28 Temmuz 2017 Cuma4 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,183 -0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

Toplumu ‘Başkanlık Sistemi’ne alıştırma dönemi

Abdulkadir Özkan


BU ayın 22’sinde yapılacak olan AK Parti Olağanüstü Kongresi’ne giderken yeni genel başkan adayı ortaya çıkana kadar görünen o ki, kimin başbakan olacağı gündemin birinci sırasını işgal edecek. Hâlbuki bundan sonra başbakan kimin olacağının fazla bir anlamı yok. Belli ki, kim başbakan olursa olsun, tam bağımlısız hareket etmeyecek/edemeyecek. Çünkü Sayın Davutoğlu’na tahammül edilemeyen bir ortamda belli ki başbakandan çok bir genel sekreter konumunda bir isim aranacak. Denebilir ki, mevcut anayasaya göre böyle bir statü yok. Doğrudur!.. Böyle bir statü yok ama cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesinin ortaya çıkardığı durum da parlamenter sisteme pek benzemiyor. Bu durum bazı hukukçular tarafından yarı başkanlık sistemi olarak nitelendiriliyor. Yarı başkanlık sistemi tam olarak başkanlık sistemi olmadığı, parlamenter sisteme de benzemediği için ister istemez bir takım sürtüşmeler gündeme geliyor. Bundan sonra da gelecek. Meseleye bu açıdan bakıldığında seçilecek yeni AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan’ın 2019’a kadar iş başında kalması pek mümkün görünmüyor. Bu yılsonu ya da önümüzdeki yılın ilkbaharında bir erken seçim gündeme gelebilir. Erken seçimin hedefi de Meclis’te başkanlık sistemini getirecek yeni bir anayasa için gerekli çoğunluğun sağlanması olacak.

Elbette tüm bunlar kulislerde söylenenlere dayanılarak yapılan tahminden ibaret. Ancak, ateş olmayan yerden duman çıkmaz misalinde olduğu gibi her tahmin bazı verilere dayandırılarak yapılır. Söz gelimi Davutoğlu’nun ayrılacağı, hatta bu ayın 27-28’inde AK Parti’nin olağanüstü genel kurula gideceği söylentileri en azından bir aydan beri kulislerde dillendiriliyordu. Hâlbuki ortada bu yönde yapılmış hiçbir açıklama yoktu. Ama belli ki bazı ortamlarda bu tür değerlendirmeler yapılıyordu. Hiç kimse oturduğu yerden tamamen uydurmaya dayanan yorumlar yapmaz/yapmamalı. Çünkü ülke yönetimi ciddi bir iş. Bu yönüyle bir takım söylentilerin ülke yönetiminde sorumluluk üstlenmiş kesimlerden kulaktan kulağa fısıldanması çok yanlıştır. Aslında hiçbir olağanüstü yanı olmayan özellikle de tek parti çoğunluğunun iktidarda olduğu bir ülkede Başbakan’ın istifa etmesi ya da iktidar partisinin olağanüstü kongre kararı almasının piyasalarda olumsuz etki yapmaması gerekir. Ama çok hassas dengeler üzerinde duran ekonomilerde bu tür olağan haberler bile, piyasada olağanüstü etki yapıyor. Bunun sonucudur ki, Başbakan Davutoğlu’nun istifa edeceği haberleri bir günde doların 3 liraya yükselmesine sebep oldu. Böyle olunca çok dikkatli olmak gerekiyor.

Bu noktada Başbakan Davutoğlu’nun niçin kendisini çekilmek zorunda hissettiği sorusu önem kazanıyor. Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Bardağın taşması için kendisinin partinin yetkili organında baypas edilmesi son damla görevi yapmış görünüyor. Ancak, tüm bu gelişmelerin belli bir hedefi olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Bu sebeplerin başında bundan böyle Başbakanlık koltuğunda oturacak kişinin Cumhurbaşkanı ile ilişkilerini sürdürürken çok daha dikkatli olması, artık parlamenter sistemin sona erdiğini, adına ister yarı başkanlık deyin başkanlık sistemine geçildiğini görmesi ve kabul etmesi gerekiyor. Böyle olunca da önümüzdeki dönemin ana konusu sistemin bu belirsizlikten kurtarılması için başkanlık sistemini de öngören yeni bir anayasanın yapılmasıdır. Bunun yolu ise Meclis’ten geçiyor. Mevcut parlamento aritmetiği iktidar partisine istediği anayasayı yapıp Meclis’ten geçirmesine izin vermiyor. Bunun için önümüzdeki günlerde kampanyasının ağırlıklı konusunu yeni anayasa ve başkanlık sistemine geçilmenin zorunluluğunu anlatmak olan bir erken seçim gündeme gelebilir. Buna toplum ‘evet’ der mi bilemem. Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın aynı partiden olduğu bir noktada bile ülke yönetiminde istikrarın sağlanamaması toplumu hangi noktaya iter? Yani, başkanlık sistemine evet diyecek çoğunluğa izin verir mi yoksa ülkeyi mevcut yapı içinde yönetin mi der bunu da göreceğiz. Ama bir erken seçim ihtimal dışı görünmüyor.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.