25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 34°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 32°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 32°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 36°C Aydın
    • 39°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,194 -0.24
  • Dolar: 3,5623 0.16
  • Euro: 4,1506 0.29

AB ve Almanya ile sorunlar bitti mi?

Abdulkadir Özkan

Sadece AB ve Almanya ile değil tüm komşularımızla da ciddi sorunlarımız var. Hemen her gün medyada İran’a yönelik haberler gündeme geliyor. Irak ve Suriye, Rusya ve Yunanistan ile sadece bizden kaynaklanmayan sorunlar var. Çok daha önemlisi Irak ve Suriye’de sadece bu ülkelerin yönetimleri ile soru yaşmıyoruz özellikle ABD, Irak ve Suriye’de sınır komşumuz haline geldi. Böyle olunca Irak ve Suriye’de çatışma ve belirsizliğin esas sebebini oluşturan ABD ve koalisyon güçleri ile de ciddi sorunlarımız var. Artık gizlemeye bile gerek duymadan ABD açıktan PYD ve PKK terör örgütlerine destek veriyor, hatta PYD ile ortak operasyonlar yapıyor. Bu yönüyle terör örgütleri ile verdiğimiz mücadeleyi aynı zamanda ABD ile de verdiğimizi, hatta bir adım daha atarsak ABD’nin koalisyon ortakları ile verdiğimizi söylemek yanlış olmaz. Uzun yılardan beri sıkça tekrarlanan ama pek sevmediğim, etrafımızın düşmanlarla çevrili olduğu yaklaşımı gerçek oldu.

Yazımın ağırlıklı noktasını AB ve Almanya ile ortaya çıkan son sorunlar oluşturacağı için diğer komşularımızla yaşananları bir kenara bırakmak istiyorum. Hatırlanacağı gibi Suriyeli mültecilerin bir bölümünün Avrupa kapılarına dayanması AB ülkelerini sanki Müslümanların istilasına uğradıkları gibi bir korkuya kapılmalarına yol açtı. Bunun sonucu olarak mültecilerin Avrupa kapılarına ulaşmadan Türkiye’de tutulmasını esas alan bir anlaşma imzalandı. İmzalanan anlaşmanın esasını mültecilerin Türkiye’de tutulması ve buna karşılık 3 milyar avro kesin, 3 milyar avroda verilip verilmeyeceği belli olmamakla birlikte bir destek verilmesi ile Türkiye’nin anlaşmanın imzalandığı zamana kadar gündemine alıp TBMM’ye sevk ettiği ancak görüşülüp kesinleştirmediği toplam 72 maddelik düzenlemenin Mayıs ayı içinde tamamlanması ve Temmuz ayı itibariyle AB ülkelerinde Türklere vize uygulamasının kaldırılması kararlaştırılmıştı. O günlerde Türkiye tüm şartları yerine getirmiş olsa bile AB’nin vizeyi kaldıracağına pek inanmadığımı dile getirmiştim. Neticede bu tahminimde yanılmadığım ortaya çıktı. Şu günlerde ne vizelerin kalkması ne de ülkemize sığınmış olan 3 milyona yaklaşan Suriyelilere harcanmak için verilmesi kararlaştırılan maddi destek gündemde. Sebep ise AB’nin ısrarlı bir şekilde terör tarifinin AB ölçülerine göre yeniden yapılması ve bunun yasalaştırılması isteği.

Türkiye’nin 40 yıldır mücadele verdiği terör konusunda elini zayıflatması anlamına gelen, bunun da ötesinde terör örgütü elemanlarını ülkelerinde koruma altına almış ülkelerin bu tavırlarına gerekçe kazandırma, bir diğeri ifadeyle teröristleri açıktan koruma ve kollamalarına karşı söyleyecek sözümüzün kalmaması. Kısacası Türkiye’nin terörle mücadelede elinin zayıflamasına yol açacak bir düzenlemede AB ülkeleri direniyor. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi hiç gündemde yokken bir de sözde soykırım tasarısı Almanya Parlamentosu’nda görüşülüp kabul ediliyor. Kendi geçmişlerine bakmadan Türkiye’yi yargılamaya kalkmaları haklı olarak ülkemizde tepki gördü. Özellikle de Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Başbakan ve bakanlar sert tepki verdiler. Bu tepkilerin ardından Almanya ve AB ülkeleri ile ilişkilerimizin gözden geçirileceği, yeni bir stratejinin devreye girmesi beklenirken sert esen rüzgarların yerini bir anda sükunet aldı ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Geri kabul askıya alınmadı” diyerek geçmişteki sert açıklamamlar unutulmuş görüntüsü verdi. Elbette sürekli tartışılarak dış politika yürütülmez ama muhataplarımız müspet bir adım atmamışken bizim böylesine sükûneti tercih etmemizin manasını birilerinin izah etmesi gerekir. Geri Kabul Anlaşması’nın mimarlarından birisi Almanya Başbakanı Merkel olduğu halde aynı Almanya’nın mülteci anlaşmasını uygulanmaz hale getirdiği yetmiyormuş gibi bir de sözde soykırım tasarısını Meclis’inden geçirmesi karşısında atmamız gereken bir adım yok mudur? Yani sadece öfke ve kızgınlığımızı dile getirip kenara çekilmek bize ne kazandıracak? Söz gelimi AB’ye üyelik müracaatımızı geri çekemez, yeter artık diyemez miyiz? Benzer bir tavır sergileyemeyecek idiysek günlerce niçin öfke krizine yakalandık?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.