23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 28°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 26°C Balıkesir
  • BIST: 107.673 -0.75
  • Altın: 151,891 0.50
  • Dolar: 3,7069 0.99
  • Euro: 4,3562 0.74

Barış adımları ve Türkiye’nin büyük gücü

İbrahim Kahveci

Küresel ekonomik düzenin sürdürülebilir bir tarafı kalmadı. Neo-Liberalizm ile beraber artan finansallaşma ortaya aşırı bir gelir dağılımı bozukluğu çıktı. MUSİAD Başkanı Nail Olpak iftar yemeğinde şöyle demişti: “Bir tarafta fiyatlar düşmesin diye çöpe dökülen gıdalar, diğer tarafta açlıktan ölen insanlar.”

Maalesef gelir dağılımındaki bu bozukluk, bölgemizi çatışma merkezi haline getirdi. Göç dalgasının da ara merkezi olarak yine Türkiye ön plana çıkıyor. Dolayısı ile bu bölgede bir politik istikrarın oluşması ve güvenli yönetimin sağlanması gerçekten çok zor iş.

Aslında benzer şeyler Latin Amerika ülkeleri için de söylenebilir. Mesela Venezuela açlık ile mücadele ederken, Brezilya yolsuzlukların merkezi oldu. Keza 80’li yıllarda Dünya’nın en büyük 10 ekonomisi içinde gösterilen Arjantin, artık iflaslar ülkesi olarak güven kaybetti. Ama bu karmaşık bölgede yükselen güç Şili, bir başarı öyküsü sergileyebiliyor.

Şili, yolsuzluk endeksi en düşük ülkelerden biri. Ayrıca topladığı vergileri yol-su-elektrik yanında eğitime harcıyor. Yani yatırımını toprağa ve binaya değil; insana ve altyapıya gerçekleştiriyor.

H H H

Türkiye ise özellikle AK Parti iktidarı döneminde eğitime çok büyük yatırım yapıyor. Artık öğrenci başına düşen öğretmen sayısı çok arttı. Sınıflarda öğrenci sayısı da oldukça aşağıya düştü. Yükseköğretimde ise okullaşma oranı kimsenin inanamayacağı seviyeye yükseldi. Nerede ise herkes üniversite mezunu oluyor.

İyi ama ya kalite!

Bakın bunu çok defa yazdım ama tekrar edeceğim: Okulların önü lüks ithal marka araçlarla doldu. Okul bahçeleri çocukların oyun alanından ziyade öğretmenlerin ve özellikle okul yönetimlerinin bedava otoparkı haline geldi. Ama kalite sınıflardan içeri bir türlü giremedi.

Yeni yapılan bir çok okul biliyoruz ki bahçelerinde 1 metrekare yeşil alan yok; tamamı betonlaştırılmış bahçelerde çocuklar neyi teneffüs edecek?

Bilim ve eğitim alanında yapılan yatırımlar bir türlü istenen sonucu vermedi. Bunda eğitim politikalarındaki sürekli değişimin etkisi olduğu ileri sürülüyor. İyi ama neden eğitimdeki direnç hiç hesaba katılmıyor. Eskiden derslere uğramadan eylemlerinin karşılığında sınıf geçen bir ideoloji kontenjanı vardı.

H H H

Altyapı ve eğitim... Şili için büyük değişimi başlatan hamle. İşte ben de Türkiye için benzer önerileri söyleyip duruyorum.

Bugün devlet gayet iyi oranda vergi topluyor. İlk önerim bu vergilerin bir kısmını almasın, yani direkt üretim maliyetini artırıcı vergiler hafifletilsin. Mesela istihdam vergileri en acili... Karşılığında ise lüks tüketim (şirketler üzerinden) frenlensin. Yani lüks araçlar vergilerden düşürülmesin. Rant vergileri gelsin, hem de hemen.

İkinci önerim ise toplanan vergilerden daha fazlasını altyapı yatırımlarına harcayalım. Mesela neden Diyarbakır, İzmir, Antalya, Karadeniz hızlı tren demir yolları bağlanmasın? Bence bugüne kadar çoktan bitmeliydi bu hatlar.

H H H

Türkiye AK Parti gibi bir tek parti istikrarını yeterince kullandı mı? Bence ekonomide bu güçlü istikrar yeterince kullanılamadı. Çoğu kimse ile anlaşamadığımız nokta işte burası. Güçlü istikrar döneminde Türkiye çok daha hızlı büyüme ve kalkınma hamlesini yapabilirdi. Maalesef ekonominin başında yıllarca muhasebe-finans merkezli bir yönetim uyguladık. Oysa bir şirket büyüme kalkınma işini asla muhasebe-finansa  bırakamaz; ama biz ülke olarak bıraktık.

Bugün, dünyayı gözünüzün önüne getirin. Finansal zenginlik sağlayan ABD, İngiltere ve AB ülkeleri bile gelir dağılımındaki bozulmadan dolayı kaynıyor. Mesele sadece fakir Afrika ve Ortadoğu ülkeleri ile sınırlı değil.

Ama bir bölge çok rahat.

Neresi mi? Uzakdoğu... Yani bugün dünyanın üretim merkezi olan ülkeler gelir dağılımında ve ekonomik istikrarda daha sağlıklı.

Ne diyorduk Türkiye için... Bölgenin üretim merkezi; veya bölgenin üretim gücü. Evet, Türkiye bir üretim ülkesi. Ama son yıllarda bu gücü azaldı. Sanayinin payı yüzde 23,0’lerden yüzde 15,6’lara geriledi.  O nedenle siyasette başlayan bu dönüşümün ekonomik karşılığı da olmalı. Sadece 3-5 turist için bu açılımın yapıldığını hiç sanmıyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.