21 Ocak 2017 Cumartesi23 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:51Akşam 18:15Yatsı 19:39
    • 16°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

İstikrar için tek parti iktidarı yetmedi!..

Abdulkadir Özkan

7 Haziran 2015 seçimlerinde tek parti iktidarı çıkmayınca koalisyonlarla istikrar sağlanamıyor, bundan da ülke zarar görüyor denilerek koalisyon hükümeti kurma imkânları bir kenara itildi ve erken seçime gidildi. Hâlbuki en az üç koalisyon hükümeti kurma alternatifi vardı. Kısacası ülke istikrarsızlığa sürüklenmesin diyerek 1 Kasım 2015 seçimlerine gidildi. Sonuçta seçmen AK Parti’ye tek başına iktidar çoğunluğunu tekrar verdi. Ancak, kamuoyuna açıklanmasa bile Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında bir takım ters düşmelerin, sıkıntıların yaşandığı iddiaları da kulislerde hiç eksik olmadı. Milletvekili listelerinin hazırlanmasından partinin merkez yürütme kurulu üyelerinin belirlenmesine, bazı bürokratların atanmasına kadar farklı bir yaklaşım olduğu, bazı kararnamelerin Cumhurbaşkanı’ndan geri döndüğüne kadar çeşitli söylentiler yayıldı. Sonuçta bugünkü noktaya gelindi. Kısacası tek parti iktidarına, yani Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın aynı partiden olmasına rağmen çift başlılık olduğu görüldü. Bunun sonucu olarak Cumhurbaşkanı ısrarlı bir şekilde anayasa değişikliği ile başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini ısrarlı bir şekilde savundu. Aslında bu noktada dışa yansıyan söylemlere bakıldığında Başbakan ile Cumhurbaşkanı’nın söylem ve duruşu arasında bir fark yoktu. Buna rağmen Başbakan Davutoğlu çekilme kararı almak zorunda kaldı.

Sonuç olarak bu ayın 22’sinde AK Parti olağanüstü genel kurulunu toplayacak. Yani genel başkanını seçecek. Aynı zamanda yeni genel başkan yeni başbakan olarak Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilecek. Elbette yeni genel başkanın belirlenmesinde kurucu lider olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan yönlendirmenin ötesinde etkili olacak. Bu noktada AK Parti’nin yeni genel başkanı ve yeni başbakan kim olursa olsun, benzer sürtüşmelerin bundan sonra olmayacağının bir garantisi yok. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’nin kurucu lideri olma sıfatıyla her konuda son sözü söyleme hakkını kendinde buluşu ister istemez Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin rahatsızlığına yol açmaya devam edecek. Davutoğlu uyumlu bir isim olmasına rağmen işler böyle bir noktaya geldiğine göre bundan sonra Başbakan olacak ismin bulunduğu koltuğu sadece Başbakan sıfatı ile doldurması, buna karşılık her konuda son sözü söyleme hakkının Cumhurbaşkanı’nda olduğu peşin kabulü ile o görevi kabul etmesi gerekiyor. Bu durum ise şimdiye kadar emanetçilik olarak nitelendirilen konuma yeni bir sıfat kazandırmak durumunda kalacaktır. Doğrusu, böyle bir konumun uzun süre kabulü oldukça zor olacak ve benzer istikrarsızlıkları bundan sonra da yaşayacağız demektir. Uzun yıllar koalisyonlar döneminin ülke için istikrarsızlık yılları, bir diğer ifadeyle kayıp yıllar olduğu ileri sürüldü. Bir türlü siyasilerimiz halkın verdiği sorumluluğu belli bir yaklaşım içinde üstlenip ülkeye hizmet yollarını arayamadılar. Yani, aslında ülkemizde yaşanan siyasi istikrarsızlıkların sebebi sistem ya da koalisyonlar değil siyasilerin ben merkezli yaklaşımları olduğu görülmüş oldu. Eğer, öyle olmasaydı tek parti iktidarında bugün yaşananların yaşanmaması gerekirdi.

Gelinen noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık sistemine ihtiyacı bundan sonra da daha yüksek sesle dillendireceğini söylemek yanlış olmaz. Hatta son krizi başkanlık sisteminin yeni bir gerekçesi olarak değerlendirmesi mümkündür. Peki, başkanlık sistemini de içeren yeni bir anayasanın Meclis’ten referanduma sunulacak şekilde geçirilmesi mümkün olabilecek mi? Düne göre bu ihtimalin daha azaldığını söylemek mümkün değil. Bunun çeşitli sebepleri var. Özellikle muhalefet bundan sonra geçmişe göre başkanlık sistemine daha fazla direnecektir. Kısacası, ülkemizde tek parti iktidarında da bir siyasi istikrarsızlığın nasıl sağlanabildiğini, sistemlerin sağlıklı işlemesi için anayasa kuralları ve yasaların tek başına yeterli olmadığını, önemli olanın uygulayıcıların yaklaşımı olduğunu gösterdi.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.