25 Mart 2017 Cumartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 16°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Okumayın!

İbrahim Kahveci

Türkiye Şili ve Meksika’nın ardından gelir dağılımı en bozuk ülke. Zenginler çok zengin, fakirler ise çok fakir. Bu tablo toplumsal barış açısından son derece tehlikeli.

İyi ama aynı zamanda Türkiye özellikle küresel kriz sonrasında gelir dağılımını az da olsa toparlayan çok ender ülkelerden biri. Bu da sevinilecek bir yön; tabii nerden baktığınıza bağlı.

Mesela gelir dağılımı o kadar bozuk ki, daha da bozulacak hali kalmamış diyebilirsiniz.Ya da sermaye birikimi yeterli olmadığı için yatırım yapacak  iş adamlarımız daha da zengin olsun da ülke büyüsün diyebilirsiniz. Dedim ya, nerden baktığınıza bağlı.

Eğer zenginlerimiz artsın ve daha çok yatırım yapsın diyorsanız o zaman şu soruyu sormak lazım: Peki Maliye politikanız rant üzerine daha çok vergi koyuyor ve üretim süreçlerinden daha az vergi mi alıyor? Yani Maliye politikanız büyüme politikası ile ne kadar uyumlu? Hatırlarsanız “Asgari Ücretten Alınan Vergi ve AUDİ Vergisi” başlığı altında Karar Gazetesi’nin yayın hayatına başladığı ilk gün konuyu ele almıştım. Maalesef ülkemizde vergisinden emekliliğine bir DEVLET ayrıcalığı var ve devlet ülkeyi ne kadar büyütürüm derdinden daha çok kasayı nasıl doldururum derdinde.

***

Tabii işin bir de kalkınma tarafı var. Ekonomik büyümeyi ekonomik kalkınmaya çevirebiliyor muyuz? İşte orada da Milli Eğitim politikamız devreye giriyor. Mesela çok okuyanlar ve kaliteli beyin gücü yeterince kazanabiliyor mu? Hatta kazancı bırakın, gelişmeye yönelik bir iş bulabiliyorlar mı?

Size çok yakınımdan iki örnek vereyim: Özgün Demir ve Numan Kahveci. Her ikisi de Üniversite sınavlarında ilk bin kişi içinde Sabancı Üniversitesi’nde okudular. Ve bu iki parlak genç beyin Türkiye’de tutunamadı. Özgün Demir ABD’ye göç ederken Numan Kahveci de Almanya’nın yolunu tuttu.

Özgün Demir, üniversiteyi bitirdiğinde ülkemizin sağlık alanında en büyük grubunda çalışma hayatına başladı. Mesleğinin daha ilk aylarında üstündekiler yükselmemesi için her oyunu yapmaya başlamış. Tutunamadı ve ABD’ye gitti. ABD’de şimdiden iki başarı ödülü almış. Numan Kahveci ise rahmetli Adnan Kahveci’nin abisinin oğlu. Ama o parlak beyin de Türkiye’de tutunamadı.

***

Aslında olayın bir de makro boyutu var tabii. Bugün genişçe haberini hazırladığım yan taraftaki tabloları iyi izlemenizi-okumanızı öneririm. Özellikle özel sektör çalışanları açısından olayı iyi izleyin. Bu ülkede kanun zoru ile asgari ücret reel olarak yüzde 40’ın üzerinde arttı. Aynı zamanda yine siyasi karar ile belirlenen kamu kesiminde memur maaşları da reel olarak yüzde 40’ın üzerinde artırıldı. Ama özel sektörde çalışanların maaşı maalesef artmıyor; eriyor.

Asgari ücrette yüzde 43,0 reel artışa rağmen eğer özel sektörde çalışanların maaşı artmıyorsa bunun anlamı orta ve ortanın üstü sınıfta yer alan çalışanların maaşı eriyor. Yani okuyanların ve okumak ile değer katanlar bu değer artık artan değeri maaşlarında göremiyor demektir. Bu çok ama çok vahimdir ve büyük tehlikedir. Çünkü bu tablo Türkiye’nin ekonomik olarak büyürken aslında yozlaştığını gösteriyor. Hatırlarsanız bu cümleyi istihdam verileri için de kullanmıştım. Hani 2010’dan bu yana 6 milyon istihdam oluşturduk ama bunun karşılığında bir büyüme yoksa, yani istihdam artıyor ama ekonomi büyümüyorsa aslında sorun büyüyor, yozlaşıyoruz demiştim. Garson istihdamı (katma değer oluşturmayan) istihdam ile Türkiye büyüyemez.... Lütfen bu ciddi sorunu görelim.

***

2001 yılından 201 yılına özel sektörde işçi ücretleri GSYH’da payları yüzde 25,4’den yüzde 19,1’e geriliyor. Ama aynı zaman diliminde devletin özel sektör çalışanları üzerinden aldığı kesinti oranı yüzde 43,9’dan yüzde 46,1’e yükseliyor.Tablo çok okuyup- çok çalışıp- çok kazanmaya hiç müsait değil. Çok çalışmanın kazancını devlet alıp götürüyor.

Aslında sorunlarımızı tam olarak göremiyoruz. Çünkü TÜIK o kadar çok veri değiştiriyor ki... İnanın Türkiye ekonomisini takip edip analiz etmek nerede ise imkansızlaştı.  İki yıl önce başladığı seriyi bile iki yıl sonra yayından kaldırabiliyor. Bence kusura bakmayın ama bundan daha büyük “sansür” olamaz.

Hükümetin sorunları görmesi lazım ki çözüm üretebilsin.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.