26 Eylül 2017 Salı5 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:23Güneş 06:48Öğle 13:03İkindi 16:22Akşam 19:04Yatsı 20:23
    • 22°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 102.270 -1.78
  • Altın: 149,533 2.44
  • Dolar: 3,5485 1.65
  • Euro: 4,2033 0.79

Rezilliği gördünüz mü?

Kemal Belgin

Kadir Gecesi ya... Allah günahlarımızı affeder diye dua ederken, evdeyiz ya, ekranlarını dolaşıyorum... Bizim A Spor’a baktım. Bir tanımadık isim ki, eski futbolcuymuş, bir de eski gazeteci diye tanıtılan Aygün kardeşimiz. Bizim Aykut da programını sunuyor. Hem konuklar, hem de sunucu programın geri kalan kısmındaki tatsızlıklar için özür dileyip programı kapattılar. Merak ettim. Acaba ne olmuştu Ertesi sabah tekrarı oluyor ya, merakla oturdum ekranın karşısına...

Vah ki vah! Telefonun bir ucunda bizim meslektaş Turgay, diğer taraflarında Metin ve Ahmet isimli iki menajer... Karşılıklı suçlamalar, birbirlerinden para istedikleri gibi hiç yakışmayan sözler, yani iftiralar diyorum ben... Sonunda sunucu Aykut kardeşim, konuklarından özür dileyip ki, onlara sıra gelmemişti herhangi bir konu ile ilgili değerlendirme yapmak için, programı kapattı.

Şimdi gelelim sadede... Değerli okurlar; bu satırların yazarı taaa ilk günlerden beri futbolcu sözleşmesi uzatmada ya da başka kulüpten transferde menajer rolüne karşı çıkmıştır. Eskiden nasıl mı olurdu Yönetici futbolcuyu karşısına alır ona sorardı, ne istiyorsun ya da ben sana şu kadar vereceğim ne dersin diye... Futbolcu ya ilk sözde getirin sözleşmeyi imzayı basayım derdi ya da o para az ben şu kadar istiyorum derdi. İlk görüşmede iş tatlıya bağlanamazsa, yeni bir görüşme için randevu verilirdi. Aradan geçecek sürede kalın ağabeyler araya girerdi zaman zaman. “Bu çocuğu bırakmayın, bize lazım, ekleyin paraya yüz kâğıt daha bitirin işi” diye... Ya da anlaşma zemini çok sert ise, futbolcuya başka kulüp talip olurdu. Bazen de, hatta çoğu zaman o futbolcu kaçırılırdı. Ama hiç bir gün araya menajer girmemiştir. Sadece futbolcu iradesi ve kulüp koşulları çarpışırdı. Gözü kör olsun Bosmann diye biri çıktı işleri berbat etti. Eskiden kulübün, sözleşmeyi bitimine az bir zaman kala bir yıl uzatma hakkı vardı. O süre bittiğinde de futbolcu gidebilirdi. Burada soracağım soru da şudur; Ey futbolcu kardeşler, sizin kendi iradeniz yok mudur Siz bir yönetici karşısında tavır alacak kadar büyümediniz mi Bakınız burada çok icraatını eleştirdiğim Aziz Yıldırım’a, çok para uçtuktan sonra da olsa hak veriyorum. Ne de güzel karşımda menajer istemiyorum artık demiş... 

Ben size şimdi bir iki yaşanmış eski transfer anlatayım da... Fenerbahçe, Şenol’la Birol’u Beşiktaş’ta sözleşmeleri bittiğinde kaçırmıştı. Rahmetli Hidayet Akbulut muhafazasında her ikisi de Fenerbahçe olmuşlardı. Fenerbahçe kaleci Sabri’yi Gebze’ye kaçırmış ama bu iyi dostum kaleci sonunda Beşiktaş’ı tercih edip Gebze’den tüymüştü. Hasan Vezir Fenerbahçe’ye kiralık olarak gelmişti Rize’den... Dönemin Fenerbahçe başkanı kafayı Rıdvan’a taktığından Hasan ortada kalmış, sonunda da Ergun Gürsoy dostumuz Hasan’ı tekne ile kaçırıp, hem de Beşiktaş’a karşı kupa maçında oynatmadan, Galatasaraylı yapmıştı.

Yukarıda yazdıklarımın içinde bir tek menajer katkısı yoktu. Zaten o dönemde öyle bir menajer adı bile yoktu. Oyuncu kendi iradesi ile kulüp de özel transfer görevlileri sayesinde iş bitirirlerdi. Haaaa o özel görevliler var ya... Bırakın beş kuruş pay almayı, kulüplerinin hastası olduklarından kendi işlerini kaybettikleri bile olmuştur. En çarpıcı örneği de Taksim’deki parçacı dükkânını ilgisizlikten kaybeden Hidayet ağabeydir.

Gelelim ekrandaki gazeteci dostuma... Buradan onun üzerinden bütün meslektaşlara sesleniyorum; elinizde kesin kanıt olmadan kimseyi suçlamayınız! Hele hele mesele para-pul ise sakın ola ki onun bunun sözleriyle hareket edip, söylemde bulunmayınız!

Ama desenize; başta spor branşı olmak üzere sağlıklı medya mı kaldı Yine kimleri kimlere transfer edip durduk. Sonunda Ben Arfa da Paris Saint Germain’e gitmiş.

Değerli dostlar; size bu transfer yalanı ile yaşanmış ibret verici bir vaka yazacağım. Söz konusu futbolcu hayatta ama emekli tabii ki, gazete de yayınına devam ediyor ama başka bir patron altında, kulüp de bizden, hem de büyüklerinden  tabii ki... Bu olayda hiç suçu olmayan kulüp ve futbolcu... Ama ne yazık ki o gazete ve o patronu ve de bu işte patron yanında duran hala bir gazetenin genel yayın yönetmeni... Ve Türkiye Almanya’da dilleri düşmüştür bu transfer yalanı yüzünden...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.