15 Aralık 2017 Cuma26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 8°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • -1°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 109.666 1.40
  • Altın: 156,594 1.76
  • Dolar: 3,8910 1.53
  • Euro: 4,5831 1.68

Başkanlık sistemine geçildi mi?

Abdulkadir Özkan

İKTİDAR sözcüleri ve iktidar yanlısı medya istikrar için başkanlık sistemine geçisin zaruret olduğunu her fırsatta tekrarlarken AK Parti olağanüstü kongresinin toplanması kararı alınmasının ardından ortaya çıkan duruma bakarak, “Erdoğan fiilen devlet başkanıdır” diyenlerde var. Çünkü ortada bir başbakan bulunmakla birlikte Başbakan veda ziyaretleri ile meşgul, toplantılara katılmıyor, tüm toplantılara Cumhurbaşkanı Erdoğan bazı bakanlarla birlikte katılıyor. Yani, öyle bir manzara ortaya çıktı ki hem bir başkanımız var hem de yok. Sanıyorum bu duruma bakarak, “Erdoğan’ın fiilen devlet başkanı” olduğu yazan ve söyleyenleri haklı görmek gerekiyor.

Herkes bakış açısına göre değerlendirme yapacaktır. Duruma bakarak böyle bir değerlendirme yapmanın yanlış olmadığını söyleyebiliriz. Ancak bu noktada üzerinde esas durulması gereken husus başkanlık sistemine geçiş için bir yandan anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğu vurgulanırken öbür yandan Başbakansız ve sadece Cumhurbaşkanı’nın göründüğü bir yönetim şeklinin hukuki boyutunun tartışılması gerektiğidir. Sanıyorum bunu tartışmak birinci derecede hukukçularımıza, özelliklede anayasa hukukçularına ve siyasilere düşer. Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi ile birlikte parlamenter sistem ile başkanlık sistemi arasında bir durumun ortaya çıktığı hususunda hukukçu olsun olmasın genellikle bir mutabakat var. Bu durum bazılarınca yarı başkanlık sistemi olarak nitelendiriliyor. Bu tariften de anlaşılıyor ki, ortada ne parlamenter ne de başkanlık sistemi var. Böyle olunca meselenin netlik kazanması, nasıl bir sistemde karar kılacaksak bunun anayasal zemine oturtulması gerekiyor. Ancak, bu zemin sağlanmadan ortaya çıkan durumun olağan bir durum gibi takdim edilmesi, bir yerlere şirin görünmek adına alkışlanması sağlıklı bir yaklaşım olmaz.

Gelinen noktada artık başkanlık sisteminin bir zaruret olduğunun tartışılmasından çok iktidar partisinin nasıl bir başkanlık sistemi düşündüğünü ortaya koyması, toplumun bilgisine sunması gerekiyor. Zaman zaman Türk tipi başkanlıktan söz ediliyor. Ama bunun içi doldurulmuyor. Yani Türk tipi başkanlıktan iktidar partisinin ne anladığı izah edilmiyor. Kısacası, öngörülen ortaya çıkmış hukuki alt yapısı olmayan fiili durumun en kısa zamanda hukuki bir zemine oturtulması gerekiyor. Oldubittilere prim vermeye, alkışlamaya başladığımızda bu oldubittilerin arkası gelecektir. Hemen belirteyim ki, Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini Türkiye’nin gündemine ilk getiren ve savunan rahmetli Erbakan Hocam olmuştur. Bu sebeple bizlerde bunu 40 yıldan beri savunuyoruz. Bugün gelinen noktada dün savunduğumuza bugün karşı çıkmak doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak, 14 yıldır tek başına iktidar olan bir kadronun geçen bu süre içinde hep yeni bir anayasa yapılması gerektiğine vurgu yapıp, başkanlık sistemini savunup hem de bu yönde yarım bir adım atmış olması doğru olmamıştır. Bugün öncelikli olarak yapılması gereken bu eksikliğin tamamlanmasıdır.

Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini öngören anayasa değişikliği doğru ve gerekliydi ama bununla birlikte ortaya çıkacak belirsizliğinin de önlenmesi gerekiyordu. Niyet daha baştan gerçekten başkanlık sitemi idiyse onun getirilmesi gerekiyordu. Eğer, Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini öngören anayasa değişikliği ile birlikte başkanlık sistemini öngören düzenlemede yapılmış olsaydı bugün ortaya çıkan durum yaşanmaz, kimse de düşük profilli başbakan değerlendirmesi yapmazdı/yapamazdı. Bu tür değerlendirmeleri doğru bulmuyor olsam da maalesef medyada her gün yeni başbakanın vasfın belirtilirken böyle bir değerlendirme yapılıyor. Bunun ileride kim başbakan olacaksa başbakanlık yapmayacağı anlamına geldiğini bu nitelendirmeyi yapanların bilmiyor olması mümkün değil. Bu ise onur kırıcı olacaktır. Hâlbuki ülkenin yeni kırgınlıklara değil, sevgi ve muhabbete ihtiyacı var. Kaldı ki, birilerini memnun etmek ve şirin görünmek için birilerini incitmenin de doğru olmadığını söylemeye bile gerek yok. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.