün arkasında duramayan, sözüne sahip çıkamayan ise halkın gözünden silinir gider!

Zor bir durumda kalmamak için öncelikle “neyin, ne zaman konuşulacağını” bilmek gerekir!

Malum “vakitsiz öten horozun başını keserler” demişler!

Madem böyledir o halde “vaktinde ötmek” gerekmez mi?

Kazara vakitsiz ötüldüyse de artık “anlamsız mazeretlerin” arkasına saklanılmaya çalışmanın âlemi yoktur!

“Olan oldu bir kere” deyip erkekliğe toz kondurmamakta yarar vardır!

Sonra bir de atalarımız, “Her doğru her yerde söylenmez” derler!

Yani doğrular, doğru yerde ve doğru zamanda söylenmelidir!

Yanlış yerde ve yanlış zamanda dile getirilen doğrular en yakınlarınız tarafından bile hüsn-ü kabul görmez!

Bu tür doğrular “lafazanlık ya da boşboğazlık” gibi görülüp üstüne makaleler döktürülür!

Yersiz ve zamansız dile getirilen doğrular yüzünden zihin konforları bozulanlar vakitsiz konuşana demediklerini bırakmazlar!

Mesela, “Biz bu konuları çok önceleri konuşmuş hatta yazılı metin haline getirmiştik, o günlerde itiraz etmeyenlerin aklı başına yeni mi gelmiş?” diye sorgu sual bile açarlar!

Evet, sadece “konuşmuş olmak için konuşmak” insana bir şey kazandırmaz aksine çok şey kaybettirir!

Atalarımız başka ne demişler?

“Söz gümüşse sükût altındır” demişler değil mi? O halde sükûtun kıymetini bilmek gerekir!

Yerli-yersiz konuşup manşetlerden düşmemek yerine sessiz kalarak böyle bir tehlikeyi savuşturmak daha güzel olmaz mı? Olur elbette!

Mesela birileri sükût etmeyi becerselerdi günlerce konuşmak ve durumu kurtarmaya çalışmak zorunda kalınır mıydı?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.