29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 11°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 147,216 0.93
  • Dolar: 3,6478 0.95
  • Euro: 3,9515 0.65

AB stratejik hedef

Abdulkadir Özkan

ABD stratejik müttefik!..

Geçmişten günümüze Erbakan Hocamın Başbakanlığı dönemi hariç tüm iktidarlar ABD ve AB’yi stratejik müttefik ve hedef olarak tarif ettiler. AK Parti iktidarı ile özellikle AB’nin ülkemiz açısından stratejik hedef olarak tarif edilmeyeceği beklenirken değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz. Çünkü gerek AB Bakını Volkan Bozkır, gerek geçmişin Maliye Bakanı şimdinin Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek her vesile ile AB’yi ulaşılması gereken stratejik hedef olarak tarif ediyorlar. ABD konusunda ise yapılan açıklamalar ve uygulamalara baktığımızda vazgeçilmesi mümkün olmayan müttefik olarak nitelendirildiğini görüyoruz. ABD’nin dış politikamızda neden vazgeçilmez bir ortak olarak görüldüğünü anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek istiyorum. Uzun yıllara dayanan ilişkiler sebebiyle ülkemiz açısından ABD’nin farklı bir yere sahip olduğunu biliyorum. Ancak, ülkemize ve özellikle bölgemize yönelik ABD politikaları ve uygulamalarının sürekli olarak ülkemiz aleyhine sonuçlar verdiğini görmek için bu alanda ihtisas sahibi olmaya hiç gerek yok. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi olarak özetleyebileceğimiz ABD ve koalisyon ortaklarının -koalisyon ortaklarının içinde İngiltere, Almanya ve Fransa AB üyesi ülkelerin bulunduğunu unutmamak gerekir- çoğu zaman söyledikleri ile uygulamalarının çelişki halinde olduğunu, bu ülkelerin sadece çıkarlarını düşündüklerini bunun için her yolu mübah gördüklerini, Türkiye’ye karşı yalan söylemekte bile bir sakınca görmediklerini söylemek yanlış olmaz.

Sadece Irak ve Suriye’deki gelişmeler sırasında ve sonrasında ABD’nin Türkiye’ye söyledikleri ve vaatleri ile uygulamanın farklılığını, bölgemizdeki gelişmelerde Türkiye’nin ABD ile işbirliğinden kazançlı değil sürekli zararlı çıktığını göre göre ilişkilerimizin stratejik müttefiklik olarak nitelendirilmesinin sebebini birilerinin izah etmesi gerekiyor. İster bile bile lades olmak şeklinde, ister aldatılmak şeklinde olsun ABD ve müttefikleri bölgemizdeki faaliyetleri ile ülkemizin aleyhine gelişmelere zemin hazırlıyorlar. Ondan sonrada sanki gelişmelerde hiçbir etkileri yokmuş gibi davranıyorlar. İnsanlar ölüyor, şehirler yıkılıyor, insanlar doğup büyüdükleri yurtlarını terk etmek zorunda kalıyorlar ama tüm bunlarda hiçbir sorumlulukları yokmuş, hatta bölgeye demokrasi ve özgürlük getirmek adına fedakârlıkta bulunuyormuş görüntüsü veriyorlar.

Niyetlerinin aslında fazlaca bir önemi yok. Önemli olan ortaya çıkan sonuç. Sözgelimi Irak’a ABD ve koalisyon ortaklarının müdahalesi gündeme geldiğinde Irak’ın toprak bütünlüğü ve güneyimizde yeni bir oluşuma karşı olduğumuz uzun süre tekrarlandı. Ama neticede Irak parçalandı, hatta Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi diye şimdilik yarı bağımsız ama ilk fırsat bağımsızlığını ilan edecek bir yapı oluşturuldu. Bununla da kalınmadı Irak Merkezi Yönetimi’ni bir kenara iterek bu yeni yapı ile Türkiye olarak bir takım anlaşmalar imzaladık ya da imzalamak zorunda kaldık. Ayrıca, Irak’ın işgalinin ardından PKK terör örgütü ABD’nin himayesinde oluşmuş yapıya PKK karargâhının güvenliği ve koruyuculuğu havale edildi. PKK karargâhının bombalanmasının da terör örgütünü bitirmeye yetmediğini görüyoruz. Aynı durum Suriye içinde geçerli. Suriye’de iç çatışmalar başladığında yapılan açıklamalarda Esad yönetiminin bir-iki ay içinde gideceği belirtildi. Öyle anlaşılıyor ki, yetkililerimiz böyle bilgilendirilmişti edilmişti. Zaman ilerledikçe gördük ki, ABD ve koalisyon ortaklarının Esad’ın iş başından uzaklaştırılması gibi bir planları yok. Bu arada Rusya’nın da devreye girmesi ile Türkiye adeta Rusya ile karşı karşıya getirildi. Kısacası, ABD ve AB ile ilişkilerimiz Türkiye’nin aleyhine gelişiyor. Bu arada AB ile imzalanan sığınmacılar anlaşması sonucu vizelerin kaldırılması gerçekleşse bile Türkiye’nin istediği sonucu alamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü AB’den sürekli olarak çelişkili açıklamalar geliyor.

Öyle ise hiç olmazsa bundan sonra ABD’yi stratejik müttefik, AB tam üyelik sürecini stratejik hedefimiz olarak nitelendirmekten vazgeçelim. Çünkü bu ilişkiler bize fazla bir şey kazandırmıyor, sadece kaybettiriyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.