30 Mart 2017 Perşembe3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 17°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 89.282 0.01
  • Altın: 145,428 -1.06
  • Dolar: 3,6363 -0.49
  • Euro: 3,8917 -0.97

Foyaları Meydana Çıktıkça

Cemal Nar

Bu memleket babalarının malı, biz de kendilerinin zenci köleleriyiz. Kunta Kinte’leri yani.

Konuşmaya o havayla başlarlar, yazmaya o havayla. O havayla siyaset ederler.

Havanız batsın emi!

Kimsiniz siz yahu?

Altu üstü zavallı “gavur aşıkları” değil mi?

Neymiş?

“Batılılaşmak” gerekmiş?

Niçin?

“Adam olmak için”.

Adam olmadıkları bu cevaptan belli değil mi?

Nedir  “Batılılaşma”?

Kısaca söyleyelim: Batı ülkeleri dışında kalan toplumların Batı’nın gelişmişlik seviyesine ulaşma çabalarının toptan ifadesidir.  Bizde ise “Batılılaşma”, Osmanlıdan Cumhuriyete bu ülkenin Batı uygarlığını mecburi, ceprî ve zorlama ile benimsetme hareketlerinin tarihidir. 

Bu hareket Avrupa uygarlığının yalnız bilim ve tekniğini değil, bütün toplumsal kuramlarını benimsemeyi de içerir. Türkiye’de Osmanlı İmparatorluğumun son dönemlerinde bir çöküşten kurtulmak amacıyla başladı. Ancak Osmanlıcılık, Türkçülük, İslamcılık gibi bazı kuramların benzerlerinin kurulması ötesinde, bir fikir akımı olarak bütün görüşlerini hayata geçiremedi. Bazı fikirleri düşünce olarak kaldı. Ancak bütün bu fikirler ve belki de daha fazlası, bir başka deyişle tam ve gerçek anlamda Batılılaşma Atatürk’ün önderliğinde, onun istek ve emri ile Cumhuriyet döneminde hayata geçirildi.

Bu anlamda Batılılaşma, Türkiye'nin Batı Avrupa ülkelerindeki hukuk, politika, sanat, eğitim, hayat tarzı alanlarındaki kurumları benimsemesi, eskilerin deyişi ile “muasır medeniyet seviyesine”, yenilerin deyişi ile “çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması” için bu uygulamaları gerçekleştirmesidir. Türkiye bu amaçla her şeyden önce yönetimde Batılılaşma’yı benimseyerek, cumhuriyet yönetimini kabul etti. Önce buna tersmiş gibi Halifelik kaldırıldı. Sonra da sözde “Hakimiyet/egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek, Allah Teâlâ’nın halikiyyet, uluhiyyet ve rububiyyet sıfatlarının bir tecellisi olarak kullarına iradesi olan “İslam Şeriatını” kaldırdı.  Kendince yerine “halkın iradesini” tecelli ettiren demokrasiyi getirdi. Böylece sözde halkın hakimiyeti ilkesi değişmez bir ilke olarak alındı. Kiminle savaştığını bilmeyen zavallı, sanki Allah Teâlâ’nın  şeriatını kaldırmaya gücü yetecekmiş gibi, “şeriat kaldırılmıştır” demekle sanki “kaldırılmış” oluverecekmiş gibi konuşuyor, keyfince iş yapıyordu.

Peki ya uygulama?

Gerçekten hakimiyet kayıtsız şartsız milletin miydi?

Yasama, yürütme ve yargıda tek geçerli olan halkın iradesi miydi?

Hak getire! Ne gezer?

Güldürmeyin adamı!...

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.