23 Mayıs 2017 Salı27 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 16°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 28°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 97.484 1.12
  • Altın: 144,385 0.09
  • Dolar: 3,5643 0.08
  • Euro: 3,9997 -0.03

Rusya ile Suriye’de ne yapacağız?

Ahmet Taşgetiren

Dış politikada işler çok girift. Rus uçağı, Ruslar’ın Suriye’de Türkmen bölgelerini bombaladığı ve Türkiye’de devletten topluma herkesin buna çok öfkelendiği dönemde, sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle düşürülmüştü.

Sonrası malum. Ruslar çok kızdı. Rus kızgınlığının bütün rengi Putin’in tavırlarına yansıdı. Bir yerde Putin’in de karizması çizilmişti.

Türk-Rus ilişkileri bozuldu. Bunun iki ülkeye de zarar verdiğini her iki ülkenin yetkilileri de kabul ediyor. Ki Türkiye açısından Suriye’de pozisyonumuz zarar gördü, ekonomi ciddi anlamda olumsuz etkilendi. İlişkiler neredeyse soğuk savaş günlerine döndü. Olanlar Rusya’yı da olumsuz etkiledi ama Putin yönetimi, “uçak düşürülme” hadisesini “ülke prestiji” açısından gördüler ve orası tamir edilmeden barışmaya yanaşmadılar.

Bu yüzden Türkiye’nin bütün girişimlerine rağmen Putin deyim yerindeyse “Burnundan kıl aldırmama” tavrını sergiledi. “Türkiye adım atsın, özür dilesin, tazminat ödesin, işler düzelsin” mealinde tepkiler verdi.

En son gelişme, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın 12 Haziran “Rusya günü” dolayısıyla Putin’e ve Medvedev’e gönderdiği kutlama mesajı oldu. Mesajlarda “Münasebetlerimizin hak ettiği seviyeye yükselmesi temennisi” dile getirildi.

Rusya’nın bu son jestlere nasıl cevap vereceğini göreceğiz.

Bu arada, başka kanallarla da sorunun çözülmesi için girişimlerde bulunulduğuna dair bilgiler var. “Türkiye’nin uçağın düşürülmesinden dolayı ‘üzüntü’ bildirmesi ve ölen pilotun yakınlarına ‘yardım’ yapılması” tarzında bir formül üzerinde çalışıldığı, bu arada Rusya’daki Müslüman dini liderlerin de devrede olduğu söyleniyor. Türkiye - Rusya ilişkilerinin sağlıklı olmasının ayrıca Rusya’daki Müslümanlar açısından da büyük önem taşıdığını not edelim.

Türkiye - Rusya ilişkilerinin iyi gitmesinin her iki ülkenin de yararına olduğu muhakkak. Onun için gerilimin atlatılması önemli.

Belli ki şu süreçte gerilimin düşürülmesi en azından Türkiye’nin “Uçak düşürülmesinde bir yanlışlık” oldu tarzında iyileştirici adım atmasına bağlı.

Ancak ortada yine de özellikle “Suriye eksenli” bir sorun olduğu gözden kaçırılamaz:

Belli ki Suriye’de Türkiye-Rusya duruşu, başından beri uyuşmuyor. Rusya Esed’i destekledi, Esed’le birlikte muhalifleri vurdu, bu arada Türkiye’nin kendi güvenliği açısından çok önem verdiği Türkmenleri de vurdu, daha ötede ABD ile birlik olup “DAEŞ’e karşı mücadelede işbirliği” adı altında PYD’ye alan açtı. Bu arada Türkiye’nin Suriye semalarında uçak uçurmasının önünü kesti.

Diyelim Rusya ile uçak krizinde şu veya bu şekilde “alttan alma” ile sorun bir yere geldi.

Sonra Suriye’de Rusya’nın tavrı değişecek mi?

Yoksa Türkiye mi Suriye’de yeni bir tavır geliştirecek?

Rusya’nın ve Türkiye’nin pozisyonları aynı kaldığı takdirde, Türkiye mesela PYD ile ilişkiler konusunda “müttefik” Amerika’yı sorguladığı gibi Rusya’yı da sorgulayacak mı?

Hele Rusya yeniden Türkmen bölgelerine saldırı düzenlediğinde Türkiye, sessiz mi kalacak?

İlişkiler düzelsin, tamam, ama bu, Rusya’ya bütün rezervlerimizi kaldırdığımız izlenimi vermesin. Çünkü Suriye işi çok karışık ve orada Suriye’den öte bir bölge dizaynı mücadelesi veriliyor. O sebeple Suriye’de Amerika ile ilişkilerimizin niteliği de hayati önem taşıyor.

HAMİŞ: “Hamiş” Ahmet Kekeç’in yazı sonlarına eklediği notları ifade ediyor. Haydi bugün ben de onun “Hamiş”i ile ona yazayım. Dünkü yazısında benim salı günkü “Acaba Davos’un rövanşı mıydı?” başlıklı yazımı iğnelemiş. Şu ifadelerle:

“ Sevgili ağabeyimiz gücenmesin ama işin içine Davos’u ve “van münit”i karıştırıp, birtakım panik cümleleri kurmanın da âlemi yok. Çünkü ortada, başarı ya da başarısızlık diye değerlendirebileceğimiz bir durum yok. Bir “cenaze töreni” var sadece. Hepsi bu.”

Demek “Hepsi bu.” Acaba Sayın Cumhurbaşkanı, Haham’ın “Türkiye’nin liderlerine Kürtleri öldürmeyi bırakmalarını söyleyin” şeklinde konuştuğu ortamda olsaydı da “Hepsi bu” olabilir miydi? Sevgili kardeşim gücenme ama politik bilincin beni şaşırtıyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.