Fatma Tuncer

Fatma Tuncer

Oruç davranışlarımızı terbiye eder

Oruç davranışlarımızı terbiye eder

ANNE babalar çocukların ahlaki gelişimleri konusunda sorular sorar ve sizden sihirli bir değnek isterler. Oysa eğitim belli bir sürece tabidir, bu süreç kişinin ölümüne kadar devam eder. Anne babaların çocukları ile ilgili aktardıkları sorunlar genellikle şunlar:

Çocuğumuz çok sabırsız, küçük sorunlarını dahi çözemiyor, her konuda bize bağımlı kalıyor.

Nasihat ettiğimizde dinlemiyor, kendisinin her konuda bilgi sahibi olabileceğini düşünüyor

Paylaşımı sevmiyor, insanlarla iletişim kuramıyor.

Küçük bir şeyden fırtınalar koparıyor, yenilgiyi asla kabul etmiyor.

Başarıyı seviyor, başarılı olamadığı anlarda hayattan kopuyor

Hayatı günübirlik yaşıyor yarınlar için üretebileceği bir şeyi yok.

Vermeyi sevmiyor, her zaman alıcı konumunda olmak istiyor.

Namazlarını kılmıyor, haramdan kaçınmıyor.

İsrafı seviyor, harçlığından bir miktar hayır yap dediğimizde tepki gösteriyor ama israfı seviyor.

Gösterişi seviyor, arkadaşları arasında dikkat çekmekten hoşlanıyor.

Çocukları ile yaşadıkları sorunlara çözüm bulabilmek için herhangi bir psikologdan yardım talep eden anne babalar, kaynağı hep dışarıda ararlar. Oysa Rabbimiz koyduğu ilkeleri ile fıtratımızda mevcut olan kaynakları harekete geçiriyor ve direncimizi arttırıyor. Anne babalar çocukları İslam ekseninde bir çizgiye çekebilirlerse yaşadıkları sorunların bir çoğunu rehabilite edebilirler. Zira İslam’ın koyduğu ilkeler insanı fıtratıyla uyumlu hale getiriyor. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı insanın kendine dönmesi ve ahlaki değerlerle kucaklaşması açısından önemli bir imkândır. Çocuklarının tahammülsüzlüğünden, doyumsuzluğundan ve vurdumduymazlığından şikayet eden aileler bu ayı fırsat bilip onların gönüllerindeki erdem tohumlarını yeşertmelidirler. Nitekim oruç insana iyi ile kötüyü ayrıştırma bilinci veriyor, gençlerimizin irade eğitimine katkı sağlıyor. Allah için yiyip içmekten vazgeçen bir genç eğer isterse kötülüklerden de uzaklaşabilir.

Kapitalist kültürün şemsiyesi altında büyüyen gençlerin insanlarla ilişkileri hedonizme, hazcılık temeline dayanıyor. Hedonizmin çizgisinde yaşayan bireylerde ise dayanışma ve paylaşım anlayışı yoktur. Yaşamı zevk ve eğlenceden ibaret gören gençler, bütün enerjilerini hazlar peşinde koşarak tüketirler. Ne yazık ki, hâkim olan seküler bakış açısı bu çocukların iradelerini ele geçirmiş ve ahiret inancını zayıflatmıştır. Tek boyutlu bir hayat tasavvuru dayatan bu anlayış gençleri kısır bir döngüye sürüklemiş ve yapılan hiçbir şeyden hesap verilemeyeceğini düşünen bir neslin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İnsanın fıtratında nöbet bekleyen bir asker gibi duran vicdan, derin yara almış ve sessizliğe çekilmiştir. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı ölen vicdanlarımızı harekete geçirmek için bir imkândır. Çocuklarımızı bu imkandan mahrum bırakmayalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatma Tuncer Arşivi